Fotoğraf: AA

Beyaz Saray Asya'ya taşındı

ABD Başkanı Clinton'ın 'Güney Asya çıkarması' Hindistan'dan başladı. Önceki gün Yeni Delhi'ye inen Clinton, dün kısa bir süre için Bangladeş'e geçerek temaslarda bulundu.

Beyaz Saray Asya'ya taşındı
ABD Başkanı Bill Clinton; Hindistan, Bangladeş ve Pakistan'ı kapsayan Güney Asya gezisine başladı. Önceki gün Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'ye inen Clinton, altı gün sürecek olan gezisi boyunca yoğun bir gündem takip edecek. ABD Başkanı, Amerikalı tekellerin bu ülkelerdeki faaliyetlerinin artırılmasını sağlayacak olan çeşitli ticari ve ekonomik anlaşmalar imzalayacak ve ayrıca, nükleer silahsızlanma ve Keşmir sorunu gibi konularda temaslarda bulunacak.
Clinton'ı taşıyan ABD Hava Kuvvetleri uçağı, önceki akşam Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'deki Indra Gandhi Havaalanı'na indi. Clinton'ı Hindistan Dışişleri Bakanı Jaswant Singh, yardımcısı Ajit Kumar Panja ve üst düzey yetkililer karşıladı.
Beş uyduyla gözleniyor
Clinton'ın başkanlığındaki ABD heyetinde yer alan çok sayıda üst düzey yetkili, Amerika'nın ziyarete verdiği önemi de gösteriyordu. Bu yetkililer arasında Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, yardımcısı Strobe Talbott, Ulusal Güvenlik Danışmanı Samuel "Sandy" Berger ve sekiz konge üyesi de bulunuyordu. Heyette, bazı büyük ABD tekellerinin yöneticileri de yer aldı. Bölgesel gazeteler, bu manzara karşısında "Beyaz Saray Hindistan'a taşındı" yorumları yaptılar.
Clinton, havaalanındaki karşılama töreninin ardından, kendisiyle birlikte getirilen bir limuzine binerek, adeta bir "küçük Beyaz Saray"a dönüştürülen Hotel Mauriya Sheraton'a gitti.
Yol boyunca sağlanan yoğun güvenlik önlemleri, ABD'lilerin Clinton'ı korumak için gösterdiği çabanın da göstergesi oldu. Alınan tüm önlemlerin koordinasyonunun, uzaydaki beş Amerikan uydusu tarafından yürütüldüğü öğrenildi. Clinton oteline ulaşana dek, havadan helikopterlerle takip edildi.
Pakistan'da birkaç saat
ABD Başkanı, ziyareti öncesinde düzenlediği basın toplantısında, Pakistan ile Hindistan arasındaki gerginliğe değinmiş ve Keşmir'in "dünyanın en tehlikeli bölgesi" olduğunu söylemişti. Clinton, nükleer silahlar ile Keşmir sorununu birleştirerek, "Hint yarımadasındaki gerginliği ve silahlanmayı azaltmak, olası bir çatışmayı önlemek için elimden geleni yapmak isterim" diye konuştu. Danışmanı Samuel Berger ise, Clinton'ın Asya'ya "Keşmir sorununu çözmek için gitmediğini", ama iki tarafa da diyalog çağrısında bulunacağını kaydetti.
Clinton, askeri diktatörlükle yönetilen Pakistan'a yapacağı kısa ziyareti gerekçelendirirken de, "Demokrasinin yeniden tesisini isteyeceğini ve terörizme karşı mücadelede ikili işbirliğinin yoğunlaşması için çaba göstereceğini" söyledi.
Samuel Berger de, Pakistan ziyaretinin "askeri hükümetin desteklenmesi anlamına gelmediğini" öne sürdü. Berger, buna rağmen, "zor zamanlarda Pakistan hükümeti ile ilişkileri sürdürmenin her iki tarafın da çıkarına olduğunu" dile getirdi.
Clinton, Pakistan'a yapacağı birkaç saatlik ziyarette Cumhurbaşkanı Refik Tarar ve cunta lideri General Pervez Müşerref ile görüşecek.
'Soğuk savaş' gölgesi
ABD Başkanı, Hindistan ile ilişkilerini geliştirmek istediklerini belirterek, "Hindistan dünyanın en büyük demokrasisi, ama 22 yıldır hiçbir Amerikan başkanı buraya gitmedi" diye konuştu.
Clinton ile birlikte dördüncü ABD liderini ağırlayan Hindistan, bundan 22 yıl önce dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter tarafından ziyaret edilmişti. Üç ABD Başkan Yardımcısı'nın da ziyarette bulunduğu Hindistan, buna karşılık bugüne dek Washington'a 10 başbakan gönderdi. Ancak bunların sadece biri resmi ziyaret niteliğindeydi.
ABD'nin bu geziden beklediği öncelikli siyasi hedefler arasında, Hindistan ve Pakistan'ın nükleer silahsızlanmasını sağlamak bulunuyor. Dünyanın en büyük nükleer gücü olan ABD, bu iki ülkenin nükleer silahlara sahip olarak ellerindeki diplomatik kozları artırmasını hoş karşılamıyor. Clinton, iki ülkeye de, Nükleer Silahsızlanma Anlaşması ve Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması'nı imzalamaları için baskı yapacak. Ancak nükleer deneme yasağı anlaşması, ABD Kongresi tarafından bile onaylanmamıştı.
