Yalovalı esnaflar kepenk kapatıyor

Marmara depreminde büyük zarara uğrayan Yalovalı esnaf ve sanatkârlar, sorunların çözümü noktasında hükümetin duyarsızlığını protesto amacıyla kepenk indirecekler.

Yalovalı esnaflar kepenk kapatıyor
Marmara depreminde ağır hasar gören esnaf ve sanatkârlar, sorunlarına çözüm bulunmadığı için kent genelinde gerçekleştirecekleri kepenk indirme eyleminin tarihini belirlemek amacıyla düzenledikleri toplantıya katılan Vali Nilat Özgöl'ün gazetecileri suçlayıcı konuşmasına tepki gösterdiler.
Vali Özgöl, Yalova Esnaf Odaları Birliği'nce düzenlenen ve siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, Yalova'nın büyük bir deprem felaketi yaşadığını, esnaf ve sanatkârların da bu felaketten etkilendiğini söyledi. Yerel ve ulusal basın mensuplarının depremden sonra şahsı ve ailesiyle ilgili yayınladığı yanlış haberlerin, Yalova'da yapılması gereken işlerin aksamasına neden olduğunu iddia eden Özgöl, "Bugün burada sorunları tartışıyorsunuz. İyi güzel de, geçmişte basın bunları yaparken, sizler neden bu haberleri yazanların yüzlerine tükürmediniz, neden kalemlerini kırmadınız" dedi.
Valiye tepki
Özgöl'ün konuşması üzerine söz alan CHP Yalova İl Başkanı Muharrem İnce ise, esnaf odaları başkanları ile siyasi parti temsilcilerinin Yalova için yapılacak çalışmalar hakkında düşüncelerini açıkladığı bir toplantıda, Vali Özgöl'ün başarısızlığının faturasını basın mensuplarına çıkarmasını "Abesle iştigal" olarak değerlendirdiklerini bildirdi. İnce, "Basının suratına tükürülmez, kalemi kırılmaz. Vali bey önce yaptıklarının hesabını vermeli. Basın yalan yanlış yazıyorsa, neden o günlerde tekzip hakkını kullanmadı" diye konuştu.
DYP Yalova İl Başkanı Fikri Turgut da, depremden sonra büyük zarar gören kent ekonomisinin toparlanamamasının en büyük nedeninin, bir kısım bürokratın başarısızlığı ve siyasallaşması olduğunu söyledi. Konuşmaların ardından siyasi parti ve esnaf odaları temsilcileri toplantıyı terk etti.
Kepenkler kapatılacak
Yalova Esnaf Odaları Birliği, depremin üzerinden 7 ay geçmesine rağmen siyasiler tarafından sorunlarına gereken ilginin gösterilmediği gerekçesiyle kepenk kapatma eylemi yapma kararı almışlardı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Rektörlerin dertleri yine harçlar
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, YÖK üyeleri ve halen faaliyet gösteren devlet ve vakıf üniversitesi rektörleri, Milli Eğitim Bakanı Bostancıoğlu başkanlığında, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i ziyaret ettiler. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le bir araya geldikleri Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde, eğitim sorunlarını konuşmak yerine, öğrenci harçlarını, kendi maaşlarını, "irtica ve bülücülük" tehlikelerini konuştular.
Rektörler, özellikle emekçi çocuklarına üniversite kapılarını kapatan yeni sınav sisteminden övgüyle söz ettiler. Bildik Demirelvari telkinlerde bulunan ve üniversitelerin hür olduğunu iddia eden Demirel, "Bir üniversite reformuna ihtiyaç vardır" dedi.
Üniversitelerin mali gelirlerine de değinen Prof. Dr. Gürüz, devlet üniversitelerinin toplam gelirleri içinde, öğrenci katkı paylarının yüzde 5 düzeyinde seyrettiğini kaydederek, öğrenci katkı paylarının reel hale getirilmesini talep ettiler. Öğrencilerin eğitime gerçek katkılarının devlet üniversitelerinin toplam gelirleri içindeki payının çok daha düşük olduğunu savunan Prof. Dr. Gürüz, diğer ülkelerdeki oranlarla da karşılaştırma yaptı. Prof. Dr. Gürüz, "Yükseköğretimin sadece zengin ülkelerde parasız olabileceği kanısı doğru değildir. Gelir düzeyine ve başarının devamına bağlı karşılıklı veya karşılıksız burs, düşük faizli kredi programları, hiç kimseyi yükseköğretimden mahrum etmeyeceği gibi alt gelir gruplarına daha fazla imkân yaratacaktır. Öğrenci katkı payları mutlaka reel hale getirilmelidir" diye konuştu. Üniversiteye giriş sınavı sistemindeki yeni düzenleme hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Gürüz, "yeni sistemden çok olumlu neticeler alındığını ve alınmaya devam edileceğini" savundu. Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, yükseköğretimdeki okullaşma oranının, açıköğretim dahil yüzde 29.3 olduğunu belirterek, "Gelişmiş ülkelerin gerisinde kalan bu oran ile 2000'li yılların bilgi ve teknolojisinden gereğince yararlanmak ve çağa uyum sağlamak kolay olmayacaktır" dedi. Bir yandan eğitimin paralı hale getirilerek, emekçi çocuklarına kapatılmasını savunan Bostancıoğlu, diğer yandan 21. yüzyıla hazırlanmak için, toplumu sürekli eğitimden geçirerek bilgi çağına yabancı kalmamayı sağlamak gerektiğini savunan çelişkili açıklamalarda bulundu. Dünyanın eğitime en az pay ayıran ülkesinde yaşadığını unutan Bostancıoğlu, hükümetin son yıllarda özellikle yükseköğretime daha fazla pay ayırdığını iddia etti.
