Fotoğraf: AA

Gazeteci cinayetlerini aydınlatacak

   yasal değişiklik yapılsın

Gazeteci cinayetlerini aydınlatacak
     yasal değişiklik yapılsın
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) yönetimi, Abdi İpekçi davası ile ilgili son gelişmeler ve basın çalışanlarına yönelik tehdit ve saldırılar konusunda basın toplantısı yaptı. TGC Başkanı Nail Güreli, devletin gazeteci cinayetlerinin aydınlatılmasına engel gösterilen Anayasa ve yasa değişikliklerinin yapılmasını istedi.
Abdi İpekçi davası ile ilgili son gelişmeler ile son günlerde gazetecilere yönelik tehdit ve saldırılar konusunda basın toplantısı TGC Lokali'nde dün yapıldı.
TGC yönetiminin düzenlediği basın toplantısında konuşan başkan Nail Güreli, "Devleti yönetenler, Abdi İpekçi'den başlayarak son 20 yıl içinde Uğur Mumcu, Çetin Emeç ve Ahmet Taner Kışlalı gibi onlarca gazeteci ve yazarın hayatına mal olan ve 'faili meçhul' denilen cinayetleri aydınlatmak istiyor mu, istemiyor mu?" sorusuyla basın toplantısını başlattı.
Cumhurbaşkanının süresini uzatıyorlarsa....
Güreli, Meclis'in Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in süresini uzatmayı amaçlayan Anayasa ve partilerin kapatılmasına ilişkin yasa değişikliklerine nasıl gidiyorlarsa, bu cinayetlerin aydınlatılmasına engel gösterilen Anayasa ve yasa değişikliklerinin de yapılmasını istedi. Bu cinayetlerin aydınlatılmasının engellendiğini belirten Güreli, buna örnek olarak İpekçi ve Mumcu cinayetlerini gösterdi.
İpekçi cinayeti
Güreli, İpekçi suikastıyla ilgili bir ifade bandının devlet birimlerince imha olduğunun açıklanmasının ve uzun yıllar boyunca mahkemeye bu bandın gönderilmemesinin 'açıkça suç' olduğunu ifade etti. Güreli, suçun sorumlularının üzerine gidilmediğini ve hesabının sorulmadığını söyledi ve devam etti: "Gerekçe olarak da Anayasa'nın ve ilgili yasaların yargıya intikal etmiş konuyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nun bir işlem yapılamayacağı belirtildi." Bu konunun yargıyla değil, idari işlere ilişkin bir suç olduğunu ve idari bir soruşturma açılması gerektiğini vurgulayan Güreli, ancak yasaya göre yargıyla ilgili görüldüğünü ve bu nedenle idari soruşturmanın açılmadığını ifade etti.
Güreli tüm bu nedenlenden dolayı yasal düzenlemelerin değiştirilmesinin şart olduğunu kaydetti. Güreli, "Kaldı ki Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki 4483 Sayılı Kanun'da yapılan son değşiklikle, bu konuda idari soruşturma yolu açılmış bulunmaktadır" dedi.
Suç duyurusunda bulunulacak
Soruşturma izin yetkisini elinde bulunduranların yetkisini kullanması gerektiğini ifade eden Güreli, İpekçi suikastiyle ilgili bandı imha ettiğini bildirenler hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiğini söyledi. TGC olarak kendilerinin bu konularda Başbakanlık'a, MİT Müsteşarlığı'na ve Adalet Bakanlığı'na başvuracaklarını ifade eden Güreli, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na da suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
Mumcu cinayeti
Uğur Mumcu suikastı soruşturması ile ilgili dönemin sorumlu yöneticileri hakkında TBMM Araştırma Komisyonu raporunda somut veriler olduğunu anlatan Güreli, TBMM raporunun gereklerinin yapılmasını yerine getirilmesi için hükümeti göreve çağırdı. Güreli, "Bu raporun gerekleri yapılırsa, Mumcu suikastinin aydınlatılması olanağı doğacaktır. Bu gerekler yerine getirilmedikçe, onlarca suikastin aydınlatılmamasının sorumluluğuna devleti yönetenler, bugünküler de dahil, ortak olacaklardır. Bu suikastlerin vebali boyunlarında kalacaktır" dedi.
TBMM amborgosu
TBMM bünyesinde hazırlanan günlük bültene, son günlerde bazı eleştirel yazılara sansür uygulanmasını da eleştiren Güreli, bunun halkın ifade ve iletişim özgürlüğüne aykırı olduğunu söyledi. Güreli son olarak geçtiğimiz ay içinde basına yönelik çeşitli saldırılar ve ve şiddet olaylarına ilişkin 9 örnek gösterdi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Varto'da siyasi deprem
Barış Kaygısız

