Baraka yandı, yardım yok!

12 Kasım Düzce depreminin vurduğu Hoşbaş ailesinin barındığı baraka da deprem bölgesinde sonu gelmeyen yangınların kurbanı olmuş. Kendi olanaklarıyla yaptıkları barakayla birlikte bütün eşyalarını kaybetmişler.

Baraka yandı, yardım yok!
Muzaffer Özkurt
Deprem bölgesinde en çok çadır ve baraka yangınlarının olduğu yerlerden birisi Düzce. Burada hemen hemen her gün bir çadır yangını yaşanıyor. Hoşbaş ailesi de, barakası yanan ailelerden biri. Kendi olanaklarıyla yaptıkları barakalar nedeni bilinmeyen ama çok da şaşırtmayan bir biçimde yanmış. Hiçbir şey anlayamadan giyim eşyaları, buzdolapları neleri varsa hepsi yanmış.
"Ben depremden zarar gördüm. Barakamız yandı. Ayağımdaki pantolonu bile bankadaki memur verdi" diyerek söze giren ve 70 yaşlarında olan Celal Hoşbaş, yanan barakalarını 12 Kasım Düzce depreminden sonra yaptıklarını anlatıyor. Yangının ardından Kızılay'ın gelerek kendilerine "kışlık" denilen ancak hiçbir şekilde soğuktan korumayan bir çadır verdiğini belirten Celal Hoşbaş, şöyle devam ediyor: "Bunun dışında da bir soba ve yatak verdi. Sağolsunlar halk ve komşular hemen yardımımıza koştular."
Vali ilgilenmedi
Bunun üzerine kendilerine yardım ederler umuduyla valiliğe gittiklerini söyleyen Celal Hoşbaş, "Gittik yalvardık. Çocuk gitti, gelinim gitti. Kışlık çadır bile vermediler. Çocukların defteri kitabı kalmadı, ama nafile" diyor. Yemek yardımının kesilmesinin ardından kuru gıda yardımına başlandığını, ancak bir aylık denilen erzağın yetersiz olduğunu dile getiren Hoşbaş, "Bizim ihtiyacımız bizi kıştan koruyacak bir şeyler. Kışlık diye bu çadırı vermişler ama hiç alakası yok" diyor ve şunları söylüyor: "Ev orta hasarlı. Giremiyoruz. Ben hastayım. Soğuktan korunabilsek bir nebze yine yeterli. Çok soğuk oluyor, ayaz oluyor buralar. Oğlum oto elektrikçisi ekmek parası kazanamıyor. İş yok."
Sözler tutulmuyor
Celal Hoşbaş'ın gelini Fatma Hoşbaş bulundukları mahallenin çok kötü durumda olduğundan yakınıyor. "Muhtar getirdi yardım diye, temizlik malzemesi imiş. Sadece peçete verildi. İhtiyacımızı karşılayacak hiçbir şey vermediler. Tuvalet sorunlu, her şey sorun burada. Valilik zaten ilgilenmiyor" diyen Fatma Hoşbaş, ihtiyaçlarının çoğunu halkın yardımlarından temin ettiklerini belirtiyor. "Yangından sonra polis geldi 'Her şeyini getireceğiz' dedi. Ondan sonra da hiçbir şey getirmeyeceklerini ve başımızın çaresine bakmamızı söylediler. Vali yardımcısı Orhan Öztürk'e gittik ilgilenmedi" diyen Fatma Hoşbaş, birçok söz verildiğine ancak hiçbirisinin tutulmadığına dikkat çekiyor.
Yalan yayın yapılıyor
Çadırlarında çıkan yangının ardından TGRT'nin geldiğini, ancak olayı yalan yanlış anlattığını ifade eden Fatma Hoşbaş, "Meğer benim ufak çocuğum varmış falan. TGRT'yi aradım, 'Yalan yanlış haber yapıyorsunuz' dedim" diyor. Yaşlıların ve çocukların soğuktan çok etkilendiklerini Kaydeden Hoşbaş, yetkililerin kendilerine çadırın üstüne örtmek için bir naylon bile vermediğini anlatıyor. Fatma Hanım son olarak şunları söylüyor: "Yiyebilen yiyor, fakir yine ezilliyor. Fakir yine fakir, zengin yine zengin değişen hiçbir şey yok."
İş yok, para yok!
Celal Hoşbaş'ın yeni evli oğlu Mustafa Hoşbaş ise, söze şöyle başlıyor: "Ben de babamlardan ayrıldığım on beş gün olmuştu. Eşyalarım hep yeniydi. En fazla bir haftalıktı. Hepsi yandı. Valiliğe gittik ret cevabı geldi bize. Valiye bir şey soramıyorsun zaten yanına yaklaşılmıyor." Devletin sadece çadır verdiğini anlatan Mustafa Hoşbaş, iş olmadığı için para olmadığını söyleyerek şunları anlatıyor: "Astaldi'de çalışıyorum Bolu Dağı'nda. Şimdi işler durdu, ücretsiz izne çıkarttılar bizi. İş yok, para yok. Bizim kaldığımız ev az hasarlı ancak dört katlı giremiyoruz."
Arçelik: Bizi ilgilendirmez
Eşyaları yeni aldıklarını ve barakaları yandığı zaman birikmiş olan paralarının da yandığını söyleyen Mustafa Hoşbaş, bu durum karşısında eşyaları aldığı yeri aradığını belirtiyor. "'Çalışmıyorum, para yok. 'Baraka yandı' dedim, bana 'Niye eşya aldın?' diyorlar. Para da yandı. Ben de Arçelik halkla ilişkileri aradım. Onlar da 'Bizi ilgilendirmez' dedi. Biz de kaldık. Bu ayın senetlerinin zamanı geçti ne yapacağız bilmiyoruz" diyen Mustafa Hoşbaş, bulundukları bölgede yardım ve para dağıtıldığının söylendiğini, ancak kendilerine hiçbir şeyin ulaşmadığına dikkat çekiyor.
www.evrensel.net