Bostancıoğlu'ndan itiraf
Üniversitelerin, insan gücü, eğitim ve istihdam dengesi göz önüne alınmadan büyüdüğünü kaydeden Bostancıoğlu, özellikle sosyal talebin yoğun olduğu dallarda öğretim üyesi bulunamazken, diğer dallarda sağlıksız bir büyüme gözlendiğini anlattı. Bostancıoğlu, üniversitelerin geleneksel görevlerinin dışında demokratik, sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamda öncülük gibi sorumluluklarını yerine getiremediğini itiraf etti. YÖK Başkanı Prof. Dr. Gürüz de Cumhurbaşkanı'na "1998-1999 eğitim öğretim yılından 1999-2000 eğitim-öğretim yılına gelişmeler" konulu bir brifing sundu. Gürüz, brifingde, öğretim elemanlarının maaşlarının azlığından yakındı. Öğretim elemanlarının maaşlarının 235 milyon lira ile 575 milyon lira arasında değiştiğini kaydeden Prof. Dr. Gürüz, bu miktarları TÜBİTAK ve Rekabet Kurumu'nda çalışanların maaşlarıyla karşılaştırdı ve öğretim elemanlarının ücretlerinin yükseltilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
ÜAK Başkanı: İrticaya geçit yok
Üniversitelerarası Kurul Başkanı ve Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Kutlu da rektörler adına yaptığı konuşmada, öğretim elemanlarının maaşlarının düşüklüğüne ve ödeneklerin yetersizliğine işaret etti. Kutlu, "ülkemiz için önemli bir problem olarak karşımızda duran bölücülük, yıkıcılık ve irticai faaliyetlere hiçbir şekilde müsaade etmeyerek, başarılı çalışmalarını sürdürmektedirler" dedi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise, üniversite reformuna ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Demirel, rektörlere, "Cumhuriyet üniversitesine musallat olmuş birtakım cereyanlara karşı gösterdiğiniz direnç, cumhuriyet üniversitesini koruma hissi ve şuurunu takdirle karşılıyorum" diye hitap etti. Üniversiteleşme oranının yükseltilmesi konusunda da vurgulamalar yapan Demirel, üniversitelerin sorunları ve çözüm önerilerini 15 madde halinde sıralayarak, çözüm konusunda herkesten destek istedi.
Üniversiteler hürmüş!
Demirel, üniversitelerin sorunları ve çözüm önerilerini şöyle sıraladı: "Çağdaş üniversite, hür üniversite olmaya devam etmelidir. Bugün gayet tabii ki, Türk üniversitesi hürdür. Yalnız, 'bazı tahditler, bazı sınırlamalar, bazı bürokratik engeller Türk üniversitesini hür olmakla hür olmamak sınırına mı getirmiştir' gibi kaygıları bir kenara atamayız. Üniversitelerimizin akademik ve idari kadro sorunu vardır. Üzüntüyle söyleyeyim ki, bu sorunlar birçok gayrete rağmen henüz istediğimiz biçimde aşılabilmiş değildir. Bugün 65 bin olan üniversite kadrosunun en kısa zamanda 100 bine çıkarılması şarttır. Üniversitelere ayrılan yatırım ve onarım ödenekleri kifayetsizdir. Bunların kullanılmasına getirilen bürokratik kısıtlamalar işi daha da zorlaştırmaktadır. Bunlar yanlıştır. Üniversitelere yeni kaynaklar aramak ve bulmak lazımdır. Döner sermaye gelirlerine Hazine dokunmamalıdır.
Yeni kurulan ve doğu bölgelerimizdeki üniversiteler, tasarrruf tedbirleri dışında tutulmalıdır. Üniversitelerin kamu kurum ve kuruluşlarına ait kullanılmayan bina ve tesislerden yararlanmaları lazımdır. Bunda kısmi başarılıyız ve inadımız sürüyor. Devlet kuruluşlarının kullanmadığı birtakım tesisleri peyderpey üniversitelere aktarmak için uğraşıyoruz. Teknik üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitülerinin teknopark kurmaları konusundaki çalışmalar kolaylaştırılmalıdır.
www.evrensel.net