'Çöp' deyip geçmeyin

Artık bir 'meta' olarak değerlendirilen ve bu bakımdan sermayenin ilgisini çeken çöpün dolaşımı, üretim/tüketim gibi kavramlarla açıklanmaya başlandı. Belediye işçilerine gördürülen çöp toplama işi de giderek özelleştirme, taşeronlaştırma sonucu belediyelerin işi olmaktan çıkarıldı.

'Çöp' deyip geçmeyin
Yakın zamana kadar belediyelerin temel hizmet alanlarından biri olan çöp hizmetleri, çöpün meta haline gelmesinden dolayı yerli ve yabancı sermayenin ilgi odağı haline geldi. Çöp, "katı atık" olarak adlandırılmaya ve giderek belediyeler tarafından değil, taşeronlar eliyle toplanmaya başlandı.
Belediye hizmetlerinde yaşanan bu değişimin temel yönlendiricisi de, özellikle gelişmekte olan ülkelerde Dünya Bankası (DB) oldu. Küreselleşme ve yerelleşmeyi ikiz süreçler olarak değerlendiren DB'nin amacı, yerelleşme politikasıyla, yerel yönetimlere daha fazla yetki ve kaynak aktarılması yoluyla merkezi hükümetlerin devreden çıkarılması ve yerel yönetimlerin doğrudan küresel finans ve sermaye güçlerine bağlanması. Türkiye'de de süreç böyle işledi ve süprüntü, döküntü, kalıntı ve atıkların toplanması, taşınması, depo edilmesi, geri kazanılması ve imha edilmesi olarak bilinen "çöp sorunu", artık doğal kaynakların korunması, rasyonel kullanılması, üretiminin, tüketiminin canlı ortama olumsuz etkilerinin asgariye indirilmesi olarak tanımlanırken, "katı atık yönetimi" adını da aldı.
Çöpteki bu değişim, belediye kadrosunda istihdam edilen ve "temizlik işçisi" olarak adlandırılan belediye emekçilerini de etkiledi. Özelleştirme ve taşeronlaştırmanın dayatılmasıyla, sendikalı, sigortalı olarak çalışan, işverenle toplusözleşme yapabilen işçilerin yerini, sendikasız, sigortasız, hiçbir güvencesi olmayan, ilkel koşullarda çalıştırılan taşeron işçileri aldı. Öteden beri temizlik işçileri hep yaptıkları işin taşıdığı açık risklere maruz kaldıkları gibi, ücret artışı talep ettiklerinde de "Çöpçüye de bu para verilir mi?" denildi. Belediye işkolunda örgütlü Genel-İş Sendikası da giderek değişen bu alanı mercek altına aldı. "Yeni kâr alanı" olarak "çöp" sorununu gündemine alan Genel-İş, Emek dergisinin son sayısını bu soruna ayırdı.
Belediyelerde sendikal örgütlenmenin başladığı 1960'lı yıllara kadar özellikle büyük kentlerde çöp işlerinin çevre illerden okuryazar olmayanlar arasından getirilen emekçilere yaptırıldıkları vurgulanan dergide, işçilerin topluma karışmalarını önlemek için de hayvan ahırlarından bozma koğuşlarda yatırıldıkları vurgulandı.
Çöpçüler 'ikinci kentler'de...
Günümüzde temizlik işçilerinin sendikal haklarını kullanabilen ve TİS'lerden yararlanabilen bir duruma geldikleri vurgulanan dergide, buna rağmen temizlik işçilerinin kent kültürüyle ilişkisi zayıf, ikinci kentler denilebilecek, toplumsal statüsünden çevrenin rahatsız olmayacağı "kenar mahalleler"de yaşadıklarının altı çizildi.
Dergide, Genel-İş'in 1994'te işkolu genelinde 2586 işçiyle yüz yüze görüşme yoluyla yaptığı ankete ve Çankaya, Kadıköy ve Kartal belediyelerinde Katı Atık Yönetimi Soru Kağıdı kullanılarak doğrudan elde edilen bilgiler ışığında çıkarılan işgücünün genel profiline de yer verildi.
www.evrensel.net