Fotoğraf: Tanner Maury/EPA/AA

Cizre de AB'ye girecek mi!

Çevresindeki köylerden yaşanan yoğun göçle nüfusu on yılda 6 kat artan Cizre'de insanlar sürekli yaşam kavgası vermek zorundalar. Ülkenin birçok bölgesinde devam eden sıkıntılara ek olarak onlar bu durumdan şikayetçi bile olamıyorlar. İlçe üzerindeki malum uygulamalar kimseye göz açtırmıyor.

Cizre de AB'ye girecek mi!
Cahit Ercan
Şırnak'ın il olmasıyla birlikte daha önce bağlı bulunduğu Mardin'den ayrılarak Şırnak'a bağlanan Cizre, OHAL uygulamalarının doğurduğu sorunlarla boğuşuyor. Daha on yıl öncesine kadar onbini bulmayan ilçe merkezinin nüfusu zorunlu göçler sonrasına 60 bine ulaşmış. Kent, şu anda işsizlik ve altyapı eksikliklerinin sancılarını çekiyor.
Newroz öncesinde ilçeye giden yollarda yapılan jandarma ve polis kontrollerinin sıklığı ilk dikkatimizi çeken nokta oluyor. Habur sınır kapısına yakınlığı nedeniyle ilçede başınızı çevirdiğiniz her yerde kamyon parklarını görüyorsunuz. Özellikle zorunlu göçün ardından geçim araçlarını terk etmek zorunda kalan büyük bir kesim, elindekini avucundakini satıp bir kamyon edinme yoluna gitmiş. Kamyonların yegane kullanım alanıysa Habur sınır kapısı aracılığıyla yapılan sınır ticareti. Ancak bu da halkın sağlıklı bir yaşam için gerekli ihtiyaçlarını sağlayacak bir kazanç kapısı değil. Keza sınırdan her gün sadece 400 aracın geçişine izin veriliyor ve bu ticareti kârlı bir hale getiren motorin ve benzinin miktarı da sınırlanıyor. Irak tarafına geçiş için kamyonların belli miktardaki ürünü Irak'a götürme zorunlulukları da cabası. Tüm bunlar dikkate alındığında günlerce sınırda, kuyruklarda bekledikten sonra bu işi yapan Cizrelilerin eline ancak yaşamlarını kıt kanaat geçirebilecekleri kadar bir para geçiyor.
Kanalizasyonlar beş yıldır patlak
Hiçbir arıtma işlemi yapılmaksızın kentin hemen yanındaki Dicle Nehri'ne dökülen kanalizasyon şebekesi de nüfusu hızlı bir şekilde artan kentin ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Bu sorun kentin neredeyse en merkezi yerinde bulunan Şah Mahallesi'nde dayanılmaz boyutlara ulaşmış.
Mahallenin tüm sokakları beş yıl önce patlayan ve o tarihten bu yana hiç tamirat görmeyen kanalizasyon nedeniyle pis sularla dolmuş.
Mahalleli parke taşlarından yaptıkları patikalardan büyük bir dikkatle yürümek zorunda. Mahalle sakinleri, özellikle yaz aylarında tifo ve ishal salgınları olduğunu söylüyor.
'Belki siz de yazmazsınız...'
Bakkal dükkânını kanalizasyon sularından korumak için kum torbalarıyla çevirmek zorunda kalan Nimet Sümer, Cizre'nin geleceğinden umutsuz. Sorunlarını gazete ve televizyonların yansıtmadığından yakınan Sümer şöyle konuşuyor: "Yaz aylarıyla birlikte çocuklarımız ishalden kırılır. Ben mahallenin en eski sakinlerinden sayılırım. Beş yıldan beri Cizre'nin bütün kanalizasyon suları sokaklarımızı doldurdu. Belediyeye defalarca çıktık, hiçbir sonuç alamadık. Eski belediye başkanı bölgenin en büyük korucu aşiretlerinden birindendi. Tek derdi 'yemek'ti. İlk kez bu seçimlerde karşısına bir başka rakip çıkabildi. O da aslında ondan pek farklı değildi. Sonunda iki aşiret birbirine düştü ve seçim sonuçları iptal edildi. Şu anda ilçenin belediye başkanı yok. Onun yetki ve sorumluluklarını da kaymakam üstlenmiş durumda. İlk başlarda umutluyduk, ancak aradan geçen on aya rağmen sokaklarımızın halini görüyorsunuz. Buraya birçok gazete ve televizyoncu çağırdık, hiçbiri mahallemizin halini yazmadı. Belki siz de yazmazsınız. 2000 yılındaki Cizre'nin haline bakın, görün AB'ye girecek ülkenin halini..."
www.evrensel.net