Hükümetin 'tarım reformu'

   ABD ve AB'nin çıkarınadır

Hükümetin 'tarım reformu'
   ABD ve AB'nin çıkarınadır
Erol Teslim
Hükümet tarım sektöründe geniş çaplı bir özelleştirmeye hazırlanıyor. IMF, Tekel ve Çay-Kur gibi önemli kurumlar ile birliklerin elinde bulunan sanayi işletmelerinin satılması için bastırıyor. Ancak tarımsal KİT'lerin özelleştirilmesi, "tarım reformu" ile birleşince Türkiye tarımının sonunu hazırlayacak.
Ege Üniversitesi Ziraaat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü öğretim üyesi ve Tarım Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Tayfun Özkaya, buna dikkati çekiyor. Özkaya, üstelik tarım sektöründeki özelleştirmenin ciddi bir tekelleşmeye de yol açtığını vurguluyor. Prof. Dr. Özkaya, hükümetin hazırladığı "tarım reformu" programının ise ABD ve AB'nin çıkarlarına hizmet edeceğini belirterek, tarım ürünlerindeki ithalatın bu program uygulandığı zaman artacağına dikkati çekiyor. Özkaya, 'doğrudan gelir desteği'nin ise küçük üreticiyi korumayacağını, tam aksine pamuk, tütün, şekerpancarı vb. ürünleri üreten üreticinin daha da zor duruma düşeceğini belirtiyor.
Türkiye'de akılcı bir tarım politikası uygulanması gerektiğini de söyleyen Özkaya, destekleme programı çerçevesinde bazı ürünler için kotanın uygulanmasının doğru olduğunu ve özellikle Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki üreticileri hayvancılığa ve başka ürünlere yönlendirmenin gerektiğini ifade ediyor.
'Tarım reformu' küçük üreticiyi bitirir
Hükümetin hazırladığı "tarım reformu"nu da değerlendiren Prof. Dr. Tayfun Özkaya, bu programı önerenlerin bazı bilim adamlarından da yararlanarak kamuoyu oluşturmaya çalıştıklarını söylüyor. Özkaya, "Bunların söylediklerinin yüzde yüzü yanlış değil. Küçük bir doğruluk payı da var" derken, ancak sorunları çözme yolunun böyle olmaması gerektiğini belirtti. Özkaya, şu görüşleri dile getirdi:
"Bunu buğdayda şöyle değerlendiriyorlar. Örneğin; Türkiye'de küçük bir üretici grubu var. Bunlar özellikle buğday yetiştiriyorlar. Fakat kendi ekmek ihtiyaçları için veya bulgur ihtiyaçları için bu üretilen buğday yetmiyor. Bununla birlikte piyasadan satın alınıyor. Eğer siz buğday fiyatlarını artıracak destekleme programını uygularsanız, bu küçük üreticiler bu defa bu politikadan zarar görürler. Bunu bazı uzmanlar araştırmalarında da ortaya koyuyorlar. IMF ve Dünya Bankası diyor ki, 'Eğer küçük üreticileri desteklemek istiyorsanız, o halde bunu doğrudan yapın.' Üreticiye doğrudan gelir aktarın. Buna doğrudan gelir desteği deniliyor. Belirli bir miktar araziye sahip olan küçük üreticiye, 100-150 milyon liralık bir para transferi çıkararak bütün desteklemeler kaldırılacak.
Buğdayda bu uygulama doğru gibi görülüyor. Fakat küçük üreticilerin dışında buğday satan üreticiler fiyat desteklemesinden yararlanıyor. Bireysel tüketimi söz konusu olmayan pamuk, tütün, şekerpancarı, fındık, ayçiçeği gibi ürünlerde küçük üretici de bu fiyat desteklemelerinden yararlanıyor. Türkiye'de çok küçük bir üretici var, bunlar yer yer destekleme programından zarar görebilirler. Bunları söylerken Türkiye'deki tüm desteklemeleri kaldırmanın esasında kime hizmet ettiğini göstermek istiyorum. Esasında böyle bir politika, Avrupa Birliği ve ABD'ye hizmet ediyor. Çünkü ABD'nin çok miktarda pamuk ve buğday stokları mevcut. AB'deki ülkelerin süt, tereyağı, peynir gibi ürünlerden büyük oranda stokları vardır. Ülkemizde buğday da, pamuk da dünya fiyatlarına göre belirlenirse bu takdirde ABD, AB ve diğer bazı büyük ülkeler Türkiye'ye bunları satabilecekler. IMF, Dünya Bankası, AB ve ABD'nin amacı, Türkiye'ye pamuk, buğday, peynir vs. satmaktır."
www.evrensel.net