'Faili meçhul' cinayetlere giden

   yollar kapatılıyor

'Faili meçhul' cinayetlere giden
    yollar kapatılıyor
Serpil Kurtay
Devletin Hizbullah'a destek verdiğini yalanlamaya çalışan yetkililer, operasyonlarını da gözaltılar ve kazı çalışmalarıyla sınırlı tutuyorlar. Mezar evler de Hizbullah'ın genellikle örgüt içi infazlarda ve "bir biçimde ilişkide olunan kesimlere" uyguladığı bir yöntem. Mezar ev cinayetleri, resmi rakamlarda dahi binlerle ifade edilen faili meçhul cinayetlerin sadece küçük bir kısmını oluşturuyor. Ancak, tüm delillere ve bilgiye rağmen Susurluk'ta da olduğu gibi 'faili meçhuller'e giden yollar kapatılıyor.
"Fırat'ın kenarında kaybolan kuzuyu benden sorun" diyen Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Kürt illerinde sokak ortasında insanları infaz eden kişilerin bulunmasını sağlamak yerine, ucu devlete gider endişesiyle bu yönde hiçbir adım atmıyor, "hodri meydan" diyerek bu yöndeki çabaları engellemeye çalışıyor. Emniyet birimleri de Demirel'in yolunda ilerliyor ve gerek açıklamaları gerekse operasyonlarıyla kaç kişinin gözaltına alındığı, kaç evin kazıldığı ile sınırlı kalıyor. 'Bir anda arka arkaya ortaya çıkarılan' mezar evler ve bunun halk nezdindeki yansıması, 28 Şubat sürecinin lehine kullanılıyor. Bu operasyonlar ile uzun vadede, İslam'ın siyasallaşmasının önüne ket vurulması ve RP-FP gibi partilerin marjinalleştirilmesi hedefleniyor.
Demir, itiraf etmişti
Faili meçhul cinayetler, ilk defa emniyetin ve seçim sonuçlarını açıklar gibi ceset sayısı veren basının gündemine İstanbul'da düzenlenen operasyonda yakalanarak Diyarbakır'a ve ardından Batman'a getirilen Hizbullah'ın üst düzey yöneticilerinden Mahmut Demir'in polise verdiği ifadeyle girdi. Demir, Batman'da gömülü ceset olmadığını belirterek, "burada örgüt tarafından cezalandırılan ve ölüm kararı alınan kişilerin sokak ortasında açıkça infaz edildiklerini, bu nedenle burada gömülü ceset olmadığını" söylemişti. Hatta Adana'da HADEP Yüreğir İlçe Örgütü'nden 2 yöneticiyi öldürdüklerini itiraf eden Demir, sadece yer göstermelerde kullanıldı. Kimse çıkıpta, "Bu sokak ortasında öldürdüğünüz kişiler kimdi?", "Niye öldürdünüz?" gibi sorular yöneltmedi.
Batman Emniyet Müdürü Muzaffer Erkan, bu operasyonların ardından yaptığı açıklamada, kaç kişinin gözaltına alındığından, kaçının tutuklandığından bahsetti. Diğer emniyet yetkililerinin açıklamaları da Erkan'ın açıklamasından pek farklı olmadı. "Savaşı kazanmış komutan edasıyla" basına demeçler veren emniyet müdürleri, örgütün yapısını deşifre ettikleri ve operasyon hazırlığındaki militanları gözaltına almalarıyla övündüler!
Ya ölenler...
İşte bu komutanlardan biri de Bursa Emniyet Müdürü Aydın Genç'ti. Erol Evcil'in Bursa'da yakalanmasının ardından medyada sık sık yer alan Genç, operasyonlar gerçekleştirilmeseydi, diğer illerde olduğu gibi Bursa'da da en az 12 kişinin, şûra tarafından verilen kararlar doğrultusunda, kaçırılma, rehin alınma ve öldürülmesi talimatlarının uygulanacağını belirlediklerini söyledi. "Tam hazırlık safhasında olunduğu bir dönemde operasyon yapılması neticesi bu 12 kişinin hayatı kurtulmuş oldu" diyen Genç, gazetecilerin ısrarlı sorularına rağmen bu konuda da ayrıntılı bilgi vermedi. Yıllardır "Eylem hazırlığındaki teröristler yakalandı" palavralarıyla, "büyük işler başardıklarını" göstermeye çalışan emniyet yetkilileri, acaba binlerce kişi güpe gündüz kurşunlanırken ya da satırla öldürülürken nerdeydi?
Soruşturmanın yönü neresi?
Hizbullah'ın finans kaynağı olarak da sürekli "zekât ve fitre adı altında zorla toplanan paralar ve aidatlar" gösterildi. Bu konuda da daha geniş bir çalışma yapılmazken, Mardin Emniyet Müdür Yardımcısı Haşim Tunç, sanıkların sorgulaması sonucu, 3 Kasım 1992'de Gaziantep Karagöz Caddesi Kamber Sokak'ta öldürülen ve kapatılan HEP'in İl Başkanı Abdulsamet Sakık'ın, Hizbullah tarafından cezalandırılmak amacıyla öldürüldüğünün belirlendiğini söylemişti. Bu konudaki soruşturmanın çok yönlü sürdürüldüğünü söylemesine rağmen, Tunç, aradan geçen bunca zamana rağmen, herhangi bir açıklama yapmadı.
Yeşil bağlantısı
Bir diğer ilginç konu ise, "Üsküdar'daki gecekonduda cesetleri bulunan işadamları ile Hüseyin Velioğlu'nu tanıştırdığı" söylenen Abit Taşan'ın apar topar gözaltına alınıp, daha sonra serbest bırakılması. Daha önce de işadamlarının kaybolmasıyla ilgili gözaltına alınıp serbest bırakılan Taşan'ın, "Velioğlu ile Yeşil arasındaki bağlantıyı sağlayan kişi olduğu" belirtilmişti. Alınabilecek ifadeler doğrultusunda Hizbullah ile ilgili birçok bilgiye ve örgütün İstanbul sorumlusu olduğu söylenen Hacı İnan'a ulaşılabileceği söylenmesine rağmen, Taşan'ın DGM'den tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması, "Bu bağlantılar da mı gizlenmeye çalışılıyor?" sorusunu akla getiriyor.
Nerenin kökü kurutuluyor?
Başbakan Bülent Ecevit daha önceki günkü grup toplantısında, "Devletimizin başlattığı harekât, bu vahşet, cinnet ve cinayet örgütünün kaynağı tüm yurtta kurutuluncaya kadar sürdürülecektir" dedi. 'laiklik', 'dinin siyasete alet edilmesi', 'din adına cinayet işlenmesi' ile ilgili görüşlerini açıklayan ve 'bir vicdan muhasebesi'nin başladığını iddia eden Ecevit'in bahsettiği, herhalde faili meçhul cinayetlerle ilgili bir vicdan muhasebesi değildi.
www.evrensel.net