Fotoğraf: Evrensel

Deprem bitmedi!

17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin üzerinden aylar geçmesine karşın deprem bölgesindeki sorunlar olanca ağırlığıyla sürüyor. Sorunlarını aktarmak için kriz merkezleri ve valiliklere giden depremzedeler, 'Başınızın çaresine bakın' denilerek, kapıdan çevriliyor.

Deprem bitmedi!
"Ne 17 Ağustos, ne de 12 Kasım depremi bitmedi! Depremin ardından doğal olmayan depremi yaşamaya devam ediyoruz."
Her iki depremi de tüm yıkıcılığıyla yaşamış olan bir depremzedeye ait bu sözler, deprem bölgesinde yaşayan insanların da ortak duygusunu yansıtıyor. Çünkü 17 Ağustos depreminin üzerinden 7, 12 Kasım depreminin üzerinden ise 4 ay geçmesine karşın, sokakta yaşamak zorunda kalan insanların yaşamı değil iyileşmek, her geçen gün biraz daha kötüye gidiyor. Devlet verdiği sözlerin önemli bir kısmını tepkilere karşın yerine getirmiyor. Tutulmayan sözler insanların içindeki öfkeyi giderek kabartıyor. Girdiğiniz her çadırda, her barakada, her prefabrikte insanlar, "Depremden sonra en büyük yardımı ve desteği halktan gördük. Bu yardımlar sayesinde ayakta kaldık. İşimiz devlete kalsaydı, yanmıştık. Ama devlet kendisi bizim elimizden tutmadığı gibi, gönüllü yardımlarda bulunanları da engelledi. Şimdi doğru dürüst bir yardım gelmiyor. Mecburen kriz merkezlerine, valiliklere gidiyoruz, bizi kapıdan kovuyorlar, derdimizi dinleyen yok" diyerek, öfkelerini dile getiriyorlar.
Devlet yöneticileri ile deprem bölgesinde görev yapan üst düzey bürokratlara ve yetkililere göre ise her şey yolunda: 'Depremzedelere gerekli yardımlar yapılıyor, her türlü ihtiyaçları karşılanıyor! Bölgedeki tüm çadırlara ve barakalara her ay ısınma amaçlı 4, mutfak için de bir tüp veriliyor. 1 Mart tarihinden itibaren Kaynaşlı dışındaki bölgelerde sıcak yemek dağıtımı kesildi, ancak ayda bir kez olmak üzere kuru gıda yardımına başlandı. Barınma problemi kesinlikle yok, insanların büyük çoğunluğu prefabriklere yerleştirildi!
Kışı titreyerek geçirdik
Ancak bölgedeki gerçeklik, yetkililerin söylediklerinin tam tersi. Gölcük'te, kimi çadırlara aylardır tüp verilmiyor, kuru gıda yardımı ise bazılarına hiç uğramıyor. Sakarya, Düzce ve Kaynaşlı'da ayda sadece iki tüp veriliyor. Halen binlerce kişi çadırlarda ve kendi imkânlarıyla yaptıkları barakalarda barınıyor. Düzce'de, şehir merkezindeki çadırlarda kalanlara bayram sonrasına kadar süre verilmiş. Bu sürenin bitiminde çadırların boşaltılması isteniyor. Aksi takdirde, elektrik ve suyun kesileceği, asker ve polisin devreye sokulacağı tehdidi savruluyor. Çadır, baraka ve prefabriklerde kalanların tümü, kışın ayazında nasıl titrediklerini anlatıyorlar; baharın gelişiyle havaların yavaş yavaş ısınması en çok onları sevindirmiş. Prefabriklerin birçoğu gelişigüzel yapıldığı için birçok sorun yaşanıyor. Kimi prefabrikler yağmur yağdığında tabandan su alıyor, kimisinin çatısı damlıyor. Prefabrikler, bir oda ve küçük bir bölmeden meydana getirilmiş tuvalet-banyodan oluşuyor. Özellikle kalabalık aileler, prefabriklerin bir odadan ibaret olmasının sıkıntısını yaşıyor. Kimi yerlerde prefabrikler şehir merkezlerinden uzak noktalarda kurulmasına karşın, ulaşım olanaklarının çok kısıtlı olması bir başka çileyi beraberinde getiriyor. Çadır ve prefabriklerde içme suyu sıkıntısı da yaşanıyor.
Farelerle baş edemiyoruz
