MIGA

MIGA'ya yoğun tepki

1988 yılında Türkiye'nin "gizlice" kurucu üye olduğu Çok Taraflı Yatırım Garanti Kuruluşu (MIGA)'nın sözleşmesinde yapılan değişikliğin yine "gizlice" Meclis'ten geçirilerek onaylanmasına emek örgütlerinden yoğun tepki geldi.

MIGA'ya yoğun tepki
Özlem Albayrak
Çok Taraflı Yatırım Garanti Kuruluşu (MIGA) sözleşmesinde yapılan değişikliğin Meclis'te onaylanarak yürürlüğe girmesine emek örgütlerinden yoğun tepki geldi. Yabancı sermayenin yatırım risklerine karşı koruyucu programlar geliştirip, bu riskleri garanti altına alan MIGA sayesinde yabancı sermaye, Türkiye'de istediği gibi at koşturacak.
Konuya ilişkin olarak görüştüğümüz TMMOB İkinci Başkanı Celal Beşiktepe, TTB Genel Sekreteri Bilaloğlu, KİGEM Genel Sekreteri Mehmet Yüksel Barkurt ve Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, bu hükümetin ulusal çıkarları hiç düşünmediğini ve sürekli olarak yabancı sermaye lehine çalıştığını belirterek, emek güçlerinin mutlaka bir araya gelip karşı durması gerektiğini vurguladılar.
TMMOB İkinci Başkanı Celal Beşiktepe:
"Meclis, Türk-Amerikan Ticaret Anlaşması'ndan sonra halkın aleyhine gizli kararlar almaya, anlaşmalar imzalamaya devam ediyor. Hatırlanırsa, Türkiye-Amerika gizli anlaşmasının tam metni Resmi Gazete'de yayımlanmadı. Halkın geleceğini ipotek altına alan kararlar alınıyor, ancak Resmi Gazete'de tam olarak yayımlanmıyor. Küreselleşme adı altında ülkeyi pazarlıyorlar, satıyorlar. MIGA da bunlardan bir tanesi. Evrensel insan haklarını hatırlamaya ihtiyacımız var. İktidarlar, halkın bütünü veya bır kısmı aleyhine karar alırsa halkın isyan hakkı vardır. Türkiye halkı kendi aleyhine alınan bu kararları tanımayıp ayağa kalkmalıdır. Emekten yana bütün güçler bu kalkışı örgütlemeliyiz."
SES Genel Başkanı Cevher Tosun:
"MIGA, uluslararası tekellerin kendi faaliyetlerini kolayca yürütmek için hazırlanmış, ülke halklarını hiçe sayan bir anlaşmadır. 57. hükümetin de uluslararası tekellere karşı bütün görevlerini yerine getirmek noktasında MIGA'yı onaylaması anlaşılmaz bir tutum değildir. Hükümet, çıkardığı Sosyal Güvenlik Yasası'yla emekçilerin bütün haklarını almak konusunda kararlılıklarını MIGA anlaşmasıyla da tamamlamıştır. Böylece hükümet, uluslararası sermayeye karşı görevini yerine getirdi. Bütün bu saldırılara karşı emekçilerin sessiz kalmayacağı, geleceklerini ve yaşam haklarını sermaye sınıfına teslim etmeyeceği bilinmelidir. Bu anlaşmaların işlevsizleştirilmesi biz emek örgütlerinin asli görevleridir. Bu noktada hiçbir liberal tutuma izin vermeden hızla harekete geçilmelidir."
TTB Genel Sekreteri Eriş Bilaloğlu:
"Bu hükümet, Türkiye halkının, emekçilerinin aleyhine bir çizgi izlemek konusunda istikrarlı bir faaliyet gösteriyor. Dünya ölçeğinde MAI, MIGA gibi anlaşmalar ve Davos zirvesinde Başbakan Ecevit'in çantasında götürdükleri bunu net olarak gösteriyor. Doğrusu, hükümetin yaptıkları bizi şaşırtmıyor. Emek güçleri olarak, bunlara karşı kendi durumumuzu, tavrımızı tartışmalıyız. Emekten yana kuvvetlerin zaafiyet gösterdiği görülüyor. Emek Platformu geçtiğimiz günlerde toplandı. Platformun ve platformu oluşturan örgütlerin tabanlarının sürece yanıt vermesi gerekiyor."
KİGEM Genel Sekreteri Mehmet Yüksel Barkurt:
"1944'te dünyanın ekonomik düzeni Beretton Woods'la oluşturuldu ve GATT, Dünya Bankası, IMF gibi üç kuruluş kuruldu. İkinci Dünya Savaşı'nın en güçlü ülkesi ABD kendi koşullarını dünyaya dayattı ve dünyayı emperyalizm için sınırsız bir sömürü alanı oluşturmak için harekete geçti. Bretton Woods'un mantığı buydu. Ancak o dönem Sosyalist Blok ABD'yi dengeliyordu. '80'den sonra ise vahşi kapitalizmi yaratmak, sermayenin önündeki tüm engelleri kaldırmak için herhangi bir blok güç kalmadı. Emperyalistler, küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni adları altında kendi mevzilerini güçlendiriyorlar. MAI, MIGA da emperyalizmin kendi gücünü yayması, direnç noktalarını ortadan kaldırması için düşündüğü araçlar. Ciddi bir tepkiyle de karşılanmış değil bu süreç."
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu:
"Gerek bu düzenlemenin, gerek tahkim ve MAI'nin Türkiye'ye yabancı sermayeyi çekeceği konusundaki iddiaların çok gerçekçi olmadığını düşünüyorum. Global sermaye, önündeki engelleri kaldırmak ve dikensiz gül bahçesi oluşturmak istemektedir. Bu sayede başta özelleştirme olmak üzere birçok sektörde ve işkolunda Türkiye'nin birikimleri kolayca yabancı sermayenin kontrolüne geçecektir.
Sermaye, önündeki hukuki engelleri kaldırarak rahatça ülkelerin egemenlik hakkını ve kurumlarını da devre dışı bırakarak kendi kurallarını oluşturmaktadır. Çalıştırdığı işçilerin özlük haklarını tek taraflı belirme, ortadan kaldırma, geldiği ülkede karşılaşabileceği risklerin tazmin edilmesi de dahil olmak üzere çeşitli imtiyazlar istiyor. Türkiye, birikimlerini kolay temsil etmek suretiyle kendi geleceği konusunda çok ciddi stratejik hatalar yapmaktadır. Türkiye'nin bugüne kadar, devlettin ihaleleriyle, teşvikleriyle, gümrük duvarlarıyla büyüyen büyük sermayesi de yabancı sermaye ile birleşerek, bu imtiyazlardan yararlanmak istiyor. Ülkenin geleceği umurlarında değil."
www.evrensel.net