Sosyalist Sovyetler

Sosyalist Sovyetler'de kitle-müzik ilişkisi

Bilindği gibi insanlık, duygu ve düşüncelerini çeşitli araçlarla dışa vurmuştur. Hiç kuşkusuz bu araçlardan en etkili ve en eski olanı müziktir.

Sosyalist Sovyetler'de kitle-müzik ilişkisi
Hasan Çakmak
Bilindği gibi insanlık, duygu ve düşüncelerini çeşitli araçlarla dışa vurmuştur. Hiç kuşkusuz bu araçlardan en etkili ve en eski olanı müziktir. İnsanlığın tarihsel sürecine göz attığımızda müziğin çok önemli bir yeri olduğunu gözlemleyebiliriz. Çünkü müzik, insanı psikolojik ve fizyolojik olarak şu ya da bu şekilde etkilemiştir. İnsan dinlediği müzik türlerinden kendi psikolojik ve sosyal yapısıyla ilgili şeyleri yaşar. İçinde bulunduğu ruhsal duruma göre, özlem ve duygusal gereksinimlerini karşılayan, ona yansıyan nitelikteki müzikleri algılar ve günlük davranışlarında kullanır.
Müzik.. müzik..
Konfüçyüs'un müziğin insan ve toplum üzerindeki etkisine dair şu sözleri dikkate değerdir: "Müzik, sahiplerinin karakter ve duygularını yansıtır. İyi müzik insanlara sükûnet verir, onları iyi yürekli yapar, insanlar arasında dostluk, birlik kurar." Ve yine yönetenlerle yönetilenlerin, bütün toplumun ruh sağlığının müzik eğitimine bağlı olduğunu vurgulayan Platon'un şu sözleri, toplumsal yapının şekillenişi bakımından da önemlidir: "...Müzik, birey ve toplum eğitiminin temeli olmalıdır." Ki bu, tüm sanatlar açısından da böyledir.
İşçi sınıfının büyük öğretmeni Karl Marx ise, sanat ile kitleler arkasındaki ilişkiyi şu sözlerle ifade etmektedir: "Bir objetd"art, sanatsal beğenisi olan ve güzellikten zevk alan bir halk yaratır; aynı şey başka türlü ürün içinde söylenebilir". Elbette ki bu söylem kapitalist sanatın ayırt edici özelliklerinden biri, sanatın bir azınlık sanatı olması ve azınlığa hizmet etmesidir. Bunun ancak emeğin kendi iktidarında gerçekleşeceği ise su götürmez bir gerçektir. İşte Rusya'da 1917 Ekim Devrimi'nden sonraki gelişmeler bunun en somut örneğidir. Devrim öncesi Çarlık Rusyasında sanatı anlayanların ve sanat etkinliklerine katılanların sayısı birkaç bini geçmez iken, Ekim Devrimi'nden sonraki birkaç yıl içinde milyonlarca insan sanat etkinliklerine katılmış, onbinlerce insan içindeki sanatsal estetiği ortaya sermiş ve onu emekçi kardeşlerinin önünde sergileyerek onlarla paylaşmıştır. Geçen yazılarımızda da vurgulamaya çalıştığımız gibi, her gece ağzına kadar dolan müzik, tiyatro ve sinema salonları, kültürevleri, işçi ve köylü kulüpleri, açık alanlar, dernekler vb. her gün verilen yüzlerce konser, sergilenen tiyatro ve resim sergileri, gösterilen filmlere halkın gösterdiği ilgi, bu gerçeği kanıtlamaktadır. Çünkü sosyalist toplum, emekçilerin içindeki yaratıcılık ateşini ortaya çıkarmak için, tüm imkânlarını en zor koşullarda bile seferber etmiştir.
Başlık konusuna dönecek olursak; Sovyet kolektif toplumu kuruluşunun ilk yıllarından itibaren, ülkenin belli başlı kentlerinde mevcut konservatuvarların yeniden yapılandırılmasının yanı sıra, kardeş cumhuriyetler de dahil olmak üzere, ülkenin belli başlı kentlerinde özel müzik okulları açmaya başladı. Ülkenin dört bir tarafından gelen çocuklara ve gençlere birçok konuda müzik üzerine eğitim verilirdi. Ülkenin belli başlı konservatuvarlarına bu okullarda seçilip gönderilen yetenekli çocuklar ve gençlerden pek çok büyük müzisyen ve besteci yetiştirirdi. Bu okul ve konservatuvarların yanı sıra, hem büyük kentlerde hem de küçük kentlerde, kasaba ve kırsalda konser ve konferanslar düzenleyen Müzik Halk Üniversiteleri, konservatuvarlardan ve radyolardan kitlelerin müzik bilgisini artırmak için kitlelere dönük özel programlar hazırlanıyordu. Bu tür programlar bir tek kanaldan değil, her gün radyo istasyonlarında, kitle toplantılarında uygulanıyordu.
Uyumlu kişlik
