Demokrasi propagandası eşliğinde

Demokrasi propagandası eşliğinde

   egemenlik mücadelesi

Demokrasi propagandası eşliğinde
   egemenlik mücadelesi
"Kapitalizm, ikiyüzlülükte, kendisinden önceki bütün düzenlere rahmet okuttu. Daha henüz tarih sahnesine kendi talepleriyle çıktığı, o en devrimci döneminde bile ikiyüzlüydü. Feodalizmin, krallıkların zulmü altında inleyen köylülere, kent emekçilerine, işçilere dönüp; 'eşitlik', 'kardeşlik', 'özgürlük' vaat ediyor; krallara, soylulara dönüp; 'ticaret özgürlüğü', 'mülkiyet hakkının kutsallığı' pazarlığı yapıyordu. Bu yüzden de; demokrasiyi, özgürlük ihtiyacını gündelik yaşamında, yaşamının vazgeçilmez bir parçası gibi hissetmeyen geri ülkelerin burjuva aydınları ve demokratları, burjuva özgürlükler ve burjuva demokrasisi karşısında 'derin bir hayranlık duydu- duyuyor'. Hayranlık duymakla da kalmayıp burjuvazinin ve kapitalist ilişkilerin nereye giderse oraya özgürlüğü ve demokrasiyi de götüreceğini hayal etti-ediyor. Ve bu batı ve kapitalizm hayranı aydınlar; özgürlük ve demokrasi mücadelesini kapitalist ilişkilerin geliştirilmesi, kapitalizme destek, emperyalizmin dünya hegemonya mücadelesini halklara demokrasi mücadelesi, özgürlüklerin genişletilmesi mücadelesi olarak gösteren birer sömürgecilik çağı 'misyoneri' derekesine düştüler...
2. Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrasında ise, kapitalist dünya; 'demokrasi' ve 'insan haklarını' sosyalizme karşı demagojik bir silah haline getirdi. Bu yüzden; son 50 yıl boyunca, Latin Amerika'dan Türkiye'ye kanlı darbeler, Kore'den Vietnam'a, Cezayir'den İran'a kadar ülkelere yönelik askeri müdahaleler hep 'insan hakları ve demokrasinin korunması', 'sosyalizmin demokrasiye saldırmasının engellenmesi' adına yapıldı.
'Aynı demokrasi ve insan hakları' ilkeleri SB ve Doğu Avrupa ülkelerinde daha farklı kullanıldı. Burjuva liberal demokrasi normları, 'Amerikan hayat tarzı' propagandası eşliğinde, içerden çürüyen revizyonist diktatörlüklerin çökertilmesinde etkin bir silah olarak kullanıldı...
Özellikle son 50 yılın deneylerinden dersler çıkaran emperyalist ülkeler; YDD'nin en öne çıkarılan ilkelerinden birisini 'demokrasinin yaygınlaştırılması', 'demokratik normların bütün ülkelerde geçerli hale getirilmesi' olarak ilan ettiler. Hedefe konan ülkeleri de, 'demokrasi karşıtı' olarak tarif ettiler. YDD'nin ilk büyük saldırısının gerekçesi de; 'despotik Irak'a ve körfeze demokrasi getirmek' oldu. Romanya'ya, Bulgaristan'a, Yugoslavya'ya da hep demokrasi getirmek için müdahale ettiler. Ama ne Kuveyt'e, ne Körfez emirliklerine ne Suudi Arabistan'a demokrasi filan gelmedi.
...
Demokrasi mücadelesi, işçi sınıfının mücadelesi içinde son derece önemli bir yer tutar. Çünkü her şeyden önce demokrasi mücadelesi içinde işçi sınıfı, kimlerin dost, kimlerin düşman olduğunu görerek, siyasal bakımdan bilgi ve görgüsünü artırır. Sınıflar mücadelesini yönetmeyi öğrenir. Aynı zamanda işçi sınıfı, demokrasi mücadelesinde kazandığı hakları bir basamak yaparak kendi iktidarı için; mücadelede yeni imkânlar kazanır. Ve en temel talepleri olan, örneğin sömürünün ortadan kaldırılması, demokrasinin nimetlerinden işçilerin, tüm emekçilerin de mülk sahibi sınıflar kadar yararlanması, hatta burjuva demokrasisinin en iddialı olduğu alan olan 'siyasi eşitlik' konusunun bile bir palavradan ibaret olduğunu, parası olanların olmayanlara göre siyasal bakımdan üstün olduğunu, 'hak denilen' ve yasalarla 'herkese verildiği' belirtilen şeyleri işçinin emekçilerin hiçbir zaman kullanamadığını işçiler bu mücadele içinde görürler ve gerçek bir eşit haklar, gerçek bir demokrasi için kapitalist normların geçerliliğine son vermek, sermaye ve kârı değil emeğin çıkarlarını esas alan yeni bir toplumsal düzen kurmadan 'işçi haklarının', 'teorik olarak' kapitalizm koşullarında mümkün olan pek çok hakkının gerçekte mümkün olmadığını görür ve kendi düzenini, sosyalizmi kurmaya yönelir. Ve onu kurmak için; demokrasi mücadelesinde talepleri gerçekleşemeyen diğer emekçi sınıfları da, demokrasi mücadelesi içinde kurduğu yakınlıkları da değerlendirerek yanına alarak; emperyalizme ve kapitalizme karşı bir mücadeleye girişir. Artık işçi sınıfı ve çıkarlarını sosyalizmde gören diğer emekçi sınıfların yeni adımı sosyalizmdir."
www.evrensel.net