Sıra iş yasalarına geldi

Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, uzun zamandır patronlar tarafından esnek çalışmanın yaygınlaşmasının önünde engel olarak görülen iş yasalarını değiştirmek için çalışma başlattıklarını açıkladı.

Sıra iş yasalarına geldi
İş Müfettişleri Derneği, ILO Türkiye Temsilciliği, Türk-İş, DİSK ve Hak-İş tarafından düzenlenen "İşgüvencesi" konulu panelde, Türkiye'de patronların haksız şekilde işçiyi işten atma konusunda çok geniş bir serbestiye sahip olduğuna dikkat çekilerek, işgüvencesi yasasının çıkarılması gerektiği belirtildi. Panel sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, "Çalışma yasalarının değiştirilmesi için" bakanlığının çalışma başlattığını açıkladı.
Panelin açılışında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, işverenin iş akdini fesih hakkının tamamen kaldırılamayacağını belirterek, işgüvencesinin işverenin keyfi şekilde işçiyi işten atmasını engellemek anlamına geldiğini söyledi. Okuyan, işsizlik sigortası ve kayıtdışı çalıştırmanın önlenmesinin Sosyal Güvenlik Yasası ile sağlandığını iddia ederek, işgüvencesi yasasının çıkarılmasına ilişkin çalışmaların devam ettiğini, hazırladıkları yasa taslağını işçi ve işveren konfederasyonlarına gönderdiklerini kaydetti. Sendikalı işçinin işten atılmasının önlenmesi gerektiğini vurgulayan Okuyan, hazırladıkları taslak üzerinde işçi ve işveren kesiminin uzlaşmaya varmasını istedi.
İş yasalarındaki değişiklik nasıl olacak?
Ancak Okuyan, geldiği panelin "İşgüvencesi" paneli olmasıyla alay edercesine, panelden sonra, gazetecilerin soruları üzerine, iş yasalarını değiştirmek için hazırlıklara hız verdiklerini açıklamaktan geri durmadı. Hükümetin, "yeni bir reform" hazırlığının işareti saylan iş yasalarını değiştirme girişiminin, aslında şimdiye kadar yapılan işçi ve emek düşmanı hazırlıkların sonuçlandıracağı, bunların yasalarla çelişmesinin önleneceği gibi, yapılacak düzenlemelerle esnek çalışmadan taşeronlaştırmaya kadar patronların keyfi uygulamalarının yaygınlaşmasına da dayanak teşkil edeceğini söylemek için kahin olmaya hacet yok. Çünük büyük patron örgütleri ve büyük patronların en büyükleri yıllardır her vesile ile iş yasalarının değiştirilerek, ellerinin serbest bırakılmasını istiyor, bunun için de her imkânı kullanıyorlardı. Özellikle de, uluslararası piyasalarda rekabet, "verimliliğin artırılması gibi görünüşte "çok haklı" gerekçeler öne sürüp, işçilerin yasalara geçmiş haklarından yakınıyorlardı.
Sosyal Güvenlik Bakanı'nın "İş yasalarını değiştireceğiz" açıklaması, hükümetin bugüne kadarki misyonu göz önüne alındığında bu değişikliğin nasıl olacağını göstermesi bakımından önemli sayılabilir.
Tazminatları pazarlık
Okuyan'dan sonra söz alan Türk-İş Genel Sekreteri Hasan Hüseyin Karakoç, işçinin haksız feshe karşı korunmasının çağdaş hukukun gereği olduğunu belirterek, Türkiye`nin 1994'te imzaladığı 158 sayılı ILO Sözleşmesi doğrultusunda, işgüvencesi yasasını bir an önce çıkarması gerektiğini ifade etti.
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu ise, Bakan Okuyan'ın Sosyal Güvenlik Yasası'nın çıkmasında gösterdiği kararlılığı, işgüvencesi yasasının çıkmasında da göstermesini isteyerek, işgüvencesi olmadan demokrasinin olamayacağını söyledi.
TİSK'in kıdem tazminatlarını işgüvencesi konusunda pazarlık konusu yapmasını eleştiren Uslu, "Küçük hakları işgüvencesi konusunda pazarlık konusu yapan TİSK'in uzlaşma ve diyalog istemesini anlamlı bulmuyorum" dedi. Uslu, TİSK'in panele katılmamasına da dikkat çekerek, sorunların tartışılmasına engel olmak istemesini de nezaketli bulmadığını vurguladı.
Uslu, "Banka mevduatlarına güvence veren ama insan emeğine güvence vermeyen, işvereni, parayı ve bankayı gerektiğinde kurtaran ancak yurttaşlarının çalışma ve yaşamasını güvenceye almayan, taksinin araç sigortasını sormasına rağmen sürücüsünün sigortalı olup olmadığını sormayan bir ülke ya da işveren anlayışında ekonomik göstergelerin büyümesi, teknolojinin gelişmesi ne anlam ifade eder?" diye sordu.
DİSK Genel Başkanı Vahdettin Karabağ ise, keyfi nedenlerle işçi atmayı engelleyen 158 sayılı ILO Sözleşmesi'ne uygun işgüvencesi yasasının çıkarılması gerektiğine vurgu yaparak, işgüvencesinin olmamasının örgütlenme önündeki en önemli engel olduğunu belirtti. Kıdem tazminatının işgüvencesi yasası konusunda tartışmaya dahil edilemeyeceğini kaydeden Karabağ, kıdem tazminatı olmadan çıkarılacak işgüvencesi yasasının gerçek koruma getirmeyeceğini kaydetti.
Açılış konuşmalarının ardından akademisyenler tebliğlerini sundu. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Mollamahmutoğlu, 158 sayılı ILO Sözleşmesi'nin işçi çıkarmayı yasaklamayıp, haklı nedenlere dayandırılmasını öngördüğünü belirterek, sendika üyeliği, sigorta gibi nedenlerle işçi atılmasını engellediğini söyledi. Türkiye'de işverenlerin süresiz iş akitlerinde sebep göstermeden işçiyi atabildiğini hatırlatan Mollamahmutoğlu, "Türkiye'de haksız, hukuka aykırı fesih geçerlidir. Hukuka aykırı olmasına rağmen hüküm ifade eder. İşçinin işe iade şansı da yoktur.
En fazla tazminat alabilir" dedi. GÜ Öğretim Üyesi Kadir Arıcı ise, kıdem tazminatlarının işgüvencesi sağlama fonksiyonu yüklenmesine rağmen bugün çok etkili olmadığını ifade ederek, kıdem tazminatı, işgüvencesi ve işsizlik sigortasının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
www.evrensel.net