Dayanalım belediyenin kapısına...

Ankara'nın Mamak ilçesine bağlı Başak Mahallesi, yolundan elektriğine, okulundan altyapısına kadar pek çok hizmetten yoksun bırakıldığı için adeta bir sorunlar yumağı.

Dayanalım belediyenin kapısına...
Jülide Kalıç
Büyük kentlerin yoksul mahalleleri, emekçi mahallelerinin yoksul insanları, belediyelerin "o yetersiz oldukları hep söylenen" hizmetlerinden bile yoksun yaşıyor. Gösterişli büyük binaların olduğu mahallelere götürülen hizmetlerin binde birinden bile yararlanamıyor, bu yok sayılan yoksul emekçi mahalleleri.
Ankara'nın Mamak ilçesinin Başak Mahallesi de bu tür yerleşim alanlarından biri. Başak Mahallesi'ne, bırakın yolu, parkı, bahçeyi, altyapı hizmetleri bile götürülmemiş henüz.
Mahallelinin tuvalet çukurları açıkta. Başak Mahallesi sakinlerinin bu foseptik çukurları en yakıcı sorunu olmuş. Bu çukurlardan kurtulmak için yüzlerce kez Mamak Belediyesi'nin kapısına dayanmışlar ama her zamanki gibi mahallelilerin kaderi yok sayılmak olmuş.
Başak Mahallesi sakinlerinden Hatice Tozduman, 17 sene evvel gelmiş, yerleşmiş mahalleye. Geldiklerinde zaten elektrikleri, suları yokmuş. "Bildiğim kadarıyla 25 senedir var bu mahalle. 25 senedir de tuvalet çukurlarımız açıkta" diyor Tozduman. Bütün pisliğin yollara aktığını bildiren Tozduman, ellerine kazmaları, kürekleri alıp kanalizasyon çukurlarını kendilerinin açmayı düşündüğünü söylüyor.
Foseptik çukurlarının artık başlarının belası haline geldiğini belirten Tozduman, çocukların daha çok sokakta oyun oynayarak zaman geçirdiklerini, bu çukurlara düşmelerinden korktuklarını dile getiriyor. Geçen yıllarda üç yaşında bir kız çocuğunun çukura düşerek yaşamını yitirdiğini belirten Tozduman, yaz aylarında sokakların sivrisinekten geçilmediğini, çocukların sık sık hastalandığını, ellerinde ve yüzlerinde yaralar oluştuğunu anlatıyor. Çukurların mikrop saçtığına işaret eden Tozduman, bulaşıcı bir hastalığın yaygınlaşmasından endişe ettiklerini ekliyor.
Mahalle sorunlar yumağı
Başak Mahallesi'nin sorunu bir tek bununla da kalmıyor. Yolundan, elektriğine, okulundan pazarına kadar bir sorunlar yumağı var burası... Sokakları aydınlatacak sokak lambaları bile yok. "Akşam karanlığında çocuklar yalnız başına eve dönemiyor. Onları okuldan biz almak zorundayız. Sokaklarda çok başıboş köpek olduğu için çocuklar da biz de korkuyoruz. Çoğu kez çalı süpürgesiyle okula gidiyorum. Belki gülünç bir durum ama ne çocuğumun ne benim can güvenliğim var" diye içinde bulundukları durumu anlatan Tozduman, çocuklarını gönderdikleri okulun da bahçe duvarının olmamasından şikâyet ediyor. Okul çevresinde bir duvarın olmadığını ve bahçeyle anayolun bir olduğunu dile getiren Tozduman, çocukların birdenbire yola fırladığını ve her an araba altında kalabileceğini söylüyor.Aidatlar nereye gidiyor?
"Okul çevresinde bir koruyucu öğretmenimiz dahi yok. Yakınlarda bir çocuğumuza araba çarptı. Okul idaresiyle görüştük. Ödenek alamadıkları için bahçe duvarı yapamadıklarını söylediler. Bizden topladıkları para da yeterli olmuyormuş" diyen Tozduman toplanan paraların nereye gittiğini merak ettiklerini ifade ediyor.
Okula verdikleri aidat konusunda da çok tartışmalar yaşandığını kaydeden Tozduman, okul müdürünün aidatların yeterli olmadığını, hizmetlinin yetmediğini, ikinci bir hizmetli tutamadığını, okulda salgın bir hastalık başgöstermeden okulun velilerce temizlenmesi gerektiğini söylediğini belirterek, okulun sorunlarının çözülmesi için veliler olarak örgütlü bir çaba sarf edeceklerini vurguluyor.
'Güya pazar kuruldu'
Mahalleli kadınların sorunlarından biri de yakın çevrelerinde bir pazar olmayışı. "Pazarımız çok uzak. Çocuklarımızı eve kilitleyip gitmek zorunda kalıyoruz. Bir pazar vardı ama düzenli mal gelmedi. Nerde çürük çarık mal varsa buraya getirdiler. Neymiş, millet alışveriş etmediği için pazarı kaldırmışlarmış. Sen çürük malı alır mısın?" diyerek tepkisini dile getiren Tozduman, "Hiç ilgi alaka denilen bir şey yok. Biz yapılan hizmetler için hizmetlilere yemek veriyoruz, çay veriyoruz. O hizmet bizim için büyük bir velinimet çünkü. Mecburlar bize hizmet getirmeye ama, bizler hasretle yanmış gibi onları kucaklıyoruz. Sanki bizim onlara karşı bir mecburiyetimiz var gibi onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz" diyor.
Hizmetler göstermelik
Yapılan hizmetin göstermelik olduğuna dikkat çeken Tozduman, var olan hizmetin de kendi zorları ve çabalarıyla geldiğini söylüyor. "Ara sokaklar çar çamur içinde. Annem hastalandı da o çamurun içinde annemi yola battaniyeye sarıp sekiz kişi birden taşıdık. Araba giremiyor ki sokağa. Girse saplanıp kalıyor" diyen Tozduman, vatandaş olarak vergilerini ödediklerini ve karşılığını da almak istediklerini ifade ediyor. "Kimileri rahat içinde yaşarken biz garibanların sürünmesine göz yumuyorlar. Bu nasıl hizmet anlayışı?" diyerek de yetkililerden yakınıyor.
Dayanın belediyenin kapısına
Başak Mahallesi'nin kadınları bütün bu sorunlara karşı ne yapacaklarını da iyi biliyor. Kadınlar sorunların çözümü için bir araya gelmenin önemli olduğunu söylüyorlar. Başak Mahallesi'nde yaşayan Sultan Sancaroğlu da elektrik ve su konusunda yaşadıkları sorunları bir araya gelip belediye kapısına dayanmakla çözdüklerini belirtiyor. Sultan Sancaroğlu daha sonra mahallenin tüm kadınlarına sesleniyor: "Dayanalım belediyenin kapısına..."
www.evrensel.net