Adı depremle birlikte anılan yerleşim merkezlerinden olan Muş'un Varto ilçesi, 8
Şubat 2000 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile afet bölgesi kapsamından çıkartıldı. 358 belediyeyi içine alan ve Varto'yu dışarda tutan yardım kararı Muş'a bağlı 11 belediyeyi de kapsıyor. 11 belediyenin 4'ünün DSP'li, 3'ünün ANAP'lı, 1'inin MHP'li ve 3'ünün de DYP'li olması dikkat çekici.
Fay hattını mı taşıdılar!
1966 yılında yaşanan depremle yerle bir olan Varto'nun Belediye Başkanı Abdulbari Han, afet kapsamına alınan beldelerin siyasi hesaplarla belirlendiğini belirterek, karara tepki gösterdi. Varto'da 1999 yılı içinde hafif ve orta şiddetli 15 civarında deprem meydana geldiğini hatırlatan Han, "Siyasiler kendi beldelerini afet kapsamına alırken, acaba Varto'un altındaki deprem hattını da mı kendi beldelerinin altına götürdüler?" diye sordu.
Temasları için Ankara'da bulunan Abdulbari Han, afet yardımının kesilmesi nedeniyle Ocak-Şubat 2000 tarihleri içerisinde 17 milyar zararda olduklarını, bu miktarın kendileri için batıdaki belediyeler oranla çok daha değerli olduğunu söyledi. 1999'un ilk yarısında 2.5 olan Gelir Payı Çarpım Katsayısı'nın 1999 ikinci yarısında 1.31'e indirildiğini dile getiren Han, "Oranın azalması haksızlıktır, dedik. Yükseltilmesini istedik. Yeniden tetkik istedik. 5 ve 11 Kasım 1999 tarihlerinde müracatlarımız oldu. İller Bankası ve Karayolları geldiler. İnceleme yaptılar. Bizim hasar durumumuzu tespit ettiler. Ve de Ankara'ya ilgili yerlere ilettiler" dedi.
Tetkiklerin afet kapsamına yeniden alınmaları konusunda bir engel çıkarmayacağı inancında olduklarını belirten Han, altyapı eksikliklerini bulunduğunu, yol ve köprülerinin hasarlı olduğunu ifade etti. Han, Varto'nun birinci derece deprem bölgesinde olduğuna vurgu yaptı. Han, 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinde su ve kanalizasyon şebekelerinde önemli hasarların meydana geldiğini bildirdi.
15 Aralık 1999'da Varto'nun kapsamdan çıkartıldıklarını öğrendiklerini dile getiren Han, Ocak ayında Ankara'ya gelerek bakanlara, Başbakana, Cumhurbaşkanına ve parti genel başkanlarına telgraf çekerek, kararın Varto için ikinci bir felaket anlamına geleceğine ilişkin düşüncelerini aktardığını kaydetti.
Siyasiler yine devrede
"Hangi parti ağırlığını koyduysa o beldeler afet kapsamına alındı" diyen Han, kendileriyle birlikte daha evvel afet bölgesi olarak tanımlanan ve belediye başkanlığını Nimetullah Demirtaş'ın bağımsız olarak yürüttüğü Korkut ilçesinin de kapsamdan çıkartıldığını ifade etti. Söz konusu 11 belediyenin daha evvel afet bölgesi olmadını söyleyen Han, "Belirleme siyasi baskı ile olmuştur. İktidar ortaklarının belediyelerine ulufe dağıttılar. Üstelik hiçbiri normal zaman içinde başvurusunu dahi yapmamıştır. Alınmaları konusunda herhangi bir rapor, resmi kurum belgesi bile yoktur. Biz ise başvurumuzu normal zaman içinde yaptık. Tetkiklerimizi ilettik" dedi. "Bu siyasiler kendi beldelerinin afet kapsamına alırken, acaba Varto'un altındaki deprem hattınıda mı kendi beldelerinin altına aldılar?" diye soran Han, tepkisini, "Onun için mi onlar kapsama alındı. Bugün düzce'de deprem oldu. Yarın siyasi baskı olmasın, onu da afet kapsamında çıkarsınlar. Olacak şey mi bu?" sözleriyle sürdürdü.
Bir diğer afet: Kar
Varto'nun Belediye Başkanı Abdulbari Han, deprem riski bir yana karın bile kendileri için büyük bir afete dönüşebileceğini söyledi. Bingöl Dağları'nın 3/2'sinin sınırları içinde bulunduğu kaydeden Han, sözlerini şöyle tamamladı: "Ayrı bir afete gerek yok. Kar bizim için kendi başına bir afettir. Şu anda 1.5 metre kar var Varto'da. Tüm su şebekelerimiz donmuş durumda. Bunların, karların erimesiyle birlikte onarılması, bazılarının değiştirilmesi gerekir. İnsanlarımız kar suyu içiyorlar. Dağlardaki suların erimesi bile bir afet riskidir. Her sene Varto'nun belli kısımlarının heyelan altında kalması tehlikesini yaşıyoruz."
www.evrensel.net