Türkiye

Türkiye 'Mezar ev' olmasın!

Türkiye Barış Meclisi dün yaşanan çatışmalar ve Kandil’e yapılan operasyonlar ile başlatılan savaş sürecine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Bugün Taksim Cezayir Restaurant'ta düzenlenen basın toplantısına Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu, Aydın Çubukçu, Nuray Mert, Deniz Türkali, Bilgi Üniversitesi Öğ

Toplantıda ilk olarak konuşan Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz, tam barışa gidildiği düşünülen bir zaman diliminde tekrar savaş çanlarının çalmaya başladığını belirtti. Bugüne kadar barış adına birçok fırsat yakalandığını, fakat hükümetin bu fırsatları değerlendiremeğini söyleyen Tahmaz, bugün  tekrar savaş çağrısı yapıldığına dikkat çekti.

Tahmaz,Türkiye’de son günlerde yaşanan gelişmelerin ardından, barış çağrısında bulunan akademisyenlerin yazarların ve sanatçıların hükümet ve basın tarafından hedefe konulduğunu ifade etti. Tahmaz, bir gazetede dört Kürt Siyasetçinin fotoğrafı konularak ‘işte katiller’ diye başlık atıldığını,bunun demokratik alanda siyaset yapmaya çalışan insanları hedef göstermek olduğunu aktardı.

‘SÖZÜN BİTTİĞİ YERDE BİZİM SÖZÜMÜZ BAŞLAR’

Tahmaz’ın ardından konuşan Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu ise, dün yaşanan olaylardan sonra Türkiye’nin ikliminin değiştiğini ifade etti. Katırcıoğlu, “Sözün bitti yerdeyiz” diyen Başbakan'a cevap olarak, “Sözün bitti yerde bizim sözümüz başlamalı” dedi. Gerek 1971 gerekse 1980 dönemlerinde siyasetin rafa kaldırıldığını ve sonuçlarının darbe olduğunu söyleyen Katırcıoğlu, bugün de bu yanlışa düşülmemesi gerektiğini kaydetti. Katırcıoğlu, Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku vekillerinin de Meclis'e gitmesini ve barışın sesini, taleplerini orada dile getirmelerini istedi.

BLOK TEMASLARDA BULUNSUN

Bilgi Üniversitesi öğretim Üyesi  Prof. Dr. Ahmet Tonak ise, topyekün bir savaş başladığını fakat yapılacak çok şeyin olduğunu aktardı. Torak “Blok’un gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde, yemin edilsin veya edilmesin, şu andan itibaren aktif bir rol oynayarak, gerekli temasları gerçekleştirmesi gerekiyor. Bu temaslar için talepte bulunmalılar" dedi.

Kardeş Türküler'in solistlerinden Feryal Öney de, sanatçılara seslenerek, Sanatın dilinin  her şeye müsait olduğunu  fakat bu dilin savaş çığırtkanlığı için kullanılmaması gerektiğini söyledi.Öney, Türkiye'deki tüm sanatçılara barışın sesini yükseltmeleri için bir araya gelmeleri çağrısında bulundu.

KÜRTLERSİZ ÇÖZÜMDEN VAZGEÇİLMELİ

Gazeteci Murat Çelikkan da, tehditle birlikte savaşın da dayatıldığını Türkiye’de barışı savunanların tehdit altında olduğunu belirtti. Çelikkan, “Bu şantaja rağmen, savaş çözüm değildir. Barışın sesinin yükseltilmesi gerekiyor. Kürtlersiz çözüm arayışlarından derhal vazgeçilmeli. Muhatapları bellidir. Diyalog yolu açıktır” dedi.

