Emekçi evinde bir bayram günü

Ramazan bir aylık emeğinin karşılığı olarak 80 milyon 600 bin lira, yani asgari ücret alıyor. "Annem de, kardeşlerim de asgari ücretle çalışıyor."

Emekçi evinde bir bayram günü
Serpil İlgün
Günler öncesinden hava durumu bültenlerinde "Balkanlar'dan gelen soğuk ve yağışlı hava, bayramın ilk gününden itibaren yurdu etkisi altına alacak" şeklindeki haberler, -arife günü de dahil olmak üzere- güneşin cömertliğinden memnun çoğunluğa pek inandırıcı gelmese de, karınca kararınca bayrama hazırlanan emekçiler, soğuk ve yağışlı havayla karşıladılar bayramın ilk gününü.
Yine de en güzel elbiselerini ya da yeni alınmış bayramlıklarını giyen çocuklar anne ve babaları eşliğinde, bataklığa dönen yollarda -üstlerini kirletmemeye de özen göstererek- bayram ziyaretleri için yollara düştüler. Kurbanlıkların satıldığı mekânlar yine kalabalık, mahallelerdeki kapı önleri ya da çamur içindeki boş araziler yine doğal kesim alanları oldu.
Ümraniye Organize'de kurulu Beybi Çuval'da çalışan genç işçi Ramazan Bilikli'nin Sarıgazi Emek Mahallesi'ndeki evine bu görüntüleri izleyerek varıyoruz. Dedelerini ziyaretten dönen 20 yaşındaki Ramazan, abisiyle aynı işyerinde çalışan 18 yaşındaki Murat, konfeksiyonda çalışan 15 yaşındaki Öznur, ortaokul öğrencisi 14 yaşındaki Hüseyin ve temizlik işçisi anne Sedef Bilikli ile eve birlikte girerken, Murat, bayramın ilk konukları olduğumuzu, bu nedenle fazladan şeker alabileceğimizi söylüyor.
Herkes üşümüş. Sobaya kömür atılıyor hemen. Duvarlarında Kırklareli Vize Cezaevi'nde yatan babanın arkadaşları ile birlikte yaptığı aile fertlerinin, Che'nin kara kalem portreleri, Charli Chaplin'li takvim, saz, Yılmaz Güney posteri ile Öznur'un altı aylık kurs sonucunda aldığı tekvando başarı belgesinin asılı olduğu evin küçük oturma odasına sobanın sıcaklaklığının yayılması uzun sürmüyor.
Sürekli espiriler yapan ve kardeşlerine sataşan Murat, kolonya ve şeker tutuyor. Çok geçmeden kapı çalıyor ve amca Abdulrahim kısa bir bayram ziyareti yapıyor. Öznur, annesinin açtığı baklavayı çay eşliğinde ikram ederken, bir yandan da kapıya gelen çocuklarla ilgileniyor. Tatlılarımızı yerken bu kez büyük amca Abdulgazi ve amcaoğulları Ahmet ziyarete geliyor. Anne Sedef ilk kez kesecekleri kurbanla ilgilenmek üzere dışarı çıkarken, geleneklerden ve Ramazan'ın mayıs ayında askere gitmesi vesilesiyle askerlik anıları anlatılıyor.
Amcalar da ziyaretlerini sona erdirince, işyerinde 7 aydır baştemsilcilik yapan Ramazan'la sohbet ediyoruz önce.
Sömürünün adı asgari ücret
17 yıl önce Bingöl'den İstanbul'a yapılan göçle birlikte, Bilikli ailesinin geçim savaşı daha da sertleşiyor. Önce pazarcılık yapan baba, daha sonra Sarıgazi Belediyesi'nde işçi olarak çalışmaya başlar. Ramazan, liseye başlayacağı yıl babası "yasadışı örgüte yardım ve yataklık ettiği" gerekçesiyle cezaevine girince okulu bırakır. Önce İMES'te tornacılık yapar. Üç yıl önce de 750 işçinin çalıştığı Beybi Çuval'ın konfeksiyon bölümünde işe alınır. Sendikanın olmadığı fabrikada arkadaşları ile birlikte sendika mücadelesine girer. Bu mücadeleleri nedeniyle 14 arkadaşının işten atıldığını anlatan Ramazan, "Biz DİSK'i getirmek istiyorduk, patron Hak-İş'i istiyordu. Zorlu geçti ama sonunda başardık" diyor övünerek. Ramazan bir aylık emeğinin karşılığı olarak 80 milyon 600 bin lira, yani asgari ücret alıyor. Bölümünde çalışan çoğu genç 250 işçinin 195'nin de asgari ücret karşılığı çalıştığını söylüyor.
"Annem de, kardeşlerim de asgari ücretle çalışıyor. Ayda ortalama 350 milyon lira giriyor eve. Bazen çevremizden şunu söylüyorlar: 'Dört kişi çalışıyorsunuz, halen paramız yok diyorsunuz.' Oysa, elektiriğe, suya, telefona en az 50 milyon ayırıyorsunuz. 120 milyon pazara gidiyor. Günlük yiyeceğiniz, ihtiyaçlarınıza, okuyan kardeşinize de ayırdığınız zaman 100 milyon da öyle gidiyor. Babamıza bakıyoruz. Ayda bir defa bile yanına gitmemizin masrafı 100 milyonu geçiyor. Bu durumda değil para biriktirmek yine geçim sıkıntısı yaşıyoruz" diyen Ramazan, ilk kez kurban kesebildiklerine vurgu yaparak, bunun için nelerden fedakârlık yaptıklarını anlatıyor: "Anneme bir şey alamadık, kardeşlerim fedakârlık yaptı. Örneğin, elbise almamamız lazım ki kurban kesebilelim. Ayrıca iş dışında pazarlarda bir şeyler sattık."
