Vali Çakır görevden alınsın

İzmir Barosu İnsan Hakları Hukuku ve Hukuk Araştırmaları Merkezi, işkence suçunu hafife alan ve işkence faillerini kollama anlamına gelen açıklamalar yapan İstanbul Valisi Erol Çakır hakkında soruşturma açılmasını istedi.

Vali Çakır görevden alınsın
İzmir Barosu İnsan Hakları Hukuku ve Hukuk Araştırmaları Merkezi, İstanbul'daki bir karakolda işkence aleti bulunmasının ardından açılacak soruşturmanın önünü tıkayıcı şekilde açıklama yapan ve işkenceye sempatik bakış açısı olan İstanbul Valisi Erol Çakır'ın görevden alınmasını istedi.
İzmir Barosu İnsan Hakları Merkezi Daimi Çalışma Grubu'nun 09 Mart 2000 tarihli toplantısında bir araya gelen avukatlar Ahmet Yıldırım, Arif Ali Cangı, Arzu Demirci, Ayten Tekeli, Burcu Dalgıç, Gül Kireçkaya, Hafize Çobanoğlu, Halit Çelik, Hilal Küey, Mehmet Gün, M. Nur Terzi, Mine Öztürk, Murat Dinçer, Önder Demir, Özlem Karababa, Özlem Yılmaz, Şefika Mısırlı, Saadet Kayaalp ve Z. Beydağ Tıraş, gündemde bulunan İstanbul Valisi Erol Çakır'ın, karakollarda TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri tarafından bulunan işkence aletlerine yaklaşımına ilişkin basın haberlerini değerlendirdi.
Toplantının ardından bir dilekçe hazırlayan avukatlar, bu dilekçeyi Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, İçişleri Bakanı Saadettin Tantan ve İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik'e gönderdiler.
Vali'nin "sopa" açıklaması
Avukatlar, TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun değişik tarihlerde karakollara yaptığı habersiz ziyaretler sırasında çeşitli işkence aletleri elde ettiklerine ilişkin haberlerin basına yansıdığını hatırlatarak, bu haberlerde, komisyonun, İstanbul Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'nde, 267 çocuk hükümlü ile görüşmeleri üzerine karakol ziyaretlerinde bulunduklarının; incelemeler sırasında sorgu odalarında işkence aletlerine veya işkence aleti tariflerine tıpa tıp uyan aletlerin izlerini bulduklarının belirtildiğine dikkat çektiler. Komisyonun yaptığı basın açıklamalarında, işkence aletlerini bulduklarında görevlilerin inkâr yoluna gittiklerini de aktardıklarını belirten avukatlar dilekçelerine şöyle devam ettiler: "Komisyonun açıklamasından sonra, gazetelerde İstanbul Valisi Erol Çakır'ın 'Her kurumda, her işyerinde kötü muamele olabilir. Birisi bir sopa bulmuş. Ne olduğu, nerede kullanıldığı, kime tatbik edildiği bilinmiyor. Türkiye hukuk devletidir. Polisleri şüphe altında bırakmak doğru değil. Çok değerli arkadaşlarımız var. Bu çalışma münferit bir olay, büyütmeye gerek yok' dediği yayınlanmıştır. Bu güne kadar bu haberler tekzip edilmemiştir."
Uygulamalar sistematik
Avukatlar, TBMM içinde kurulan Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma ve Susurluk Komisyonları'nın çalışma süreleri içinde yaptığı incelemelerin, sorumluların yargılanması ve cezalandırılmaları sonucunu doğurmasa da tüm kamuoyunu aydınlattığını vurguladılar. Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nun da diğer komisyonlar gibi Meclis Başkanlığı'ndan aldığı yetki ile araştırmalar ve incelemeler yaparak bulgularını kamuoyuna açıkladığını belirten avukatlar, her üç komisyonun çalışmalarının ne yazık ki araştırma konularıyla ilgili olarak kamu görevlilerinin sorumluluklarındaki payını ve uygulamaların sistematik olduğunu ortaya çıkarmadığını kaydettiler. Avukatlar, kamu görevlilerinin yaptığı uygulamaların sistematik olmasının ise bu uygulamalara izin verildiği, en azından göz yumulduğu kanısını uyandırdığını ifade ettiler.
Avukatlar dilekçelerinde şu görüşlere yer verdiler: "Ülkemizde yoğun olarak yaşanan insan hakları ihlalleri şikâyetlerinin ardı arkasının kesilmemesinin nedeni bu şikâyetleri değerlendirecek ve sonuçlandıracak olan kurumların görevlerini yerine getirmeleri, yasaların gereklerini yapmamalarıdır.
İnsan Hakları Komisyonu, TBMM'nin bir birimidir ve yetkisini Meclis Başkanlığı'ndan almaktadır.
Bu yetkiye dayanarak Komisyon'un yaptığı açıklama, esasında bir suç duyurusu olarak değerlendirilmelidir. İstanbul Valisi Erol Çakır'ın, olayla ilgili soruşturmayı başlatması gerekirken ve bu konuda yasal olarak sorumlu olduğu halde, yapılacak soruşturmaların önünü tıkayıcı nitelikteki bu açıklamayı yapmıştır. Bu da, İstanbul Valisi'nin, işgal ettiği makamın gereklerini yerine getirecek nitelikleri taşımadığını göstermektedir."
Gaf değil, hukuk dışı tavır
Türkiye'nin taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve birçok uluslararası anlaşmada işkencenin bir insanlık suçu olarak yasaklandığına dikkat çeken avukatlar, İstanbul Valisi'nin, işkenceye ilişkin "sempatik" bakış açısının kamuoyu tarafından yakından bilindiğini belirttiler. Avukatlar, geçtiğimiz ay, gözaltındaki işkenceleri belgeleyen raporlarda imzası bulunduğu için İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma açılması ve görev yerinin değiştirilmesi konusunda gösterdiği çabanın unutulmadığını vurgulayarak, Erol Çakır'ın bu iki olayda verdiği tepkiyi, işkence suçunun kanıtlarına ilişkin bu hukuk dışı anlayışını ve tavrını bir "gaf" olarak nitelemenin mümkün olmadığını kaydettiler.
Soruşturma açılsın
Avukatlar, işkence suçunu hafife alan ve işkence faillerini kollama anlamına gelen açıklamalar yapan İstanbul Valisi'nin, böylece, görevini ve makam itibarını kötüye kullandığını söyleyerek, Çakır'ın işkenceye karşı mücadeleyi etkinleştirmek görevinden bihaber olduğunu ve uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini ifade ettiler. Avukatlar, bu bakımdan Çakır hakkında soruşturma açılmasını ve soruşturmanın selameti açısından İstanbul Valiliği görevinden alınmasının teminini ve başvuru dilekçelerine yasal süresi içinde cevap verilmesini istediler.
www.evrensel.net