MERT: DUR DEMELİYİZ

Gazeteci Nuray Mert de, bu gelişmelerin sinyallerinin seçim sonrasına dayandığını, BDP'nin YSK tarafından engellenmesiyle, daha da gerildiğini söyledi. Son günlerde yaşanan gelişmeleri ve bunun yansımasını “Ürkütücü” olarak değerlendiren Mert, “Sri Lanka örneği veriliyor. 'Bu kez Amerika da dur demeyecek' deniliyor. Kürt meselesi Ortadoğu'daki pazarlıklara katılarak, yok sayılmaya çalışılıyor. Amerika 'dur' demese de bizim dur dememiz gerekiyor artık. Bu sesi güçlendirmeliyiz. Türkiye’nin bir mezareve dönüşmesinin önüne geçmeliyiz" şeklinde konuştu.

AYDINLAR SAVAŞIN HEDEFİNDE

Gazeteci-Yazar Aydın Çubukçu ise, bütün gazetelerin, televizyonların manşetlerinin savaş çığrtkanlığı yaptığını belirtti.Çubukçu “Bunlar kaç kez tekrarlandı ve tekrarlanacak. Kimse hatırlamıyor. Medyada 'katiller ortadan kalkarsa, Kürt sorunu kalmaz, zaten Kürt sorunu yok terör sorunu var' deniliyor. Bu şiddetli bir yanılgıdır. Bu bizi özgürlüklerimizden yoksun bırakmak için bir gerekçedir. Bu ülkenin tüm aydınları şu an bu savaşın hedefindedir" dedi.

‘BAŞBAKAN SÖZÜ BİTİRDİ’

Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ferda Keskin, hükümet bir yandan Ortadoğu'da yaşanan çatışmalara çözüm bulma iddiasında olduğunu. Bir yandan ise, kendi sınırları içinde bir savaşın başlatıldığının altını çizdi. Keskin “Hükümetin atması gereken adımlar önceden belliydi. Anadilde eğitim ve kültürel haklar güvence altına alınmalıydı. KCK tutukluları serbest bırakılmalıydı. Hatip Dicle'nin vekilliği iade edilmeliydi. Ama hükümet atması gereken bu adımlar yerine, savaşçı dil kullanmış, 'Söz bitmiştir" demiştir. Aslında sözü bitiren Başbakan oldu." dedi.

Vedat Türkali'nin kızı sanatçı Deniz Türkali ise, “Ne yapıp yapıp bu savaşı bitirmeliyiz” dedi.  

HAYSİYET CELLATLARI SAVAŞI KIŞKIRTIYOR

Son olarak konuşan milletvekili Sırrı Sürreya Önder de, savaş savunucularının hiçbir zaman bedel ödemediklerini söyledi. Ama en büyük bedeli her zaman barış gibi ulvi bir kavramı savunanların ödediğine dikkat çekti. Önder, “Haysiyet cellatları, güvercin kasapları, savaşı bugün de kışkırtıyor. Bu ülkenin hafızası olan kardeşlerimiz bu cellatların önüne atılmak isteniyor" dedi. Kendilerine yönelik "Meclise dönün" çağrısına ilişkin ise Önder şunları belirtti: “İzzetimizle, onurumuzla gideceksek, gideceğiz. Haysiyetimizi, portmantoya astığımız zaman, bizim bizden beklediğiniz taleplerinizi de yerine getirmemiz mümkün olmayacak. 'Tükürdüklerini yalayacaklar' gibi bir zihniyetin çapulculuklarına asla gelmeyeceğiz. Bizim tarihimizde boyun eğmek yoktur. Hapishane ise başımız üstüne, ölümse ne yapalım” dedi. Konuşmasının sonucunda dün çatışmada yaşamını yitiren askerlerin acısını hissettiklerini belirten Önder, başsağlığı dileğinde bulundu.

Konuşmalarının ardından, Barış Meclisi Sekreteryası ile. aydınlar, yazarlar ve gazeteciler basına kapalı bir toplantı düzenledi. Toplantıda önümüzdeki günlerde neler yapılabileceği konusunun ele alındığı belirtildi.  (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net