'Devlet ile bilim karşı karşıya'

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın, Süleyman Yeter'in işkencede öldüğünü rapor etmesi nedeniyle görevden alınmasını isteyen İstanbul Valisi'ne büyük tepki gösterildi.

'Devlet ile bilim karşı karşıya'
İstanbul Valisi Erol Çakır'ın, Sendikacı Süleyman Yeter'in gözaltında gördüğü işkence nedeniyle yaşamını yitirdiğine dair rapor verdiği gerekçesiyle, Adalet Bakanlığı'na başvurarak Adli Tıp Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın görevden alınmasını istemesi, sert tepkilere neden oldu.
İstanbul Tabip Odası'nda bir araya gelen kitle örgütü başkanları, bu olayla devlet ile bilimin karşı karşıya olduğunu vurguladılar.
İstanbul Valisi Erol Çakır'ın geçtiğimiz yıl Adalet Bakanlığı'na başvurarak Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi'nde görevli ve Adli Tıp Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın görevden alınmasını istemesine tepkiler yağdı.
Dün İstanbul Tabip Odası'nda bir araya gelen Türk Tabipleri Merkez Konseyi, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Barosu, Öğretim Üyeleri Derneği, Öğretim Elemanları Sendikası, Adli Tıp Uzmanları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı başkanları, devletin bilimi öldürdüğünü söylediler.
Basın metnini okuyan İstanbul Tabip Odası Başkanı Orhan Arıoğul, Fincancı hakkında İstanbul Valiliği'nin Adalet Bakanlığı'na ilettiği değerlendirmelerin suç duyurusu olarak değerlendirildiğini ve Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu iddialarla ilgili yaptığı araştırma sonucunda takipsizlik kararı verdiğini anlattı. Arıoğul, "Ülkemizin en büyük ilinin mülki amiri tarafından yapılan bu ihbar, ülkemizde bir yurttaşın, bir öğretim üyesinin, bir hekimin ve bir uzmanın, vicdani ve bilimsel kanaatlerini ifade etmesinin nasıl sonuçlar doğurabileceğini göstermesi bakımından ibret vericidir" dedi.
Polis aleyhine davranmış!
Gözaltında işkence edilerek öldürülen Sendikacı Süleyman Yeter ile ilgili Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurumu'nun oybirliği ile verdiği raporun Vali Çakır tarafından beğenilmediğini belirten Arıoğul, Çakır'ın Fincancı'nın taraflı olduğunu, polis aleyhine tutum ve davranışlarda bulunduğunu ve rapordan sorumlu olduğunu iddia ettiğini belirtti. Arıoğul şöyle devam etti: 'Vali, Adli Tıp Kurulu İhtisas Kurulu raporlarının yanlışlığı veya doğruluğu konusunda karar veremez. Yasalara göre kurulmuş kurul ve komisyonlarda oy kullanan üyeler, oylarını idarenin isteği doğrultusunda değil, yaptıkları bilimsel değerlendirmeler ve vicdani kanaatleri doğrultusunda kullanır ve bu nedenle görevinden alınamaz."
Mahkemelere bilirkişilik yapan kurum ve kişilerin her türlü baskıdan uzak va bağımsız olmasının zorunlu olduğunu belirten Arıoğul, hukuka aykırı yöntemlerle, Adli Tıp Kurumu üzerinde baskı oluşturarak adaletin yerine gelmesini engelleme çabalarına, bilim adamları üzerinde baskı kurarak bilime müdahale edilmesine, Adli Tıp Kurumu'nun ve bilim adamlarının bağımsızlığını tehlikeye atan her türlü baskıya karşı, bilimin tarafsızlığın, adaletin yanında olduklarını vurguladı ve herkesi demokratik hukuk devleti ilkelerine uygun davranmaya davet etti.
İstanbul Barosu Genel Sekreteri Mert-Er Karagülle de, bu olayla aslında, işkence raporu hazırlayacaklara bir gözdağı verildiğini söyledi. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Kadir Erdem ise, bilim insanının raporlarını hazırlarken özgür olması gerektiğini ifade etti.
'Bilim özgür değil'
ÖES Başkanı İzzettin Önder ise, bu durumu devlet, bilim, işkenceden oluşan bir şeytan üçgeni olarak değerlendirdi. Önder, bu olayda devlet ile bilimin karşı karşıya olduğunu söyleyerek, aradaki olgunun işkence olduğunu vurguladı. Önder konuşmasını şöyle sürdürdü: "Biz bunu Lima Bildirgesi'nden beri istiyoruz. Acaba bilim günümüzde özgür ve özerk midir? Burada mühim bir öğeyi gözlememiz gerekiyor. O da sermaye hakimiyeti. Bizi özgürce bilim üretmekten alıkoyan sermaye hakimiyetidir." Önder, Türkiye'de bilimin özgür olduğunu söyleyemeyeceğini belirtti.
Olayı 'trajik' olarak değerlendiren Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Füsun Sayek de, Fincancı'nın, bir hekim olarak yargılandığını kaydetti. "Türkiye gibi demokratikleşme iddiasında olan ama ne yazık ki olamayan bir ülkede Şebnem'in başına gelenler hepimizi ürkütüyor" diyen Sayek, sonuna kadar bu işin peşinde olacaklarını kaydetti.
Suç duyurusu
Olayın mağduru Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ise adli tıp hekimliğinin, şiddetin kalkması için zorunlu olduğunu düşündüğünü belirtti. Bu saldırının sadece kendisine karşı yapılan bir saldırı olmadığını, bu olayın toplumsal olduğunu düşündüğünü söyleyen Fincancı, 6 kişilik kurul üyesi arasından sadece kendisi hakkında böyle bir işlem yapılmasını daha çok insan hakları ihlalleriyle ilgili olguları değerlendirmesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın kurucuları arasında olmasına bağladı. Fincancı, İstanbul Valisi Erol Çakır hakkında, "hekimlerin ve adli tıp uzmanların bir daha böyle baskılara maruz kalmamaları için suç duyurusunda bulunup, manevi tazminat davası açacağını" ifade etti. Basın toplantısının ardından İstanbul Adliyesi'ne gidilerek, suç duyurusunda bulunuldu.
www.evrensel.net