Kral Mozole

Kral Mozole'nin mozolesi

Halikarnas'taki dev mezarda Pers İmparatorluğu'nun ünlü ve uzak krallarından Mausolus ve eşi Artemisia'nın yattığına inanılır. Bugün birçok dildeki "mozole" kelimesi de bu kralın adından türemiştir.

Kral Mozole'nin mozolesi
Halikarnas Mozolesi, Dünyanın Yedi Harikası olarak kabul edilen eserler arasında, Türkiye'de bulunan iki harikadan biridir. Halikarnas'taki bu mermerden yapılmış dev mezarda Pers İmparatorluğu'nun ünlü ve uzak krallarından Mausolus ve eşi Artemisia'nın yattığına inanılır. Bugün birçok dilde benzer bir ses yapısıyla kullanılan "mozole" kelimesi de bu kralın adından türemiştir. Heykeli yaptıran Kraliçe Artemisia'nın kendisidir. 135 foot yüksekliğindeki mezar, Yunan mimarlar Satyrus ve Pythius tarafından biçimlendirildi. Mezarı çevreleyen frizlenin yapımında ise dönemin dört ünlü heykeltraşı çalıştı. Dikdoörtgen prizma biçimindeki mozolenin üst kısmı da piramit biçiminde bir çatıyla kaplıdır. Mozolenin en tepesinde ise dört atın çektiği bir araba bulunur. Arabanın içinde oturanlar ise elbette kral ve kraliçedir.
MÖ 353 yılında mozolenin yapımı tamamlandığında, büyüleyici beyazlıktaki mermer eserin ünü tüm antik dünyaya yayıldı. Ancak, 15. yüzyılın başlarında gerçekleşen bir depremde büyük hasar gören eser, zamanla yıkıldı. Bugün sadece temelleri ve frezeninin bazı parçaları bulunuyor. Frizlerin önemli bir kısmı, ait oldukları topraklardan koparılmış ve Londra'daki The British Museum'a götürülmüştür. Tıpkı Berlin'e götürülen Bergama Sunağı gibi.
'Tanrının sureti'
Halikarnas Mozolesi ile birlikte, Dünyanın Yedi Harikası serimizi tamamlamış olduk. Birçoğu Ege Denizi'nin iki kıyısında yer alan bu eserlerin Piramitler haricindekilerin tamamı bugün yıkılmış olduğundan, haklarında kısıtlı bilgilere sahibiz. Hatta Babil'in Asma Bahçeleri ve Rodos Heykeli'nin gerçekte hiç var olmadığını ileri süren bilim adamları da var. Yedi Harika'nın çoğu büyük depremler sonucu yıkıldı.
Hepsi Hıristiyanlık öncesine ait olan bu eserlerin ortak yanını, 'tanrı' ile 'hükümdar' arasındaki ilişkilerde aramak gerekir. İlk bakışta mistik bir olgu gibi görünen bu ilişki aslında, tanrının yeryüzündeki elçisi, hatta Mısırlı firavunlarında olduğu gibi tanrının sureti olarak kabul edilen hükümdarlar açısından siyasi anlamlar da taşıyordu. Göğe yükselen bu heybetli yapılar, hükümdarların yeryüzündeki iktidarını pekiştiren bir etkiye sahipti. Dünyanın Yedi Harikası'nın Halikarnas Mozolesi dışındakilerini tarihsel bir sırayla yeniden hatırlayacak olursak;
İskenderiye Feneri
117 metre boyundaki fener, denizcilerin Mısır'ın ticaret merkezi İskenderiye'ye kolay ulaşmalarını sağlar. MÖ 3. yüzyılda yapıldı. İspanyolca, İngilizce ve İtalyanca gibi dillerdeki "Pharos" kelimesi adını bu fenerden alır.
Rodos Heykeli
Yapımı MÖ 280 yılında tamamlanan heykel, adalıların Makedon ordularına karşı verdikleri direnişi simgeler. Güneş tanrısı Helios'a adanmıştır. Heykelin Hürriyet Abidesi gibi modern eserleri etkilediği söylenir.
Zeus Heykeli
Yunan mitolojisindeki en büyük tanrı Zeus adına inşa edilen Dor tarzındaki saray, beklenen etkiyi yaratmaz. Bunun üzerine sarayın içine altın cübbeli, fildişi Zeus Heykeli inşa edilir. Heykelin yapımına MÖ 440 yılında başladı.
Artemis Tapınağı
Izmir'in 50 kilometre güneyinde, bugünkü Selçuk kentinin yakınlarında kurulan Efes antik kentindeki Artemis tapınağı, MÖ 550 yılında yapıldı. Yunan mitolojisinde av ve vahşi doğa tanrıçası olarak geçen Artemis (Diana)'in onuruna inşa edilmiştir.
Babil'in Asma Bahçeleri
MÖ 6. yüzyılda Medya kralının kızı Amyitis, Babil ve Medya arasında barış sağlamak amacıyla Nebuchadnezzar II ile evlendirilir. Ancak Amyitis, yeni ülkesinde mutsuzdur ve kendi memleketindeki doğal güzellikleri bulamamaktan şikâyet etmektedir. Kral, eşinin memleket özlemini gidermek için yapay bir dağ oluşturarak, binanın teraslarına asmalar ve farklı türlerde bitkiler ektirir. Bahçelerin duvarlarının 90 metrenin üzerinde olduğu söylenir ki bu durum gelişmiş bir sulama tekniği gerektirir.
Mısır Piramitleri
MÖ 2700-2500 yılları arasında yapılan üç büyük piramit, el-Gize'de Nil Nehri'nin batı kıyısındaki kayalık bir düzlükte yer alır. Keops, ilk dikilen ve en büyük piramittir. Üç kuşak firavunun, Keops, Kefren ve Mikerinos'un adına dikilmişlerdir. Yapımlarında en az 100 bin kölenin çalıştığı söylenir.
'Bir sürü soru'
Antik döneme ait eserlerin tamamının bir diğer özelliği ise, büyük insan emeği sonucu ortaya çıkmış olmalarıdır. Eserlerin kurucusu olarak komutanlar ve krallar anılsa, bazılarının altında da dönemin ünlü mimarlarının adları bulunsa da, her biri binlerce insanın yıllar süren çabası sayesinde dikilmiştir. Bertolt Brecht'in "Okumuş Bir İşçi Soruyor" isimli şiirinde işte bu gerçek vurgulanır:
Okumuş Bir İşçi SoruyorYedi kapılı Teb şehrini kuran kim?Kitaplar yalnız kralların adını yazar.Yoksa kayaları taşıyan krallar mı?Bir de Babil varmış boyuna yıkılan,kim yapmış Babil'i her seferinde?Yapı işçileri hangi evinde oturmuşlaraltınlar içinde yüzen Lima'nın?Ne oldular dersin duvarcılar Çin Seddi bitince?Yüce Roma'da zafer anıtları dikenler?Sezar Kimleri yendi de kazandı bu zaferleri?Yok muydu saraylardan başka oturacak yerdillere destan olmuş koca Bizans'taAtlantid'de, o masallar ülkesinde bile,boğulurken insanlar uluyan denizde bir gece yarısı,bağırıp imdat istedilerdi kölelerinden...Kitapların her sayfasında bir zafer yazılı.Ama pişiren kimler zafer aşını?Her adımda fırt demiş fırlamış bir büyük adam.Ama ödeyen kimler harcanan paraları.İşte bir sürü olay sana Ve bir sürü soru.(Çeviren A. Kadir)
www.evrensel.net