'Tehdit edici' müzik: Chumbawamba

1982 yılından bu yana müzik yapan Chumbawamba topluluğu, Liverpool liman işçilerinin mücadelesine albümlerinde yer verirken, idama mahkûm gazeteci Abu-Jamal'le de dayanışma çağrısı yapıyor.

'Tehdit edici' müzik: Chumbawamba
1982 yılına gelindiğinde, rock müziğe alternatif olarak ortaya çıkan punk müziğinin hızı kesiliyordu. Popüler kültürü ve ırkçılığı sert ve yalın bir dille eleştiren Dead Kennedys gibi toplulukları taklit eden grupların sayısı artıyordu, ancak dinleyicinin de karnı artık bol küfürlü "yarı politik" şarkı sözlerine doymuştu. Basit çalmak, tüm punk gruplarının ortak bir eğilimiydi elbette, ama giderek birbirlerini tekrar eden grupların müzik yaşamlarının da daha uzun sürmesi imkansızdı. Kendilerini yenileyemeyen topluluklar birer birer sahneden çekildi.
Chumbawamba, işte böylesi bir dönemde, İngiltere'nin Leeds kentinin bir gecekondu semtinde kuruldu. 82'den bu yana da sayısız uzunçalar, EP, single yayınladılar çok sayıda sanatçıyla birlikte çalıştılar. Müzikleri belki biraz 'yumuşak' görünüyordu ancak rock müziğin kalantorlarına, kapitalizme ve ırkçılığa karşı duydukları öfkeyi şarkılarında hissetmemek imkansızdı.
Agit Prop damgasıyla yayınlanan ilk singlelarında şöyle diyor Chumbawamba:

Otuz yıldır aynı pislik,
Müzik, para, hit üstüne hit
Sırıtmalar, yalanlar satışlar, duvarlar
Bu rock and roll'un otuz yılıdır
Adını da değiştirdiler birkaç kez
Bir şirketle anlaşarak asileşirler
İş dünyasına girince dürüstlükleri de biter
...
Eğer bizim müziğimiz
size neşe veriyor, sizi mutlu ediyorsa
Başaramamışız demektir
Sadece eğlendirip ilham vermiyorsa
Başaramamışız demektir
Müzik bir tehdit değildir
Müzikten esinlenen bir eylem
Tehdit olabilir!

Grubun ilk üyeleri Men In A Suitcase topluluğunun solisti Dunst, Ow My Hair's On Fire grubunun davulcusu Alice Nutter ve bilgisayar operatörü Lou Watts'tı. Bu kadro ile bir toplama albüme tek bir beste verdiler. İlk albüm öncesinde Harry Hamer ve Mavis Dillon da gruba katıldı. Kısa süre de de İngiliz muhafazakârların hedef tahtası oldular. "Demir Leydi" Margaret Thatcher'a karşı düzenlenen kampanyalara aktif olarak katıldılar, enselerinden polisin soluğu hiç eksik olmadı. Pictures of Starving Children Sell Records (Aç Çocukların Resimleri İyi Albüm Sattırır), Starvation, Charity and Rock'N'Roll (Açlık, Hayırseverlik ve Rock'N'Roll), Lies and Tradition (Yalanlar ve Gelenek) grubun başarılı çalışmaları arasında yer alır.
1990's Slap! ile birlikte Chumbawamba, sample diye bilinen türü de denemeye başladı. Bu çalışmada Kylie Minogue, Paul McCartney ve Abba'nın şarkıların deforme ederek çaldılar, ancak albüm henüz çıkmadan telif sorunu gerekçesiyle yasaklandı. Müzik piyasası 'en büyüklerin' şarkıları ile dalga geçilmesine izin veremezdi çünkü.
Chumbawamba 1997 yılında ilk kez büyük bir plak şirketiyle, EMI'yle anlaşma imzaladı. Tubthumping isimli albümden parçalar ABD ve İngiltere'de ilk on listelerinde yer aldı. Fakat grubun bundan böyle "yumuşayacağını ve uzlaşacağını" düşünenler albümü dinleyince yanıldıklarını anladılar.
Bu albümde yer verdikleri Liverpool liman işçileri için yazılan şarkı, işçilerin kanunlar ne derse desin grev yerlerini bırakmayacaklarını söyleyen, grevci işlerden birinin grevin sorunlarını anlatan bir konuşmasıyla başlar. Şarkıda, limana girip çıkan gemicilerin yanı sıra patronlara ve uzlaşmacı sendikacılara duyulan öfke anlatılır. Chumbawamba bu albümde ayrıca Başbakan Tony Blair'ın yalanlarını anlatan bir besteye yer veriyor.
Toplumsal sorunlar, şeytanın gör dediği adaletsizlik, her zaman Chumbawamba'nın şarkılarının konuları oldu. Konserleri birer ırkçılık karşıtı gösteriye dönüşüyordu. Grubun bugüne kadar arkasında yer alan sadık ve geniş bir dinleyici kitlesiyle ulaşmasının bir anahtarı müzikal arayışlarını popüler olandan etkilenmeden sürdürmeleri ise ikincisi de budur.
Chumbawamba'nın kurulduğu yıl, ABD'li devrimci siyah gazeteci Mumia Abu-Jamal'in bir polisi öldürdüğü gerekçesiyle tutuklandığı yıldır aynı zamanda. İdamı istenen Abu-Jamal'in davası tam bir hukuk skandalına dönüştü. Chumbawamba'nın Abu-Jamal için yazdığı yazının, topluluk hakkında iyi bir fikir edinmek açısından yararlı olacağını düşünüyoruz:
Filmlerde ve sabun köpüğü dizilerine birileri işlemediği bir suçtan sorumlu tutulur, birkaç yıkıcı ay geçir ve belki de sonunda cezaevine atılırlar. Geceler uykusuz geçer ve adanmış avukatlar gizli kalmış gerçekleri, yolsuzluk yapan polisleri bir bir ortaya çıkarırlar ve yanlış deliller ne kadar ikna edici olursa olsun adalet her zaman altın başını kaldırır ve kapanış sahnesinde kahraman mahkeme salonundan özgür bir şekilde çıkar.
Hollywood versiyonunda Mumia Abu-Jamal'in avukatlarıyla tokalaşması ve sevdiklerine sarılması gerekirdi. Mahkeme başkanı sert fakat adil biri olur, beraat kararı veren jüri üyelerinin ise gözleri dolardı. Ancak bu bir Hollywood filmi değil Mumia Abu-Jamal 18 yıldır işlemediği bir suçtan ötürü ölüm sırasını bekliyor...
Polis ve mahkeme, adaletin peşinde değil ve bir adam hâlâ siyasi inançlarından dolayı öldürülebiliyor. Mumia'nın öldürdülmesi yönünde büyük bir kitlesel baskı var, hükümet idam fermanını imzalamak üzere ve şimdi, çok geç olmadan, harekete geçmeliyiz.

www.evrensel.net