Sanal istihdam politikası!

Avrupa Birliği'nin Portekiz'in başkenti Lizbon'da düzenlediği zirve, çığ gibi tırmanan işsizlik konusunda emekçilere komik vaadler verilmesine sahne oldu.

Sanal istihdam politikası!
Avrupa Birliği üyesi ülkeler, önümüzdeki 10 yıl içerisinde dünya ekonomisinin lideri olmayı hedef olarak belirlediler. Zirvede, ABD ile AB arasındaki mesafenin kapatılmasının, ancak bilim, eğitim, araştırma ve işletme kurma gibi alanlarda yapılacak atılımlarla mümkün olduğu belirtildi.
AB liderleri, Lizbon'da işsizlik konusunu da ele aldılar ve yeni iş alanları yaratmayı da "iletişim teknolojisi ve internet alanında yapılacak yeni yatırımlar" gibi hayalci bir politikaya bağladılar.
İletişim teknolojisinde lider olan ülkelerin dünya ekonomisinde de söz sahibi olacağının kaydedildiği toplantıda, AB ülkeleri içinde ekonomik kalkınma hızı yılllık yüzde 3 olarak belirlendi. Kalkınma hızının yanı sıra, işsizlik oranının da "hızla aşağıya çekilmesi" karar altına alındı. Ancak bir yandan özelleştirme ve esnek çalışma politikalarına devam ederken, diğer yandan işsizliğin nasıl "aşağı çekileceği" konusuna açıklık getirilmedi.
20 milyon sanal işyeri!
İngiltere Başbakanı Tony Blair, zirvede, iletişim teknolojisi alanında yapılacak yeni yatırımlarla ve yeni kurulacak işletmelerin teşviki ile 20 milyon yeni işyeri yaratılabileceğini ileri sürdü. Blair, bu doğrultuda hazırlanacak bir programın en kısa zamanda uygulanmaya başlamasını istedi. Bu programa göre iletişim teknolojisinin ilerlemesi, internet kullanımı, elektronik ticaret (e-commerce) sistemi bir dizi proje ve programlarla desteklenecek. Bu alanlara yatırım yapacak işletmeler, üye ülkeler ve AB tarafından maddi destek görecek, yeni kurulacak işletmelere kolaylıklar sağlanacak. İnternetin kitleler arasında daha yaygın hale getirilmesi için internet kullanım masraflarının sıfırlanması da alınan kararlar arasında.
FPÖ tartışıldı
Lizbon zirvesinde ele alınan bir diğer konu da, Avusturya'da ırkçı FPÖ (Özgürlük Partisi)'nün iktidar ortağı olmasının ardından bu ülke ile dondurulan ilişkilerdi. AB, Avusturya'ya karşı tutumlarında bir değişiklik olmayacağını savunurken, Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel, ülkesinin dışlanmasına son verilmesini istedi.
Oysa AB genelinde AB-Avusturya ilişkileri tüm normalliğiyle devam ediyor. AB tarafından düzenlenen tüm toplantılara Avusturya ve Avusturyalı bakanlar resmi düzeyde davet ediliyor. Schüssel üstü kapalı olarak bu tutumun resmileşmemesini eleştirirken, zirvede yapılan "Avusturya ile ilişkilerde bir değişiklik olmayacağı" yönündeki açıklamaya anlam veremediğini söyledi.
Kosova sorunu
Zirvenin bir diğer gündemini Kosova'ya AB tarafından yapılan yardımlar ve yardımların koordinasyonu oluşturdu. Başta KFOR (Kosova "Barış" Gücü) Komutanı olmak üzere NATO tarafından son günlerde yoğunlaşan ve AB'nin Kosova'da üzerine düşen görevleri yerine getirmediği suçlamalarına cevap niteliği taşıyan kararda, Kosova'ya yardımların daha iyi koordine edileceği kaydedildi. Bunun yanı sıra, Yugoslavya'ya karşı alınan önlemlerin sertleştirilmesi, Miloseviç'e muhalif batı yanlısı güçlerin ise daha yoğun desteklenmesi istendi.
AB Dış Politika Koordinatörü Javier Solana, Kosova'ya yapılacak yardımlar konusunda AB içinde daha ciddi bir koordinasyon ağının kurulacağını açıklarken, Almanya Dışişleri Bakanı Joseph Fischer, Yugoslavya'ya karşı uygulanan ekonomik ambargonun, Miloseviç iktidardan düşene dek süreceğini belirtti. Zirvede, AB'nin Kosova politikasının yeniden gözden geçirilmesine karar verildi.
Alman patronlardan tepki
AB Zirvesi'nde alınan kararlara ilk tepki Alman patronlardan geldi. Alman İşverenler Birliği Başkanı Dieter Hundt, zirvede yıllık kalkınma hızını ve işsizliğe karşı alınacak önlemleri önceden belirleme kararının yanlış olduğunu söyledi. "Ekonominin gidişatının AB tarafından belirlenemeyeceğini" kaydeden Hundt, kalkınmanın ve işsizliğin azalmasının ancak "serbest piyasa" ekonomisinin uygulanmasıyla ve rekabetle mümkün olabileceğini savundu. Hundt, AB üyesi ülkelerin ve AB'nin temel görevinin vergi ve sosyal güvenlik yasalarında değişikleri gerçekleştirmek olduğunu söyledi. Vergi sisteminde yapılacak değişikliklerle işletmeler kendileri için en cazip vergi sisteminin olduğu ülkelere yatırımlar yapacaklar ve bu da ülkeler arasında "sermayeye teşvik" rekabetini canlandıracak. Yine sosyal güvenlik yasalarında yapılacak değişikliklerle, işletmeler, çalışma koşullarını ve ücretleri belirlemede yasalara bağlı kalmayacaklar ve çalışma koşullarını ve ücretleri gelirlerine ve kârlarına göre belirleyecekler. Hundt, ayrıca ekonomik kalkınma ve istihdam politikası gibi meselelerin "hâlâ ulusal meseleler" olduğunu ve bunun AB tarafından belirlenemeyeceğini sözlerine ekledi.
www.evrensel.net