Haçlı seferlerinin gölgeleri

Haçlı seferlerinin gölgeleri

Beaufort Kalesi'nden dönüyorduk havan topu yere düştüğünde. Kalenin gölgeleri arasında 12. yüzyıl gözüküyordu gizli gizli, erken baharın sisi yükseliyordu yavaşça ve tepelerin doruklarını gümbürtüler sarıyordu. Bugünlerde güney Lübnan'da, yalnızca bir kalp atışı bütün bunlar...

Haçlı seferlerinin gölgeleri
İsrail jetleri gökyüzünde dolanmaya başladıklarında Braadçit köyünün önlerinde ilerliyorduk; bir fısıltı, ardından sıska keçileri yolun ortasına doğru koşturan, tavukları ciyaklatan ve yaşlı İbrahim Basil'in gözlerini dikkatle soluk mavi gökyüzüne çeviren bir gürültü. "Biz tarlalara çıktığımızda yanımıza tabutlarımızı da alırız" dedi Basil.
Belki düş gücü fazla gelişmiş bir insanın sözleri gibi geliyor ilk anda kulağa, ama Basil'in söylediği cep telefonumda yanan mesaj ışığında buluyordu karşılığını. Evet, cep telefonları modern savaşımın bir parçası. İsrail askerleri sınırdan sıcak yemek istemek için ya da yol kenarlarına bıraktıkları 'enayi kapanları'nı patlatmak için kullanıyorlar cep telefonlarını; Hizbullah da militanlarını vadilere çekmek için ya da İsrailliler gibi yol kenarı bombalarını patlatmak için. Ve biz gazeteciler de elbette kullanıyoruz onları. Beyrut'taki bir meslektaşımdan geliyordu mesaj: "Dikkat et Robert, Beaufort Kalesi'nde bir İsrailli ölmüş biri de yaralanmış. İsrailliler sizin olduğunuz yerleri bombalıyorlar."
Yer sarsıldı. Hava basıncı değişti biraz -bu hüzünlü güzel toprakların, geçip giden yılların ardından son derece aşina oldukları şekilde- rüzgârın hafifçe düzleşmesi gibi birşey yalnızca...
İbrahim Basil'e bir İsrailli'nin öldüğünü söyledim, omuz silkti: "Geçen hafta elektrik santrallerini bombaladıklarında terkettim ben burayı, bugün eşeklerimi ve ineklerimi beslemek için geldim. Şimdi tekrar gitmem gerekiyor."
20 yıldan uzun süre boyunca Şiiler'le Hristiyanlar'ın yanyana yaşadıkları köyün başında bulunan mevzi, Braadchit'in üzerinden bakıldığında daha da bir ürpertici ve huzursuz edici gözüküyordu. Son dört saattir köyün topçu birliği sessizlik içindeydi, Haçlı birlikleri tarafından dikilmiş bir başka devasa kalede, "bir başka tarihin Haçlıları" olan Beaufort'daki eski Fransız savaşçıları gibi, savaşı kaybediyorlardı. Hizbullah, kaleye ve oradaki İsraillilere karşı direkt bir bombalama emri verdi ve İsrail askeri sansür içinde haberleri gizlemek için çabalarken, onlar ölü ve yaralıların sayısını açıkladılar.
Son iki hafta içinde, Lübnan'da yedi İsrail işgal askeri öldü. Bunun ne anlama geleceğini hepimiz biliyorduk. BM radyolarından sesler geliyor, muhtemelen bir İrlandalı'ya ait bir ses, "Bir hava harekâtı" diyor. Yükseklerdeki parlak güneşin ışığında jetleri göremedik ama Zahrani Nehri civarındaki bombaların uzaklardaki sarsıntısını hissettik.
Kuralı bozan yine İsrail
Braadchit'in batısındaki uzun ve derin koyaklarda bir başka oyun sahneleniyordu şimdi. Bir kaç saat önce, Akdeniz kıyısındaki Naqqoura'da, Gazap Üzümleri Anlaşması paralelinde oluşturulmuş olan komite son olayları tartışmak için toplanmıştı. Bu anlaşmaya göre, İsrailliler ve Hizbullah, Lübnan içinde birbirlerini öldürebilirler. Ama hiçbir taraf sivil hedefleri vurma ve sınırdan ötesine ateş etme hakkına sahip değildir.
Ve Hizbullah'ın; yalnızca Lübnan'ın içindeki İsrail askerlerine saldırmış, İsraillilerin ise bombalarını yoğun sivil hedeflerin üzerine bırakmış oldukları düşünülürse bunun ilginç bir buluşma olacağı kesindi. Suriye, Lübnan, Fransa ve Amerika delegasyonları konferansa geldiklerinde, İsraillileri küçük odalarına kapanmış buldular. Önce Amerikalılar gidip onlardan toplantıya katılmalarını rica etti. Ardından Fransızlar. Ve sonra; Beaufort Brigadier'de iki saat önce öldürülmüş olan askerle ilgili haber geldiğinde General Dany Arditi ayağa kalktı ve Amerikalılara dönüp, "Ben gidiyorum" dedi. Böylece İsrailliler çıkıp gittiler. Sonra İsrail Savunma Bakanı Temsilcisi Ephraim Sneh, "Hizbullah kuralları kırmakla meşgulken" konuşmanın hiçbir anlamı olmadığını söyledi. Ama elbette ki Hizbullah -İsrail için trajik olmakla beraber- 1996 tarihli ateşkese, öncelikle de Fransızlar'ın kabul ettiği gibi, gayet iyi uymaktaydı. Kuralları bozanlar İsrailliler'di. Ve Perşembe günü, Lübnan'da kuralların bozuluyor olduğunu söyleyenler de Sneh ve İsrail ordusu Genelkurmay Başkanı General Shaul Mofaz'dı.
"Kayıp diplomasisi"
Peki, kimsesiz ve yaşlı Lübnan'da bundan sonraki hedef neresi? Dün akşam portakallarla birlikte altın gibi parlayan orkidelerin ve kızıla çalan badem ağaçlarının arasından geçerek geriye dönüyorduk. Zahrani'deki benzin istasyonu olabilir belki yeni hedef, ya da Beyrut'un güneyindeki otoyol. Liste sonsuz gözüküyordu. İşgal alanının içindeki İsrail kayıplarının listesi kadar sonsuz. Beaufort için, bunlar tanıdık manzaralardı. Oranın ahalisi katledileli çok oldu. Ve sonra bir adam orayı kuşattı ki onun adı bütün işgalcilerin kanını dondurdu: Saladin.
BM gecikmeli olarak gerçekleştirilen konferansın başarısızlığından Hizbullah'ı sorumlu tuttu ve Suriye'nin, gerillaları dize getirmek için daha fazla uğraşması gerektiğini belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü James Rubin ise şunları söyledi: "Maalesef, toplantı İsrail'in verdiği kayıplar nedeniyle kasti olarak bozulmuştur."
(Robert Fisk/The Independent)
www.evrensel.net