Toplu iş sözleşmeleri

Toplu iş sözleşmeleri

   işçilerin güvencesidir

Toplu iş sözleşmeleri işçilerin güvencesidir
Sultan Özer
Kendini sermayenin isteklerini yerine getirmekle görevlendiren hükümet, IMF'nin de direktifleriyle toplu iş sözleşmelerinde sendikaların yüzde 25'ten fazla ücret artışı talep etmemesini dayatıyor. Başından beri işverenlerin "işçi ücretlerinin yüksek olduğu, işyerinin yaşatılması gerektiği" yönündeki propagandalarıyla hükümetin talebi birleşince, daha TİS'ler başlamadan işçiler, "0 ile yüzde 25" arasında tercih yapmaya zorlandılar. Bu dayatmanın yapıldığı işkollarından biri de belediyeler.
Yaklaşık 40 bin üyeleri adına TİS masasına oturacak olan DİSK Genel-İş Genel Başkanı İsmail Hakkı Önal, IMF'nin ve hükümetlerin dayatmalarının yeni olmadığını, kendilerine düşenin ise bütün bunlara direnmek ve işçilerin insanca yaşayabilmesini sağlayacak bir ücret almak olduğunu söyledi. Ücret dışında iş güvenliğinin de çok önemli olduğunu belirten Önal, TİS'ler ve diğer sendikalarla birlikte mücadele konusunda sorularımızı cevaplandırdı.
Belediye işkolunda 2000-2002 dönemi TİS görüşmeleri bugünlerde yapılan oturumlarla başladı. Ancak IMF'nin ve diğer sermaye kuruluşlarının istemleri doğrultusunda hükümet, yüzde 25'ten fazla ücret artışı verilmeyeceğinin mesajlarını veriyor. Bütün bunlara karşı TİS masasında nasıl bir tavır göstereceksiniz?
Önal: IMF'nin Türkiye ekonomisine müdahalesi yeni değil. Fark bugünkü siyasal iktidarın IMF'nin yazdığı reçeteleri aynen uygulaması. Dolayısıyla bu reçetede yazdığı ilaçların başında işçi haklarının kısıtlanması gelmektedir. İşçi haklarının kısıtlanmasının başında da doğal olarak toplu iş sözleşmeleriyle verilecek ücret zammı ve diğer sosyal haklar gelmektedir.
Bugüne kadar IMF'nin dayatmalarına hiçbir dönem boyun eğmedik. Bundan sonra da boyuneğmeyeceğiz. Boyun eğmek bizim sendikal anlayışımıza ters gelir.
Biz işçimize güveniyoruz. İşçimize, üyemize gerçekleri anlatacağız. Her ne kadar sendikal anlayışımız bir toplusözleşmenin iyi veya kötü olmasına bağlı değilse de toplusözleşmeleri enazından işçinin bugün içinde bulunduğu geçim şartlarını daha da iyileştirmeye, onların insanoğluna yakışır düzeyde ücret almalarını sağlamaya yarayan vasıtalar olarak görürüz.
Ve bizim elimizde işverene karşı tek silah da bu. Elimizdeki bu silahı herhalde başkasına verecek değiliz. Silahı sonuna kadar kullanacağız. Bizim yüzde 25-15, yüzde 10 gibi zamlarla çok fazla ilgimiz yok. Ancak belediyelere de zannediyorum hükümetin bu konuda bir talimatı var.
Yukardan vanayı kısma düşüncesi hakim. Dolayısıyla belediyelerin güç durumda bırakılması, böylelikle de bizim işkolumuzda da işçi haklarını kısıtlama yönünde birtakım girişimlerin olacağını biliyoruz. Belediyelerin de bu konuda zor durumda kalacağını biliyoruz. Ama tüm bu zorluklara rağmen biz günün koşullarına göre zam alınmasına ilişkin üyelerimizle birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Bunun için ne gerekiyorsa onu yapacağız.
