04 Şubat 2000 22:00

Depremzede hastalıkla boğuşuyor

Depremin ardından çadırda ve kendi imkânlarıyla kurdukları barakalarda yaşamak zorunda kalan depremzedeler, ağır kış koşulları nedeniyle hastalıklarla boğuşuyorlar.

Paylaş
Depremzede hastalıkla boğuşuyor
Muzaffer Özkurt
Depremin ardından çadırlarda yaşamak zorunda kalan depremzedeler, kış koşullarıyla birlikte çeşitli hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Özellikle Bolu ve Düzce'de bulunan depremzedeler, ağır kış şartları dolayısıyla daha çok hastalık tehlikesi altında bulunuyor. Şu ana kadar depremzedelerin yarıdan fazlasının üst solunum yolları şikâyetiyle doktorlara başvurdukları belirlendi. Başvuranların büyük çoğunluğu da çocuklar. Çocukların ise birçoğu bronşit hastası.
Çocuklar bronşit
Gölcük'te bulunan Esentepe Çadırkenti'ndeki poliklinikte görevli Dr. Mustafa Pehlivan, burada barınan çok sayıda depremzede çocuk ve yaşlının, üst solunum yolları hastalıklarına yakalandığını söyüyor. Pehlivan, "Günde en az 25 hasta geliyor. Bunların çoğu çocuk ve üst solunum yolu hastası. Aralarında, zamanında müdahale edilmeyen hastalar da var. Gelen çocuklar arasında birkaç bronşit hastası da çıktı" diyor.
İshal vakaları da görülüyor
Çadırlara mahkûm edilen depremzedeler arasında ishal vakalarına da rastlanıyor. Bu hastalığın mikroplarla bulaşmadığını, ateşli hastalıklar sonucu oluştuğunu kaydeden doktorlar, ellerinde yeterli ilaç olmadığı için ancak acil hastalara müdahale edebildiklerini anlatıyor. Üst solunum yolu hastalıklarının, vücut zayıf düştüğünde, öksürükle birlikte başladığını ve kalabalık ortamlarda bir arada bulunan insanlara kolaylıkla geçebildiğini anlatan doktorlar, "Çadırkentlerde barınan depremzedelerde, bu nedenle üst solunum yolu hastalıkları artış göstermiştir. Üç kişinin barınabileceği çadırlarda 5-10 kişi barınmaya çalışıyor" diyor.
Çadır hava almıyor
Çadırların soğuk ve yağmur almaması için üzerini naylonla kaplayan depremzedeler ise mecburi olarak yaptıkları bu uygulama yüzünde de tehdit altındalar. Naylonlar yüzünden çadır içine hava girmezken hastalıklar da bu nedenle çok daha rahat bir biçimde yayılabiliyor ve kendilerine üreme ortamı bulabiliyor.
Tuvaletler mikrop saçıyor
Çadırların bulunduğu yerlere koyulan tuvalet ve banyolar da depremzedelerin sağlığı açısından karşılaştıkları bir tehlike. Çünkü ya yetersiz ya da tesisatı yarım bırakılan tuvaletlerin ve banyoların temizliği tam olarak sağlanamıyor.
Sürekli olarak kireçleme ve dezenfekte çalışması yapılması gereken tuvalet ve banyoların pek çoğu kullanılamayacak durumda. "Mecburen bunları kullanıyoruz. En son bize verdikleri suyu da kestiler. Kriz merkezi su taşıyan kamyonların mazot parasını vermemiş" diyen depremzedeler, bu sorunun bir an önce çözülmesini istiyor.
Her şey paralı...
Depremzedeler hastalıklarla uğraşırken bu bölgelerde faaliyet gösteren hastanelerin işleyişi de eski haline getirildi. Özellikle depremin sıcak zamanlarında yapılan ilaç yardımlarının devlet hastanelerinin döner sermayesine katıldığını ifade eden depremzedeler, "İş yok, para yok hiçbir imkân sağlanmıyor ama bizden sağlığımız için de para istiyorlar" diyerek, tepkilerini dile getiriyorlar. Şu anda, deprem öncesi olduğu gibi, muayene olan hastaların ilaçları, sigortalıysa karnelerine, değilse normal reçeteye yazılıyor. Sigortalı olmayanlar ilaçları kendi olanaklarıyla temin etmeye çalışıyorlar.
Elektrik sorunu sürüyor
Bayram sonrasında pek çok çadırkentte elektriklerin kesilmesi de depremzedelere zor anlar yaşatıyor. Çadırların pek çoğunun elektirik sobalarıyla ısıtıldığını anlatan depremzedeler, devletin kendilerini soğuğa ve karanlığa teslim ettiğine dikkat çekiyorlar. Bu uygulamayla beraber insanların pek çoğu tüplü sobalara yönelirken bu durumun çadır yangınlarını bir kat daha artıracağı söyleniyor.
Kronik hastalık tehdidi
