Sermayenin

Sermayenin 'şeytan ittifakı'

Sermaye cephesi ücreti bile ilke haline getirdi. IMF, Dünya Bankası, hükümet ve büyük patronlar tam bir ittifak içindeler.

Sermayenin 'şeytan ittifakı'
Sendikaları ve konfederasyonları "7'li Sivil İnisiyatif" ve Ekonomik Sosyal Konsey (ESK) aracılığı ile de yedeklemeye çalışan sermaye cephesinin katı tutumu, önümüzdeki günlerde "Sivil İnisiyatif" ve Ekonomik Sosyal Konsey çözülmeleri de beraberinde getirecek görünüyor. DİSK'in "'7'li Sivil İnisiyatif'in dışında" olduğunu açıklaması, bunun ilk işaretidir. İstanbul başta olmak üzere büyük illerde, sendika şubeleri ve temsilciler toplantıları, Emek Platformu'nun toplanıp gidişata el koyması için faaliyetler yoğunlaştı.
Sendikalar birlikte hareket etmeli
Belediye-İş Genel Başkanı Nihat Yurdakul, hükümetin enflasyonu bir yıl içinde yüzde 25'e indireceklerini iddia ederek, bir yıl sonrasının faturasını şimdiden işçilere ödetmek istediğini söyledi. Yurdakul, "Oysa daha bugün elime geçen DİE mart ayı rakamlarına göre bu oran yüzde 55.4'lerde seyrediyor. Önce indirsinler yüzde 25'e o zaman konuşalım. Bir yıl sonrası sözleşmeleri bu rakama göre bağıtlayalım. Çıkıp bir yıl önceden fatura ödeyin demenin neresi doğru. Ayrıca biz hükümetin bu hedefine ulaşacağına da inanmıyoruz. Yarın yine birkaç bankayı 'kurtarmak' gerekir, o zaman hedef medef kalmaz" dedi.
İlk oturumlarına 29 Şubat'ta başlayacakları toplusözleşme görüşmelerinde sendikalarının hedefinin dört kişilik bir ailenin geçim endeksini yakalamak olduğunu belirten Yurdakul, şöyle devam etti:
"Ocak ayı itibariyle geçerli olacak olan sözleşmelerde yüzde 68, mart ayı itibariyle geçerli olacak olan sözleşmelerde ise yüzde 54'ü veri alacağız. Ayrıca 10 puanlık refah payı istiyoruz. Şu anda ülke çapında işçilerimizin aldığı ortalama ücret ortada. Bizim istediğimiz insanların bu ihtiyaçlarını asgari oranda karşılamaya yönelik bir artış." Hükümetin ve işverenlerin yaptıkları açıklamalarla kendileriyle halkı karşı karşıya getirmeye çalıştıklarına dikkat çeken Yurdakul, "Biz de halkı aydınlatmaya yönelik hazırlıklar içindeyiz. Bildiri, broşür gibi araçların yanı sıra özellikle İstanbul'da diğer sendikalara birlikte hareket etme çağrısı yaptık. Hedef olarak belirlediğimiz rakamlara ulaşmak için elimizden geleni yapacağız" diye konuştu.
'Cottarelli susturulsun'
Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Kamil Kinkır, "Carlo Cottarelli'yi konuşturanlar, ulusal egemenlik hakkımızın çiğnenmesine göz yummaktadırlar" dedi.
Kinkır, yaptığı yazılı açıklamada, sadece son bir yıldaki marifetleri, mezarda emeklilik yasası, SSK'nın özel sektöre 5 milyon kişilik dev bir pazar olarak sunulması, uluslararası tahkim, özelleştirme, acı reçeteli stand-by anlaşmaları olan IMF ve Cottarelli'nin, "25'ten fazla zam olmaz" yaklaşımını "küstahça" demeçlerle ortaya koyabildiğini belirtti. "Bay Cottarelli bu cesareti nereden bulmaktadır" diye soran Kinkır, Türkiye'nin toplusözleşmenin özerkliği ile ilgili 98 sayılı ILO sözleşmesine imza attığını da hatırlatarak, Cottarelli'nin toplusözleşme hakkına doğrudan müdahale ettiğini vurguladı. Kinkır, "Onbinlerce üyemiz adına, yaptığı her açıklama ulusal onurumuzu zedeleyen, uğrunda yüzbinlerce şehit verdiğimiz, ulusal bağımsızlık duygumuzu derinden rencide eden, Anayasa, yasa ve uluslararası sözleşmeleri ihlal eden Bay Carlo Cottarelli'nin susturulmasını talep ediyoruz" dedi.
Birleşik ve kararlı mücadeleye!
Kendilerini İstanbul Emek Platformu olarak adlandıran oluşum tarafından yapılan yazılı açıklamada da, Sakıp Sabancı ve Refik Baydur'un toplusözleşmelerdeki ücret artışlarının yüzde 25'le sınırlandırılması konusunda yaptıkları açıklamalara tepki göstererek, işverenlerin bu cesareti hükümetten ve uluslararası sermaye odaklarından aldığını vurguladılar. Sabancı'nın "Hükümet, bütün pencereleri kapattı, ama bir pencere açık kaldı; sendikalar penceresi. Bu pencereden soğuk geliyor" sözlerinin hatırlatıldığı açıklamada, tüm emekçiler birleşik ve kararlı bir mücadele yürütülmeye çağrıldı. Açıklamada, "Emek örgütlerinin üst yönetimlerinin, sermayenin ve hükümetin emekçileri teslim almak için oluşturduğu açıkça belli olan platformlardan çekilmelerini istiyoruz. Sayın Sabancı ve Baydur'un sözcülüğünü üstlendiği sermaye cephesinin, sendikal haklara düşman, antidemokratik zihniyetlerini şiddetle kınıyoruz" denildi.
Türk-İş'in sorumluluğu ağır
TİS'lerde en fazla sorumluluk Türk-İş'in üzerinde. Çünkü 300 binden fazla Türk-İş'e bağlı sendikalara üye işçi toplusözleşmeleri bekliyor. Türk-İş üyesi sendikalar, bu yıl içinde 77 bin 904 belediye işçisi dahil kamu sektöründe 93 bin 261, özel sektörde 251 bin 370 olmak üzere toplam 344 bin 631 işçi adına toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde bulunacak. Özel sektörde 469 işyeri ve işletme, kamu sektöründe 488 işyeri ve işletme olmak üzere toplam 957 işyeri ve işletmede TİS masasına oturulacak. Türk Metal Sendikası ile Metal Sanayi İşverenleri Sendikası (MESS), TEKSİF Sendikası ve Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası arasında "grup toplu iş sözleşmesi" görüşmeleri yapılacak. Toplu iş sözleşmesi yenilenecek işçilerden yüzde 72.9'unu özel sektör, yüzde 27,1'ini ise kamu sektörü işçileri oluştururken, toplu iş sözleşmesi görüşmeleri yürürlük tarihi itibariyle eylül ayında yoğunluk kazanacak. Toplu iş sözleşmesi bekleyen 17 bin 551 özel sektör, 23 bin 509 kamu sektörü olmak üzere, toplam 41 bin 60 işçi "grev yasağı" kapsamında. Başka bir ifadeyle bu yıl içinde sözleşmesi yenilenecek işçilerin yüzde 11.9'u grev hakkından yoksun bulunuyor.
www.evrensel.net