İşkence ortaklığına devlet koruması

İşkence ortaklığına devlet koruması

Türk Tabipleri Birliği tarafından 6 ay meslekten men edilen Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi Başkanı Nur Birgen, bu kez de memur affıyla kurtarılmaya çalışılıyor.

TTB'nin işkence ortaklığına karşı
    onur mücadelesi sürüyor
İki yıldır Adalet Bakanlığı tarafından korunan Nur Birgen'in, hakkında verilen meslekten men cezasının iptali için dava açtığı İstanbul 1. İdare Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi Başkanı Nur Birgen'in memur affına uğradığını iddia ederek, esas hakkında karar vermedi. Söz konusu memur affı yasasının kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarının verdiği cezaları kapsayamayacağını belirten Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise, mahkemenin kararını temyiz etti. Şimdi gözler, Danıştay 8. Daire'de.
Beyoğlu Adli Tabibi Nur Birgen, Yeni Demokrasi Hareketi İstanbul İl Başkanlığı binasını işgal ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınan ve işkence gören 7 kişiye 'sağlam' raporu verdiği için, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi'ne atandıktan sonra, Türk Tabipleri Birliği tarafından, 6 ay meslekten men cezasına çarptırılmıştı.
Adalet Bakanlığı koruyor
Aldığı ceza, TTB Merkez Konseyi tarafından 31 Mart 1998 tarihinde onaylanan Birgen, o günden bu yana Adalet Bakanlığı tarafından koruma altına alındı ve cezasının uygulanması engellendi. TTB Kanunu'nun 49. maddesini gerekçe göstererek, bu maddeyi istediği gibi yorumlayan Adalet Bakanlığı, "devlet memuru olanların memuriyetlerine halel gelmeyeceği, dolayısı cezanın uygulanamayacağı"nı iddia ediyor. Ancak TTB'nin kararı uygulamamakta direnen Adalet Bakanlığı hakkında dava açtığı davaya bakan Ankara 9. İdare Mahkemesi, bakanlığın gerekçesini haksız buldu.
Mahkemenin kararı
"Adli görevini ihmal ettiği" için, 1 ila 3 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talebiyle Beyoğlu 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Nur Birgen, yüzsüzlüğü elden bırakmayarak, TTB hakkında İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nde dava açtı. Birgen, meslekten men cezasının uygulanmamasını isterken, TTB disiplin cezasının yerinde olduğunu ve davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu kaydetti. Başkan M. Salih Özbilgin, Gülser Bostancı ve Munis Aday'dan oluşan İstanbul 1. İdare Mahkemesi heyeti ise, 23 Nisan 1999 tarihinden öncesini kapsayan Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkındaki 4455 Sayılı Kanunu gerekçe göstererek, Birgen'in af kapsamında olduğunu iddia etti. Yasa gereği, ilgililer hakkında disiplin soruşturma ve kovuşturması yapılamayacağını, devam etmekte olan disiplin soruşturma ve kovuşturmaların işlemden kaldırılması gerektiğini, kesinleşmiş olan disiplin cezalarının ise infaz edilemeyeceğini ileri süren mahkeme, bu nedenlerle davanın esası hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığına karar verdi.
TTB, kararı temyiz etti
Gazetemize açıklama yapan Türk Tabipleri Birliği Vekili Avukat Mustafa Güler, söz konusu yasanın sadece devletin kendi verdiği idari cezaları kapsayacağına dikkat çekti. Memur affı yasasının kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarının verdiği cezaları kapsamadığını ifade eden Güler, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin kararını temyiz ettiklerini ve dosyaya bakan Danıştay 8. Daire'nin kararını beklediklerini kaydetti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Farklılığımıza tahammül edemediler'
Genel kurullarında Tunceli'deki köy yakmalar ve boşaltmaları, Susurluk kazası ile ortaya dökülen ilişkileri eleştirdikleri için kapatılan Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği, bir basın toplantısı düzenleyerek kararı kınadı. "Kapatma kararı farklılıklarımıza karşı gösterilmiş bir tahammülsüzlük" denilen basın toplantısında, derneğin kapatılmasının antidemokratik bir uygulama olduğu vurgulandı. İHD İstanbul Şubesi'nde, derneğin diğer illerden gelen şube başkanlarının, çeşitli siyasi parti ve dernek temsilcilerinin katılımıyla yapılan toplantıya Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği'nin kapatılması ve yönetim kurulu üyelerine 5 yıl siyaset yapma yasağı getirilmesi protesto edildi. Derneğin 1996 yılında yaptığı genel kurulda, üye ve yöneticilerin yaptığı konuşmalarda "amaç dışı faaliyette bulunulduğu ve siyaset yapıldığı" gerekçesiyle Fatih 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından açılan davada kapatma kararı verilmiş, Yargıtay 9. Dairesi de bu kararı geçtiğimiz günlerde onaylamıştı.
'Neden siyaset yaptık?'
Dernek adına konuşan Genel Başkan Selman Yeşilgöz açıklamasına, "Peki bizler niye siyaset yapmak zorunda kaldık? Neler olmuştu o günlerde?" sözleri ile başladı. 1994 yılında Tunceli'nin 450 köyünden 320'sinin boşaltılmış ya da yakılmış olduğunu belirten Yeşilgöz, "Bizler de yöre derneği olmamız nedeniyle bu köylerin neden yakıldığını soruyor ve olayı kamuoyunun gündemine taşıyorduk. 'Yapmayın, yıkmayın, mağdur etmeyin' diye siyasi iktidarın kapısını çalıyor, devletin en üst yetkililerine taleplerimizi iletiyorduk" dedi.
Amaç dışı faaliyet
Tunceli'ye heyetler halinde gidip gelmelerindeki amaçlarının burada olup bitenlere tanıklık etmek olduğunu belirten Yeşilgöz, bu girişimlerinin her defasında engellendiğini kaydetti. Kendilerine birçok kez, "Biz burada huzuru sağlamışız, siz bozmaya geliyorsunuz" denildiğini söyleyen Yeşilgöz, "Halkımız için biz de huzur istiyorduk" diye konuştu. Kongrelerinin yapıldığı sırada Susurluk kazasının meydana geldiğini hatırlatan Yeşilgöz, kongrelerinde de bu kazanın ortaya çıkardığı sonuçları eleştirdiklerini çünkü, Susurluk'un baş aktörlerinden "Yeşil"in bölgedeki birçok olayda parmağı olduğunu söyledi. "İşte 'amaç dışı faaliyet' ve 'siyaset yapmak' denilen şey buydu. Meğer herkesin bildiklerini bizim bilmememiz ve söylemememiz gerekiyormuş" diyen Yeşilgöz, kapatma kararının çifte standart örneği olduğuna vurgu yaptı. Yeşilgöz, konuşmasını şöyle sürdürdü, "2000'li yılların başında sermaye sahiplerince çizilen bütün pembe tablolara karşın, farklılıklarımızdan dolayı, bu kadar üstümüze gelinmesini halkların kardeşliğine, dilimize, inancımıza ve kültürümüze karşı tahammülsüzlük örneği olarak değerlendiriyoruz." Basın toplantısına katılan derneğin değişik illerinden gelen şube başkanları, siyasi parti temsilcileri ve çeşitli dernek yöneticileri derneğin kapatılmasını protesto etti. Mazlum-Der İstanbul Şubesi de yazılı bir açıklama yaparak, kapatmanın örgütlenme hakkını daralttığını belirtti.
www.evrensel.net