Siyanür tehlikelidir!

Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Hüseyin Yıldıran, bir bilim adamı olarak halkı aydınlatmaya çalışırken gözaltına alındı. Yıldıran'ın suçu siyanürlü madencilik yapılmak istenen Eşme'de Eşmelilere bu işin tehlikelerini anlatmaktı.

Siyanür tehlikelidir!
Erol Teslim
Doç. Dr. Hüseyin Yıldıran, Uşak Eşme'de yaptığı bir konuşmada siyanürle altın çıkarılmasının zararlı olduğu söylediği için gözaltına alındı. Bu olayın ardından Ege Üniversitesi Rektörlüğü Fen Fakültesi Kimya Bölümü'nde öğretim üyesi olan Yıldıran hakkında soruşturma açtı. Yedi saat gözaltında tutulan Yıldıran, Eşme'de siyanürle altın çıkarmak için çalışan Tüprag firmasının faaliyetlerine karşı halkı bilgilendirmek için gittiğini söyleyerek, gözaltına alınışını şöyle anlatıyor: "İnsanlar yaşamsal sorunları olması nedeniyle bu konuya ilişkin benden bilgi istediler. Özel çalışma alanım olduğu için önceden hazırlık yapmama gerek yoktu. İnsanlar bilgilendikçe daha da sorular sordular. Bergen Çevre Sözleşmesini içeren açıklamalarda bulunduk. Ve nasıl olduysa güvenlik güçleri geldi bizi gözaltına aldı." Dünya'daki altın tüketiminin şu an için Türkiye'de altın çıkarılmasını gerektirmediğini ve birkaç yıl içinde siyanürsüz altın üretmenin yolunun bulunabileceğini söyleyen Yıldıran, "Dünya madenciliğinde siyanür dışlandığı için siyanür üreten firmaların stokları fevkalade şişmiş durumda. Türkiye gibi 3. dünya ülkelerinde altın, gümüş çıkarma bahanesiyle topraklara siyanür işlenecek ki bu stoklar eritilsin. Bergama ve Eşme'de çıkacak altından Türkiye'nin kazanacağı para ise on milyon doları geçmez" diyor.
Sırada Beypazarı var
Bergama ve Eşme'de siyanüre '1. derecede zehir olduğu için' karşı çıkıldığını ifade eden Yıldıran, bundan sonraki tehlike yerine de işaret çekiyor: Dünya rezervlerinin yüzde 50'sini içeren Ankara Beypazarı soda yatağı. Dünyanın soda üretimi açısından en önemli bölgelerinden birisi olan Beypazarı'nın Fransız, İngiliz, Alman ve Amerikan devlet yetkilileri tarafından ziyaret edildiğini, ziyaretlerin sebebinin ise Beypazarı'nın altında bulunan soda yatakları olduğunu söyleyen Yıldıran, "Kamuoyu siyanüre zehirli olduğu için karşı çıkarken nükleer santrallere de çevre ve insan sağlığı açısından karşı çıkılıyor. Beypazarı üzerinde hesap yapanlarsa, 'Soda da neye karşı çıkacaksınız?' diye kamuoyunu koşullandırmak istiyorlar" diyerek bu yeni yağma girişimine karşı durulması gerektiğini söylüyor.
Bitki örtüsü yok ediliyor
Türkiye'de şimdiye kadar Romanya'daki gibi bir siyanür patlaması meydana gelmediğini söyleyen Yıldıran siyanürün zararını şöyle açıklıyor: "Bir yerde siyanürü içeren bir çalışma varsa orası çok ciddi bir tehlikeyi sürekli yaymaktadır. Çalışma sürdüğü müddetçe tehlike kaçınılmazdır. Belli düzeydeki siyanür kaçakları gramatik sonuçlarını 6-8 yıl içerisinde yapar. O nedenle tüm şirketler çalışma programını 6-8 yıl arasında düzenler. Asıl gramatik etkiler tam olarak ortaya çıkmadan önce siyanürle ilgili bir işlem varsa fevkalade yüksek düzeyde siyanür kullanılacağı için o bölge bitki örtüsüyle ve hayvan örtüsüyle tükenmek zorundadır. Bitki örtüsü ve hayvan örtüsünün yok edilmesinin vurgulanması önemli bir etkendir. Buna bir örnek verecek olursak, Balıkesir'in Balya ilçesinde 1940'lı yıllarda 35 bin nüfus varken buradan gümüşlü kurşun çıkarılmıştı. Bunu çıkarmak için siyanür kullanıldı. Bugün bu ilçenin nüfusu 1500'dür."
Uluslararası tahkime karşı olmamanın mümkün olmadığını söyleyen Yıldıran, siyanürle ilgili olarak gözlerden kaçan bir nokta olduğunu, onun da 'halkın iradesi' olduğunu belirtiyor. Siyasi iradenin Bergama veya Eşme'de siyanürle altın çıkarılmasını yasallaştırdığını söyleyen Yıldıran, "Diyelim ki mahkeme madenin işletilmesini onayladı. Ama Bergen Sözleşmesi en son noktada diyor ki, "İnsanların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı vardır." Bu nedenle orada yaşayan insanların 'refarandum' hakkı vardır. Siyasi irade ve yargının madenin çıkarılması için karar vermesi yetersiz. Siyanürle altın çıkarılan bölgelerde yaşayan insanlar, 'Biz bu madenin burada çıkarılmasını istemiyoruz' dediklerinde çıkarılamaz. Madenin çalışıp çalışmaması konusunda son karar orada yaşayan insanlarındır. Tahkim olsa da olmasa da Bermen Sözleşmesi itibariyle nihai anlamda orada yaşayan insanlar sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir" diyor. Bu yüzden Bergamalılar'ı desteklemek gerektiğini söylüyor.
Nükleere karşı çıkılmalı
Avrupa ülkelerinin ürettiğinin iki katı enerji tükettiğini belirten Yıldıran, Avrupalıların enerjiyi nereden bulduklarını şöyle anlatıyor: "Onların diliyle söyleyecek olursak 'teleferik ülkelerden'. Almanya ve Fransa, gelişen ve yeşil bir çevre için nükleer santrallerini kaldırmak istiyor. Enerji üretiminin atıkları Türkiye'de kalırken temiz olan enerji kendileri tarafından kullanılmak isteniyor. Kendi ülkesinde nükleer santrali kaldırırken çevre ülkelerin çalıştırmasını sağlıyor. Nükleer santraller gündemde tutularak Türkiye gibi ülkeler araç olarak kullanılıyor. Nükleer santraller olmazsa, nükleer silahlar olmaz. Türkiye gibi ülkelerin nükleer santrallere karşı çıkması demek nükleer silahların yok olmasını sağlamaktır. Nükleer santrallere karşı çıkıldığında nükleer silahlanmanın önüne geçilmiş olur."
www.evrensel.net