Pakistan ve Hindistan, 1998 yılında karşılıklı nükleer denemeler yapmış ve ABD'nin tepkisini çekmişlerdi. Denemelerin ardından bu ülkelere getirilen ticari ambargoların bir bölümü halen yürürlükte.
Clinton'ın 26 Mart'ta sona erecek olan gezisinin büyük bir bölümünü Hindistan'a ayırdığını hatırlatan danışmanı Berger, bu önceliği "Soğuk savaşın sona ermesiyle ortaya çıkan yeni fırsatlar" ile açıkladı. ABD-Hindistan ilişkilerinin 50 yıl boyunca "soğuk savaş bakış açısı" ile sürdüğünü söyleyen Berger, Hindistan Başbakanı Atal Bihari Vajpayee'nin "ABD ile Hindistan doğal müttefiklerdir" sözlerini hatırlattı.
On hedeften biri
ABD, onyıllar boyunca Pakistan'ı SSCB'ye karşı yoğun bir biçimde kullanmış, Hindistan ile ilişkilerinde ise oldukça temkinli bir tutum izlemişti. Hindistan, halen "rakip emperyalistler" olan Çin ve Rusya ile oldukça iyi ilişkilere sahip bulunuyor. Clinton, son ziyareti ile, birçok alanda bu ülkelerin etkisini sınırlamayı da hedefliyor. Bu kapsamda, ziyaret boyunca nükleer silahlanma konusunun yanı sıra, çeşitli alanlarda yatırım anlaşmaları da imzalanacak. Bu anlaşmalarla birlikte, ABD'li tekellerin Asya'daki pozisyonlarını güçlendirmesi hedefleniyor.
Clinton yönetimi Hindistan'ı, Amerikan malları için gelişmekte olan on pazardan biri olarak nitelendiriyor.
Hindistan 'ağırdan satıyor'
Clinton ayrıca, Keşmir sorunu konusunda ABD'yi "tek arabulucu" haline getirerek Çin ve Rusya'yı tamamen devreden çıkarmayı planlıyor. Ancak Hindistan hükümetinin de elinde kozlar var ve bu nedenle ABD ile temkinli bir ilişki kurmayı yeğliyor. Başbakan Vajpayee, bu "ağırdan satma" politikasının bir göstergesi olarak, ülkesinin güvenlik konularında kendi kararlarını alacağını ve kimsenin baskısına boyun eğmeyeceğini söyledi. Vajpayee, ziyaret öncesindeki demecinde, "ABD ile Hindistan ilişkileri eşit ilişkiler olmalıdır. Biz ABD'ye bağımlı değiliz ve onlar da Hindistan'ın kendi ayakları üzerinde durabildiğini biliyorlar" diye konuştu. Bu tutumu destekleyen The Times of India gazetesi, başyazısında "Yeni Delhi, nükleer silah konusunda Washington'un tatsız öğütleriyle uğraşamaz" görüşünü dile getirdi. "Bill'i Eğitmek" başlığını taşıyan yazıda, Clinton'ın, "Pakistan'ın askeri yöneticilerini Hindistan'a karşı silahlı saldırganlıktan vazgeçirmeye çalışmasının daha hayırlı olacağı" kaydedildi.
Pakistan bildiğimiz gibi...
Pakistan ise, ABD karşısındaki geleneksel tutumunu sürdürüyor. Pakistan egemen sınıfları, uzun bir süredir, "soğuk savaşın bitmesinin ardından bir kenara atılma" korkusu yaşıyorlar. ABD Dışişleri Bakanı Albright'ın Asya Derneği'nde yaptığı son konuşma, bu korkuyu daha da artırdı. Albright, söz konusu konuşmasında Keşmir sorununun çözümünde Hindistan'dan yana bir tutum takınmıştı. Bu tutum, ABD emperyalizminin dev Hindistan pazarına verdiği önemin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Karşılıklı Hindistan-Pakistan ticareti, halen Hindistan'ın lehine fazla veriyor ve ABD bu durumu değiştirmek istiyor. İki ülke ayrıca, "Hint-ABD Bilim ve Teknoloji Forumu" kurulması için bir anlaşma imzalayacaklar. Bu forum, ar-ge, kalkınma ve teknoloji transferi konularında çalışmalarda bulunarak bilimsel-teknolojik alanda Hindistan'ın "haddinden fazla" ilerlemesini frenleyici bir rol oynayacak. Forum ayrıca, özellikle ABD'li genetik gıda ve tarım tekellerinin Hindistan'daki faaliyetlerini kolaylaştırıcı bir işlev üstlenecek.
ABD, nükleer denemeler nedeniyle Hindistan'a uyguladığı ticari ambargoların bir kısmını da ortadan kaldırmayı planlıyor.
İki ülke, bir de "vizyon deklarasyonu" kaleme alacaklar. Bu deklarasyon, ABD-Hindistan ilişkilerinin seyrini belirleyen bir çerçeve belge olacak.
Pakistanlı yöneticiler ise, buna karşılık Clinton'ın kendilerine yaptığı birkaç saatlik ziyareti adeta "lütuf" olarak görüyor. General Müşerref'in özel danışmanlarından Javed Cabbar, ziyaretle ilgili olarak "Bizim için önemli olan ziyaretin süresi değil içeriğidir" açıklamasını yaparak memnuniyetini ifade etti.
www.evrensel.net