OHAL

OHAL'de çete hukuku

Batman'daki silah skandalı, Susurluk'tan hatırladığımız çete hukukunun bütün unsurlarını barındırıyor. Jandarma ise, her şeyin mevzuata uygun olduğunu iddia etti.

OHAL'de çete hukuku
Hizbullah'ın kalesi olarak bilinen Batman'da ortaya çıkan silah ithali skandalı, OHAL Bölgesi'ndeki çete hukukunun bir yansıması oldu. Tüm yolsuzluk ve kirli işlerin "devlet sırrı" olarak gizlendiği, harcamalarının "örtülü ödenek"ten yapıldığı ülkemizin bir parçası olan Olağanüstü Hal Bölgesi'nde, tamamen farklı bir hukuk sistemi varlığını sürdürüyor.
OHAL Valiliği'ne adeta ayrı bir devlet gibi silah ithali yetkisi verilmesi yetmezmiş gibi OHAL illerinin valilerine de 'şifahi izinle' silah satın alma hakkı tanınıyor. Kendisi silah ithali yapmak yerine "bunu Batman valiliğine yaptıran", parasını toplu konut için ayrılan ve halkın cebinden çıkan TOKİ kaynaklarından sağlayan Jandarma Genel Komutanlığı, günlerdir süren sessizliği bozdu ve dün bir açıklama yapıp silahların tümünün elinde olduğunu iddia etti.
Hizbullah operasyonlarıyla tekrar başlanan "PKK'ye karşı Hizbullah-devlet işbirliği" tartışması, devlet tarafından ne kadar inkâr edilse de yaşanan gelişmeler bu işbirliğini doğruluyor. "Bölücülüğün kökünü kazımak" hedefiyle "her yolun mübah" görüldüğü, Batman'daki silah skandalıyla bir kez daha açık bir hal aldı. Batman Valiliği'nin silah ithal etme yetkisi olmamasına rağmen, bunu özel izinle yapabiliyor olması tartışılırken, Olağanüstü Hal Bölgesi mevzuatındaki boşluklar ve bu tür "sonuç"lara sebep olan yönetmelikler gündeme getirilmiyor. İşte tam burada Susurluk'tan çok iyi bildiğimiz çete hukukuyla karşılaşıyoruz.
Kirli yöntemler sorgulanmalı
OHAL mevzuatının silah ithaline elverişli olduğuna dikkat çeken hukukçular, soruna sadece silah ithaline odaklanmadan, OHAL'i de sorgulayarak bakmak gerektiğini vurguluyorlar. Susurluk'la başlayıp, Hizbullah konusunu da içine katarak, yıllardır süren kirli yöntemleri sorgulamak gerektiğini belirten hukukçular, tüm bu sorunların demokrasi mücadelesine sonuna kadar devam edilmesiyle çözülebileceğini ifade ediyorlar.
Silahlar jandarmadaymış!
Silah skandalının ortaya çıkmasının ardından dikkat üzerinde toplayan bir kurumda Jandarma Genel Komutanlığı oldu. Her yaptığı açıklama "doğru ve son nokta" olarak değerlendirilen askerler, kayıp silahlar konusundaki şaibeyi kendi üzerlerinden atmak istedi. Günlerdir sessiz davranan Jandarma Genel Komutanlığı, dün bir açıklama yaptı. Jandarma Genel Komutanlığı Genel Sekreterliği'nden yapılan yazılı açıklamada, "Batman Valilliği'nce 1994-1996 yıllarında tedarik edilen mühimmat ve teçhizatın, jandarma birliklerince mevcut mevzuat hükümleri çerçevesinde Batman Valiliği'nden kuruşlu belgelerle teslim alındığını, halen noksansız olarak birliklerin zimmetinde ve kullanımında olduğunu" iddia edildi.
Başbakanla çelişiyor
Silahların listesinin mükemmel bir şekilde sıralanması ise kuşkuları ve pis kokuları gidermeye yetmedi. Eğer her şey mevzuata ve hukuka uygun bir şekilde geliştiyse, Jandarmanın ihtiyacı olan silahları neden bir il valisi üzerinden satın aldığı sorusunu yanıtlayamayan bu açıklamayla eksik kalan bir yan da emniyet ayağı oldu. Sürekli çelişkili demeçler veren dönemin Batman Valisi Salih Şarman, silahların bir bölümünün emniyete verildiğini söylemişti.
Ayrıca dönemin Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın'ın silah ithalinden haberi olmadığını söylemesi, Başbakan Ecevit'in önceki gün "Silahların Hizbullah'a gitmiş olabileceğinden kuşkulanıyorum" demesi, Vali Şarman'ın çelişkili açıklamalarının -'Şarman, silahların parası koruculardan toplandı, silahlar koruculara dağıtıldı' demişti- ortaya çıkardığı tablo bile, Jandarma Genel Komutanlığı'nın "mükemmel" açıklamasının ne kadar şaibeli olduğunu göstermeye yetiyor.
www.evrensel.net