Yukarda düşünürlerin müziğin uyumlu bir kişilik yarattığına dair kısa alıntılar aktarmıştık. Keza burda yukarda aktardıklarımıza paralel olarak şu gerçeği de vurgulamak istiyoruz. Müzik eğitimde de uyumlu bir kişilik yaratarak, insanların toplumda beklediği güzelliklere ulaşmayı sağlamada önemli bir katkısı vardır. Çünkü müzik, toplumun günlük yaşamının her anısına sızan, insan duygularının derinliklerine inen ve onun karmaşık dünyasıyla çok yakından bağlantılıdır ve duygular yoluyla insanlar üzerinde etkisini sürdürür.
Devlet desteği ile..
İşte bu nedendir ki sosyalist toplumun ilk şekillenmeye başladığı yıllardan Lenin'in şu sözleri daha bir önem kazanmaktadır: "Devlet desteğinde müziği geliştirmek." Ve işte yine bu tutum sayesindedir ki, Sovyetler'de kısa bir zaman diliminde toplum düzeyine ulaşmıştır. Her türlü zorluğa karşı, Sovyet kolektif toplumun gelişmesi evrelerinde devletin halkın tiyatro, sinema, konserve resim sergi salonlarında tutun da, sanat yüksekokulları (üniversiteleri) desteklemeye, müzik okulları ağını genişletmeye dek kitle müzik ilişkisini geliştirmeye yönelik çabaları bundandır.
Elbette ki Sovyetler'de her şey devlet desteğiyle ve onun birebir müdahalesiyle gelişmemiştir. Sosyalist ideoloji ve sosyalist kültürle bütünleşmiş onu içselleştirmiş sanatçılarda, diğer sanat dallarıyla birlikte müziğin sosyalist toplumda yaşayan tüm uluslardan emekçilerin gelişmesi üzerinde etkili olmasına büyük emekleri olmuştur. Müziği gerçekten halka ulaştırabilmek, her şeyden önce emekçi yığınlarının müziğin duygusal düşünsel zenginliğini anlayabileceği, onun düşünsel ve duygusal yönünü sorgulayabileceği, gelişimine katkıda bulunabileceği entelektüel düzeyinin yükseltilmesinde geçmektedir. Ancak bunun da, yani müziksel yaratıcılığının emekçi halk yığınlarının ölçüsünde uyandırılmasıyla başarabileceğini gerçeğini de vurgulamak istiyoruz. Bunun içindir ki, devrimin bestecileri yalnız sanatsal değeri olan müzik eserleri yaratmak ve yorumlamakla kalmadılar, aynı zamanda müziği emekçi halk yığınlarına tanıtarak sevdirmeye ve müzik dilini tanıtmaya ve öğretmeye çalıştılar. Toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden sanatçılar, ülke turlarına çıkıp, işçi ve köylü kulüplerinde, kültür saraylarında, açık alanlarda hem konserler verirlerdi, hem de müzik üzerine kitlerle sohbetler ederek onların müzik üzerine eğitici makaleler yayınlanırdı. Okullarda çocuklara yönelik kapsamlı müzik dersleri verilirdi. Yanı sıra çocuklar en az on beş günde bir kültür saraylarına müzik konserleri dinletilmeye götürülüyordu ve bu konserler öncesi veya sonrasında çocuklara yönelik konferanslar verilirdi. Bu konferanslar radyolardan yayınlanarak ülkenin dört bir yanındaki çocuklara ulaştırılmaya çalışılıyordu.
Yönetime katılıyorlardı
Tüm bunlarla birlikte birçok besteci yüksek Sovyet organlarında yer alarak devlet yönetiminde aktif biçimde katılıyorlardı. İşte müzik ve halkın estetik eğitimiyle ilgili sorunlarda halkın içinde gelen ve onlarla bütünleşen bu sanatçılar tarafından belirlenmekteydi. Çünkü proletaryanın devleti bu konuda tüm yetkiyi onların inisiyatifine bırakmıştı. Toplumun müzik eğitimi konusunda sorunların bilincinde olan bu besteci (müzisyen) yöneticiler görevlerini büyük bir heves ve toplumsal sorumlulukla yerine getirmeye çalıştılar. Ancak Stalin'in ölümünden sonra yönetime gelen revizyonist klik mevcut toplumsal yapıyla birlikte, Sovyet müziği de (genelde tüm sanatı) bireylerin müzik tercihiyde değişmeye başladı.
Bitirirken son sözü Jdanov'a bırakmak gerek: "Bolşevik Partisi'nin Merkez Komitesi'nin müzikte güzellik ve incelik araması sizleri şaşırtabilir. Evet, güzellik ve uyumlu müzikten, Sovyet halkının sanat zevkine ve estetik ihtiyacını karşılayabilecek müzikten yana olduğumuzu ilan ediyoruz. Ve bu zevkler ve ihtiyaçlar olağanüstü derecede yükselmiştir. Halk, bir müzik eserini halkımızın ve çağımızın ruhunu derinlemesine yansıtıp yansıtmadığına ve geniş kitleler tarafından anlaşılabilme derecesine bakarak değerlendiriyor."
www.evrensel.net