Bugün Türkiye'de işkolumuzdaki genel hizmet işçisi, belki bir iki istisnası dışında bütün işyerlerinde en fazla sıkıntı çeken, en fazla mağdur olan işçidir. Daha çok mağduriyetlerine neden olmak herhalde bu ülkeyi yönetenlere de fayda getirmez. Hükümet bu konuda daha akılcı bir politika ile en azından işçi hakları konusundaki baskıyı bir an evvel ortadan kaldırmalı diye düşünüyoruz.
Zaten yüzde 15 enflasyon hedefi gerçekleşecek bir hedef gibi görünmüyor. Ocak ve şubat istatistikleri de bunu gösteriyor. Enflasyonun bu noktalarda gerçekleşmemesi halinde,işçilerin bir daha toplusözleşme yapma olanağının olmayacağını düşünürseniz, önümüzdeki dönemin ne kadar güç olduğunu, ne kadar güçlüklerle karşı karşıya kalacağımızı anlarsınız. Bu nedenle biz hiçbir biçimde taviz vermeyiz.
Gelişmeler, TİS görüşmelerinin oldukça çetin geçeceğinin habercisi. Bu bakımdan üç ayrı sendikanın olduğu işkolunda çalışan onbinlerce işçiyi bir araya getirmeye ve ortak bir mücadele geliştirmeye yönelik çabalarınız olacak mı?
Önal: Sendikal anlayışlarımız, bakış açılarımız farklı olduğu için diğer sendikalarla birleşme diye bir şey olamaz. Diğer sendikal örgütlenmelerle sadece güçbirliği yapılabilir. Onlarla yollarımız, kulvarlarımız ayrı da olsa, mücadele anlayışımızda, toplusözleşme anlayışlarımızda farklılıklar da olsa güç ve eylem birliktelikleri yapılabilir.
Yaralar, sıkıntılar birdir, sıkıntıları aşacağımız yollar da aynıdır. Kendi ilkemizi saklı tutarak birlikte mücadele örgütlenmesi yolunda çabalar harcanmalı elbette. Birliktelik karşı tarafın da yaklaşımına bağlıdır. Doğrudan doğruya işverene karşı verilecek mücadele, eylemler olabilir, grev dahil her yola başvurulabilir.Hükümete karşı eylem ve güçb kümler konmasının, işçinin ücretinden daha önce geleceğine inanıyoruz. TİS'lerde getireceğimiz zammın önemli olduğunu söylüyorum. Bunun en azından insanların insanca yaşamalarını sağlaması gerekiyor.
Diğer önemli yan da işçinin geleceğinin garanti altına alınması. Ülkemizde ILO'nun 158 sayılı sözleşmesi geçerliliğini yitirmiş durumda. Çünkü gereği yapılmamış, iç hukuka uygun, işgüvencesi yasası çıkarılmamış. TİS'lere koyacağımız maddeler bunlar olmalı. İşgüvencesi yasası yoksa TİS'lere, işçinin geleceğini güvence altına alan hükümler koyabilmeliyiz. İşçinin yeni bir kişi olarak toplumdaki yerini alabilmesini sağlamalıyız. İnsanca yaşabilecek ücret de TİS'lerde talebimiz olacaktır.
Belediye işkolu, sendikalılaşma oranı hayli yüksek olan bir işkolu. Ancak yine de bazı taşra belediyeleri örgütsüz. Ayrıca onbinlerce taşeron işçi var. Buralara yönelik örgütlenme çalışmalarınız var mı?
Önal: Bu yıl en az 40 bin üyemiz adına TİS'lere oturacağız. Diğer yandan örgütlenme çalışmalarımız da sürüyor. Örgütlenme bakımından küçük-büyük ayrımı yapmadan örgütlenme gibi bir ilkemiz var. Amacımız örgütlenmeyi her yerde sağlayabilmek.
Örgütsüz belediyelerde elimizden geldiğince örgütlenmeye çalışıyor, bölgemizin bulunduğu tüm belediyelerde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biz sendika olarak bağımsızlığı savunuyoruz, sendika içi demokrasiyi, tabanın söz ve karar sahibi olmasını, sendikaların politika yapabilmesini, siyaset üretmesini ve bunu üyelerine aktarabilmesini savunuyoruz. Partiler üstü politika denilen ucubenin içinde değiliz. Üyelerimizde yeni kimlik derken de bunu kastediyoruz.
www.evrensel.net