Geleceği olmayan şehir...

Rusya, aylar süren kuşatmanın ardından Çeçenya'nın başkenti Grozni'yi aldı. Çeçen direnişinin, 'güçlü Rusya'ya karşı 'dünya hakimleri' açısından önemini bir yana ayırdığınızda, böyle durumlarda her zaman olduğu gibi bu kez de faturayı ödeyenlerin siviller olduğu görülüyor.

Geleceği olmayan şehir...
Grozni'de baharın ilk günüydü. Eski bir Lada Minutka Meydanı'nın içinden geçip, üç tane kadını indirdi moloz yığınlarıyla dolu caddede. Birkaç dakika boyunca öylece kaldılar, dehşet içinde tek kelime konuşmayarak. Yavaşça 360 derece döndüler, yıkıntılara bakarak. Dört bir yan enkazdı, parçalanmış taşlardan oluşan tepecikler duruyordu bir zamanlar 12 katlı binanın durduğu yerde, koca koca bina parçaları havanın içine silkelenmiş ve yol kenarında terk edilmiş duruyorlardı. Aynı anda birkaç katı birden indirebilecek kadar şiddetli patlamaların izlerini taşıyan bazı binalar ayaktaydı. Diğer blokların ön cepheleri sıyrılıp düşmüştü, evlerin içi görünüyordu. Her yönde, her caddede manzara aynıydı. Şehiriçindeki iki saatlik gezintimiz boyunca hasar almamış tek bir bina göremedik.
'Çok teşekkürler Rusya'
Evlerini ne halde bulacaklarını düşünerek geriye dönmekte olan şehir sakinleri için, düş kırıklığından kaçış yoktu. Güneşte yıkanmış Grozni, Rusya tarafından ele geçirilmiş olan ganimet, artık bir enkazlar yığınından başka bir şey değildi. Bütün şehrin anahtarı olarak görülen meydan, Ruslar tarafından merhametsizce bombalanmıştı.
Minutka Meydanı, haftalar boyunca, Çeçenistan'ın başkentini ele geçirmeye çalışan Rus askeri güçleri için sembolik bir dönüm noktasını ifade ediyordu.
Burlyat Altorava, "Eğer gökyüzünden buraya düşmüş olsaydım buranın neresi olduğunu hiçbir şekilde anlamayacaktım. Bütün hayatım boyunca burada yaşadım, ama tanıdık tek bir şey görmüyorum" dedi sonunda. Yakha Uspanova, meydanın bir kenarındaki yedi katlı binayı gösteriyordu, sağ bulmayı umduğu en yakın arkadaşı Leyla'nın yaşadığı daireyi tanımıştı. Apartmanın iskelete dönmüş kalıntısının içinde bir zamanlar mutfak olduğu belli olan kısımda yemyeşil bir renk çarpıyor göze, uzunca bir muşamba örtü sarkıyor bir zamanlar evin tabanının olduğu yerde. Meydanı çevreleyen bütün binalar gibi bu binanın da yaşanabilecek tek yeri kalmamıştı. Etrafı saran garip sessizlik, direksiyonlarında genç ve neşeli Rus askerlerinin bulundukları tankların gürültüsüyle bozuldu. Genç Yakha, "Teşekkürler Rusya, bize bunları yaptığın için" diye fısıldadı.
Saklanacak yer yoktu
Lenin Meydanı'yla Özgürlük Meydanı'nın kesiştiği yerde, çizgili t-shirtler içindeki askerler yanmış bir arabadan ve garip bir mobilyalar topluluğundan oluşan barikatların etrafında dolanıyorlardı, bir adam gitarını getirmişti. Diğerleri fotoğraf makinelerini sağa sola çeviriyorlardı, sanki yarattıkları yıkımın boyutuna inanamıyorlarmış da bu anı kaydetmek istiyorlarmış gibi. Bir asker yolun ortasında duran yarım heykelin önünde poz veriyordu. Yalnızca paltosu ve kabanının etek ucu görülebiliyordu heykelin, kime ait olduğu belli değildi artık. Bir el arabasında eşyalarını taşıyan diğeriyle de çocuğunun elini tutan kadın, askerlere bir şeyler anlatmaya çalışırken ağlıyordu, kimse kadına aldırış etmedi, yıkıntıların arasından yürüyüp gitti.
Grozni'nin yarım milyonluk nüfusundan kaç kişinin savaştan sağ çıktığını kestirmek olanaksızdı. Dört aylık hava harekâtı ve birkaç haftalık 'ismen olmasa da fiilen var olan' kuşatma boyunca 40 bin kişinin sağ kaldığı sanılıyor, kilerlerine saklanarak. Dört aylık susuzluğun ardından bir kir tabakasıyla kaplanmış olan 64 yaşındaki Valeri Siderov, son bombalamada yıkılan duvardan düşen bazı parçaların kafasına düşmesinden beri hâlâ şokta olduğunu söylüyor: "Bu, cehennemvari bir savaştı, yaşamak istiyordum fakat ne param vardı ne de gidecek bir yerim. En kötüsü de saklanacak hiçbir yer olmamasıydı. Bütün şehri bombalıyorlardı aralıksız olarak. Hiçbir yer emniyetli değildi. Açtık ve korkuyorduk, ama beklemekten başka yapabilecek hiçbir şeyimiz yoktu."
Geleceği olmayan şehir...
Arada bir caddelerde makineli tüfek sesleri duyuluyordu. Rus yetkilileri, şehirde birkaç yüz isyancının kaldığını söylüyorlar, "temizleme" süreci yeni başladı. Yetkililer, polis merkezlerinde şehirdeki isyancı üslerinden ele geçirdikleri silahları teşhir ediyorlardı. Bu silahlarla geçirdikleri cesetleri göstermeye ise hiç niyetleri yoktu. Polis merkezine açılan kapıyı tutan askerler, bir isyancı tarafından çizilmiş duvar yazısının kenarında duruyorlardı: "Daha önce sizi katlettik. Şimdi ise çiğ çiğ yiyeceğiz sizi."
Birkaç gün önce, yakınlarını aramaya Gnozni'ye giden göçmenler için can güvenliği sağlayan bir koridor açılacağı garanti edildi. 42 yaşındaki Luisa Tatyeva, geçiş izni alıp kocasıyla şehre gitti: "Evimi gördüğüm anda dizlerim titredi. Hiçbir şey kalmamıştı geride, ne bir kapı, ne bir çatı, ne pencereler." Arabasının bagajını açıyor ve evinden alıp getirebildiği eşyaları gösteriyor bize, iki tane ahşap çocuk sandalyesi ve birtakım garip çatal kaşıklar, "Yataklar bari orada olsalar demiştik, ama onlar bile yoktu" diyor.
Şehrin ıssız kalıntılarına bakınca, isyancıların şehri terk ederlerken, neden bu şehrin artık uğrunda savaşmaya değmeyeceğini söylediklerini kolayca anlayabiliyorduk. Rus politikacıları Çeçenya'nın tamamıyla kontrolleri altında olduğunu ve başkentin de biraz daha doğuda bulunan Gudermes'e taşınacağını söylediler. Bayan Tatyeva, ailesinin bir daha hiçbir zaman Grozni'ye geri dönmesini istemediğini söylüyor ve "Neden dönelim ki" diyor: "Bu, geleceği olmayan bir şehir."  (The Guardian)
www.evrensel.net