'Hayal ederdim ki...'
Dışardaki seslerden kurbanın kesildiği anlaşılıyor. Kardeşler kurbanla ilgilenirken, Ramazan çalışmaya başladığı günlerde, bugünlerini nasıl düşlediğini aktarıyor: "Önceden hayal ederdim ki, biz de büyüyeceğiz, ailem beni değil, ben ailemi gezdireceğim, onlara şunları yapacağım, annemi çalıştırmayacağım. Ama şartlar buna elvermiyor. Yıllardır çalışıyoruz, posamız çıkarak evlerimize dönüyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Patronlar bizim emeklerimizle daha da zengin olurken, bizler karnımızı zor doyuruyoruz. Bütün emekçiler bizim gibi. Devamlı mesaiye kalıyoruz. Aile ortamımız bozuluyor. İşyerindeki yoğun stres eve taşınıyor. Kardeşinizin size bir şey söylemesi zorunuza gidiyor. Tersliyorsunuz. Bir pazarınız var yorgun oluyorsunuz hiçbir şey yapamıyorsnuz. Sosyal yaşantımız yok. Bugüne kadar ailece hep birlikte bir yere gezmeye gitmemişizdir. Kardeşim Murat'ın işi garanti görünüyor ama annemin ve kızkardeşimin işi garanti değil. Ben askere gideceğim. Annem ve kızkardeşimin işsiz kalması, en basitinden okuyan tek kardeşimiz Hüseyin'in geleceğine mal olabilir."
Okuma yazması olmayan ve 14 yıldır temizlik işçiliği yapan anne Sedef Bilikli, çocuklarını okutamamanın verdiği acıyı tarif edemeyeceğini söylüyor. "Ezildiler çocuklarım. Ben halen onun bunun işini yapıyorum. Halen de hiçbirimiz garantide değiliz." Her geçen gün çalışanların durumunun kötüleştiğini belirten Sedef Bilikli, "Bu başımızdakiler olduğu sürece biz daha çok takla atacağız" diyor ve ekliyor: "Oğlumu destekliyorum, her zaman da yanındayız."
Emekçiler birleşirse
Ülkenin IMF'ye, Dünya Bankası'na teslim edildiğini belirten Ramazan, işçi ve emekçilerin geçmişte olduğu gibi ayaklanması gerektiğini ifade ediyor. Özellikle genç işçilerin sorunlarla gerektiği kadar ilgilenmemelerinden yakınan Ramazan, yarınların ancak emekçiler birleştiğinde güzel olacağını söylüyor. "Ben buna inanıyorum, gün gelecek, emekçiler bunu yapacak" derken gözleri parlayan Ramazan'dan yaklaşık bir yıldır tanıdığı Emeğin Partisi'ni de değerlendirmesini istiyoruz. "Sendika temsilcisi olduğum için, emeği savunduğumuz için EMEP'in de yaptığı çalışmalar bize hoş geldi, bunları gördük ve takdir ettik. Mesela bizim işyerinde bugüne kadar işçilere yönelik bir partiden bir destek, çalışma yoktu. EMEP bunu yaptı ve etkili oldu" diyor.
Daha sonra, okuduğu dönemde de boyacılık yaparak harçlığını çıkaran, ortaokuldan sonra da devam edemeyerek çalışmak zorunda kalan Murat'la sohbet ediyoruz. 4 yıldır işçilik yapan Murat, Beybi Çuval'ın konfeksiyon bölümünde meydancı olarak çalışıyor. Çelimsiz vücuduyla, 30 bazan daha da üstündeki yükleri sırtlayan Murat, bel ağrısı çekiyor. İşçileri birbirini çekememekle, kendi kafalarına göre hareket etmekle suçlayan Murat, işverenin işine yarayan bu durumu değiştirmenin tek yolunun işçilerin bilinçlenmesinden geçtiğini ifade ediyor. Abisiyle gurur duyduğunu söylüyor Murat, bir de kendisini bilgilendirdikten sonra temsilciliğe talip olduğunu.
Ancak şu sıra Murat'ın yaşamında futbol her şeyden önce geliyor. "Bende futbol aşk olmuş. Futbolda bir yere gelmek istiyorum ama yapmam için bazı şartlar lazım. Yine maddi duruma dayanıyor. Bu yüzden çok zor. Mantıklı düşündüğüm zaman bu kadar önemli olması olumsuz geliyor, ama bırakamıyorum. Şu ana kadar bulunduğum ortamda fazla bir bilgi sahibi de olamadık. Ülke gençliğini çok bilinçsiz görüyorum. Ve bir genç olarak, başımızdakilerin bize reva gördüğü bu şartlara isyan ediyorum" diyen Murat'ın sözleri zaten susmayan kapı zilinin bir kez daha çalması ile kesiliyor. Bu kez gelenler gelmeleri dört gözle beklenen evli ablalar. Mutfakta etlerle uğraşan anne-kızın etrafı bir anda sarılıyor. Küçük torunlar bayram hediyelerini istiyorlar. Bir bayram ziyareti için oldukça uzun olan konukluğumuzu sonlandırmak isteyişimiz "Yemeğe kalın" ısrarlarıyla engellense de, kapıya yönelmeyi başarıyoruz. Kara çeviren yağış, herkesten tepki topluyor. Dışardaki bayram telaşı, havaya inat sürüyor.
www.evrensel.net