Özellikle çadır ve barakalarda kalanlar, farelerden de muzdarip. İnsanlar ne kadar dikkat etmeye çalışsa da birçok sağlık problemiyle karşılaşıyorlar. Devlet hastanelerine gittiklerinde muayene olabiliyorlar, ancak ücretsiz dağıtım yapılan yerlerde reçeteye yazılan ilaçların önemli bir kısmını bulamıyorlar. Bu durumda da mecburen eczanenin yolunu tutuyorlar.
Prefabriklere sayaç takıldı
Prefabriklerin hepsine elektrik sayacı takılı. Elektrikten yararlanmak için sayaç taktırmak zorunlu. Üstelik bu işlem için 3 milyon lira 'abonelik' parası alınıyor. Önümüzdeki günlerde prefabriklere de faturaların gönderileceği söyleniyor. Depremzedeleri en çok sinirlendiren konu ise, hasarlı binalara elektrik ve telefon faturası gönderilmesi. Bugünlerde bütün evlere, geçmişe dönük, yüklü miktarlarda elektrik ve su faturaları gönderiliyor. Depremde ağır can ve mal kaybına uğrayan, her şeyleri bina enkazlarıyla birlikte uçup giden, bölgedeki yoğun işsizlik nedeniyle çalışamayan ve bir geliri olmayan depremzedeler, karınlarını nasıl doyuracaklarını düşünürken, gönderilen bu yüklü faturalarla bir kez daha sarsılmışlar. Önceden prefabriklerde kalan ev sahiplerine kira yardımı yapılmıyordu, bayramdan sonra getirilmesi düşünülen uygulamayla çadırlarda kalanlar da bu kapsama alınmak isteniyor. Verilen kira yardımlarından kesinti yapmak için de yetkililer olmadık yöntemlere başvuruyor. Örneğin, Düzce'de soba kullanan depremzedelere mart ayı başında kömür yardımı yapılmış. Kömür dağıtımı yapıldıktan yaklaşık bir hafta sonra, 100 milyon lira olan kira yardımından 40 milyon lira kömür parası kesileceği açıklanmış.
Sokağa atmak istiyorlar
Kendilerine zar zor bir çadır ya da prefabrik bulabilen kiracı depremzedeler, sokağa atılmak isteniyor. Kiracı depremzedeler hak sahibi olmadıkları gerekçesiyle çadır ve prefabriklerden çıkmaya zorlanıyor. Özellikle Düzce ve Kaynaşlı'da hasarsız bina olmadığı için ev bulamayan ve yetkililere bir türlü dertlerini anlatamayan kiracılar, kendilerine bir çözüm sunulmasını istiyorlar.
İşten atmalar sürüyor
Depremden maddi olarak en çok etkilenen kesimi işçiler ve küçük esnaf oluşturuyor. Depremde işyerleri yıkılan ya da ağır hasar gören küçük esnaf, devlete ateş püskürüyor. Milyarlarca lira kaybı olan esnafa düşük miktarda krediler açılması öngürülüyor. Devletin belirlediği kredilerin çok yetersiz olduğunu belirten esnaflar bir de bürokrasi engelini aşmak için çaba sarf ediyorlar. Özel sektörde çalışan binlerce işçi ise işini kaybetmiş. İşlerinden olduktan sonra hiçbir gelirleri kalmayan işçiler, yardımların da asgari düzeye inmesiyle birlikte yaşamlarını nasıl idame ettireceklerini bilememenin şaşkınlığını yaşıyorlar.
Okullarda para toplanıyor
Bölgede eğitim öğretim kör topal sürdürülüyor. İlkokul ve lise öğrencilerinin eğitim araç ve gereçlerinin eksikliğini yaşamalarından, üniversite öğrencilerinin barınma problemine kadar sorunlar yumağı haline gelen eğitim öğretim göstermelik olarak devam ettirilmeye çalışılıyor. Paralı eğitim uygulamaları, deprem bölgesinde de hız kesmiyor. İlkokul ve lise öğrencilerinden, "eğitime katkı payı" adı altında para toplanıyor.
Enkazlar bile kaldırılmadı
Kocaeli'de, Sakarya'da, Gölcük'te, Düzce'de, Kaynaşlı'da halen yüzlerce orta ve ağır hasarlı bina yıkılmayı bekliyor. İl ve ilçe merkezlerinde yükselen bu binalar hem insanlara her gün depremi yeniden hatırlatıyor hem de yeniden yapılanma alanında sürdürülen çalışmaların ne kadar geri düzeyde olduğunu ortaya koyuyor.
www.evrensel.net