Depremzedelerin karşılaşabilecekleri sağlık sorunları hakkında görüşlerine başvurduğumuz İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Mithat Kıyak, deprem bölgesinde belirli standartlara uymayan ve soğuğu geçiren çadırlar olduğunu söyleyerek, "Bu koşullar, üst solunum yolları, bronşit ve zatürree gibi hastalıklara ortam hazırlıyor. O bölgede herkes soğuğa maruz kalıyor" diyor. Depremzedelerin bir an önce çağdaş mekânlara kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Dr. Kıyak, aksi takdirde hastalıkların önüne geçilemeyeceğine dikkat çekiyor. Aynı hastalıkların sürekli tekrarlaması halinde kronik akciğer ve böbrek hastalıklarına rastlanabileceğini belirten Dr. Kıyak, şu bilgileri verdi:
Ortam iyi olmalı ki...
"Sağlıkçıların birinci görevi insanların hastalanmasını önlemek, ikinci görevi de hastalıkları tedavi etmektir. Ancak depremzedeler tedavi edildiklerinde de aynı koşullara terk ediliyorlar ve sonuçta bir şey değişmiyor. Ortam iyi olmalı ki diğer önlemler alınabilsin." src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Yalandan kim ölmüş (!)
TEAŞ Genel Müdürü Muzaffer Selvi ve TEDAŞ Genel Müdürü Osman Nuri Doğan ortak bir basın toplantısı düzenleyerek, son günlerde yaşanan elektrik kesintileri ile ilgili açıklamalarda bulundular.
Elektrik kesintilerinin hava şartlarından kaynaklandığını ve kısa süre içerisinde alınan önlemlerle giderildiğini söyleyen TEAŞ Genel Müdürü Selvi, su ve doğalgazda problem yaşandığını ve önümüzdeki günlerde de elektrik kesintilerinin olabileceğini belirtti. TEAŞ'ın beş yap-işlet-devret santralinden pahalı elektrik alması nedeniyle mali durumunun kötü olduğuna ilişkin bilgilerin hatırlatılması üzerine ise Selvi, bunları yalanlayarak, "Bizim en önemli sorunumuz TEDAŞ'ın özel ve kamu kuruluşlarına, belediyelere sattığı elektriğin karşılığını tahsil edememesi ve bize zamanında ödeme yapamamasıdır.
Bizim borcumuz, TEDAŞ'a halkın borcu kadardır" dedi.
TEDAŞ Genel Müdürü Doğan ise Türkiye'deki elektriğin pahalı olmadığını ve pek çok AB ülkesinden daha ucuz olduğunu iddia ederek, her türlü girdi dolar üzerinden olmasına rağmen fiyatların çok düşük olduğunu öne sürdü.
TEAŞ Genel Müdürü Muzaffer Selvi, 1970'de kurulan Türkiye Elektrik Kurumu'nun elektrik enerjisi tüketiminin yaklaşık 14 kat artarak 8.6 milyar kilowatt/saat (kwh)'den 118.5 milyar kwh'e, üretiminin ise 8.6 milyar kwh'den 116 milyar kwh'e, kurulu gücün de 12 kat artarak 2235 megawatt (mw)'dan 26125 mw'ye ulaştığını söyledi.
Selvi, işletme hakkı devri yoluyla devredilen santrallerin sözleşmelerinin Dünya Bankası'nın isteği ile tamamen özelleştirilmek için iptal edilmesinin söz konusu olup olmadığına ilişkin soruyu, "İşletme hakkı devredilen santrallerin sözleşmelerini devam ettiriyoruz. 20 yıl vadeli olarak işletme hakları devredilen santrallerin rekabeti ortadan kaldıracağı yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine Selvi, bu şirketlerin de o dönemde rekabetle alındığını iddia etti.
Yüksek fiyatlı sözleşme
TEK'in 1993'te özel ve kamu bankalarına borcu olduğunu, cari giderlerini karşılamakta güçlük çektiğini ve yatırım yapacak durumda olmadığını iddia eden Selvi, o dönemde yüksek elektrik fiyatlarıyla sözleşmelerin bu koşullardan dolayı imzalandığını öne sürdü. Selvi, Unimar, Trakya, Esenyurt, Ova ve Çamlıca santrallerinin yap-işlet-devret ile imzalandığını hatırlatarak, "Dünya Bankası'nın beş YİD santralinden alınan elektrik fiyatlarını aşağıya çekin dendiği söyleniyor ama, hukuken başlamış bir işlemin geriye doğru yaptırımın sonuçlarını bilemem" diye konuştu.
YİD'lerdeki elektriğin fiyatının, ilk yıllarda 8-9 cent ve ortalamasının 6-6.5 cent olduğunu dile getiren Selvi, TEAŞ'ın en önemli sorununun TEDAŞ'ın sanayicilere, kamu kuruluşlarına, belediyelere sattığı elektriğin tahsilatını yapamaması ve TEAŞ'a zamanında ödenmemesi olduğunu iddia etti. TEAŞ'ın TEDAŞ'tan alacaklarının faiziyle birlikte ortalama 1 milyon dolar olduğunu aktaran Selvi, TEAŞ'ın en fazla borçlu olduğu kuruluşların BOTAŞ ve TKİ olduğunu söyledi.
ÖNCEKİ HABER

Emek Platformu nihayet toplandı

SONRAKİ HABER

Ürosan Kimya'da işçiler greve çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa