Depremzedeleri zor günler bekliyor

Depremzedeleri zor günler bekliyor

Depremle birlikte, çadırda, barakada, prefabrikte yaşamak zorunda kalan depremzedeleri, yardımların azalmasıyla birlikte zor günler bekliyor.

Depremzedeleri zor günler bekliyor
Muzaffer Özkurt
" 'Çadırlarınızı dağıtacağız' dediler. Bunun üzerine insanlar paniğe kapıldı. Kimisi evine geri döndü. Kimisi adamını bulup prefabrike girdi. Bazıları da Gölcük'ü terk etti. Çadırda kalanlar horlanırken, evleri hasarsız olan torpillilere yüzlerce prefabrik dağıttılar."
Bu sözler, Gölcükte bulunan ve ağırlıklı olarak Kürtlerin barındığı Gözlementepe Çadırkenti Yöneticisi Sadettin Kaya'ya ait. Bir kışı, Gözlementepe'deki yüzlerce depremzede gibi çadırda geçirmek zorunda kalan Kaya, yardım yapılırken ayrımcılık yapılmasına ve kendi deyimiyle "doğulu" olanların insan yerine konulmamasına öfkesini dile getirerek, şöyle devam ediyor: "Zaten yardımlar kesilmişti. Bir Kızılay yemeği vardı, artık onu da vermiyorlar. Halktan gönderilen yardımları da engelliyorlar."
Prefabrikler torpillilere
Gözlementepe'deki Tayvanlıların yaptığı prefabriklere torpillilerin, hatta Gölcük dışından, depremden etkilenmeyen insanların yerleştirildiğini belirten Kaya, "İstanbul'dan, Bursa'dan insanlar bile bu prefabriklere yerleşti. Buralara yazlık niyetiyle bakıyorlar" diyor. Prefabrik evlere yerleşenlerin bile kendilerinden şikâyet etmeye başlayarak, "Çadırlar ve barakalar görüntüyü bozuyor" dediklerini aktaran Kaya, bayramdan sonra çadırları boşaltmak zorunda kalacaklarını dile getiriyor, çaresizce. Gözlementepe'deki çadırların boşaltılarak Şirinköy'e taşınmak istendiğini, göçe zorlandıklarını belirten Kaya, "Şirinköy'deki çadırlarda hayvan bile yaşamaz. Çünkü, orada kalanlara prefabrik çıkınca, çadırları tuvalet gibi kullanmışlar" diyerek, ekliyor: "Gözlementepe'de bir yaşam kurduk kendimize. 'Şimdi burayı bırakıp nereye gideceksiniz?' diye soracak olursanız, bu gidişle mecburen hasarlı evlere gideceğiz."
Ayrımcılık teşvik ediliyor
Tüm bu baskılar nedeniyle, Gözlementepe'de 100'ün üzerinde olan çadır sayısı bugünlerde 30'a kadar düşmüş. Bu insanlarda kuru gıda, yemek, para ve benzeri hiçbir yardımdan yararlanamadıkları için, daha ne kadar direnebileceklerini bilemiyorlar. Devlet eliyle cezalandırılan bu insanların tek suçu ise Kürt olmak! Gölcük eski Kaymakamı Adem Karaaslanoğlu'nun, zamanında Gözlementepe'ye gelerek, kendilerine "Buradan gidin" dediğini aktaran Kürt kökenli depremzedeler, "Karaaslanoğlu yapacağını yaptı ve şimdi Kocaeli vali yardımcısı oldu. Ayrımcılık yapan ödüllendiriliyor" diyerek, tepkilerini dile getiriyorlar.
Baskılar artıyor
Gölcük'ün FP'li belediye başkanının da tavrı bu insanlara karşı devletin diğer birimlerden farklı değil. Gözlementepe'deki çadırlarda elektrikler sık sık kesiliyor, belediye de suyu kesme çabasında. Belediye geçtiğimiz günlerde çadırlardaki suyu kesmeleri için görevliler yollamış, ancak kadınlar bu ekipleri çadırlara yaklaştırmamış.
"Sürekli olarak bizimle uğraşıyorlar. Buraya sivil yardım olarak bir banyo yaptırıldı. Nereden baksan 50 milyar lirayı bulur. Mazot yokluğundan kullanılmıyordu. Şimdi oraya giden suyu da kestiler" diyerek kendilerine yapılan baskıları anlatan Sadettin Kaya, "Elimde olsa devlete çalıştığım 17 senemi hiç düşünmeden geri alırım" diyor, içinde yaşamak zorunda bırakıldıkları şartlara bakarak.
Devlet ciddiye almıyor
"Deprem görmemiş, strese girmemiş, kaybı olmayan insanlara prefabrik veriyorlar. Ev sahibi kirayı arttırmak için dışarı çıkartıyor. Bunun için bir barınak yapıyorsun, devlet bunu ciddiye almıyor. Gerçekleri söylüyorsun, götürüyor ifadeni alıyorlar. Beyzadeler seçim dönemi uçkurumuzdaki düğüm gibi oluyorlar. Kaç tane banka batırdılar. Bir bankanında bir kulağını depremzedelere versinler" diyen Kaya, Kürt oldukları için kendilerine "Nereden geldiysen oraya git" denildiğini ifade ederek şöyle devam ediyor: "Ben vergimi verirken 'Git vergini Erzuruma ver' demiyorlar."
İnşaat işi de durunca...
Gözlementepe'deki çadırlarda kalan depremzedelerin büyük çoğunluğu bugüne kadar inşaatlarda çalışarak, karnını doyurmaya çalışmış. Ancak, depremle birlikte inşaat işleri durma noktasına gelince onların da geçim sıkıntısı başlamış. Çaresizlikten ne yapacaklarını bilemiyorlar. İnşaat işçisi Kadir Kocabay da, 9 çocuğuyla geleceğinin belirsizliğini yaşıyor. Kendilerine, "İstanbul'a, İzmir'e gidin çalışın" denildiğini belirten Kadir Kocabay, "Çoluk çocuğu çadırda bir başlarına bırakıp, nasıl gidelim" diye soruyor, telaşla.
Sağlık parası olana
Tüm dertlerin yanı sıra, bir de sağlık problemiyle uğraşıyor depremzedeler. Ancak, muayene ücreti ve ilaç parasını ödeyecek durumları olmadığı için de ne yapacaklarını bilemiyorlar. Kadir Kocabay, biraz yürüdükten sonra dizlerinin tutmadığını, bunu üzerine hastaneye gittiğini, 20 milyon lira muayeni parası istenince geri dönmek zorunda kaldığını anlatıyor, yumruklarını sıkarak.
İnşaat işçisi Alihan Kaya da, özellikle çocukların deprem psikolojisini üzerinden atamadığını vurgulayarak, sinirli bir halde anlatıyor: "İki çocuğumu hastaneye psikoloğa götürdüm. 45 milyon lira istediler. Şimdi hastalandıklarında hastaneye götüremiyorum. Zaten elde avuçta yok." src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Doktorlar, çelenk bıraktı
Rojda İldan
İstanbul Tabip Odası, 14 Mart Tıp Bayramı'nın 173. yıldönümü nedeniyle Taksim'deki Atatürk Anıtı'na çelenk bıraktı. Dün saat 11.00'de gerçekleştiren törende, hekimler sorunlarını aktardı, haklarını bir kez daha hatırlattı.
İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Orhan Arıoğul'un, çelenklerin konulmasının ardından gün dolayısıyla yapacağı açıklama, polis tarafından izin alınmadığı gerekçesiyle bir süre engellendi. Yapılan görüşmelerden sonra açıklamasını yapan Prof. Dr. Arıoğul, ülkedeki sağlık sorunlarının yoğun olarak devam ettiğini belirtti. Sağlık Haftası'nın ana temasını hekimlerin sorunlarının oluşturduğunu ifade eden Arıoğul, "Ülkenin sağlık problemlerinin halli için hekimlerin sorunlarının çözülmesi gerekir" dedi. Daha sonra İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Kürşat Yıldız, "Hekimlerin 2000 Yılı Bildirgesi"ni okudu. Bildirgede, hekimin eğitiminden denetimine kadar tüm konularda Tabip Odası'nın yetkilerinin artırılması istendi.
İstanbul İl Sağlık Müdürü Mecit Çalışkan'ın da bir konuşma yaptığı törenin ardından İstanbul Tabip Odası'nın sağlık haftası etkinlik takvimi dağıtıldı. Hekimlerin beyaz önlükle katıldığı törende SSK Eyüp Hastanesi, Vakıf Gureba Hastanesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Alman Hastaneleri adına da anıta birer çelenk bırakıldı.
Bu arada, 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Pendik'te görev yapan hekim, diş hekimi ve eczacılar da, Pendik Atatürk Anıtı'na çelenk koydular. Pendik Kızılay Hastanesi önünde toplanarak, sahilde bulunan Atatürk Anıtı'na kadar beyaz gömlek ve pelerinleriyle yürüyen hekim, diş hekimi ve eczacılar, daha sonra çelengi anıta koyarak, saygı duruşunda bulundular.
www.evrensel.net