İşkenceye karşı 9 yıllık mücadele

Yücel Özen, 9 yıl önce gözaltında gördüğü ağır işkence sonucu yaşamını yitirdi. Ancak ağabeyi Dursun Özen, mücadeleyi bırakmadı ve 9 sene sonra, bugün, dava sonuçlanacak. Davada işkence yapan polisler hakkında ceza verilmesi bekleniyor

İşkenceye karşı 9 yıllık mücadele
Muzaffer Özkurt
9 yıl önce gözaltında gördüğü ağır işkence sonucu yaşamını yitiren Yücel Özen'i öldüren polisler hakkında açılan dava bugün sonuçlandırılacak. Yücel Özen bir kuyumcuyu soyduğu iddiası ile 9 Kasım 1991'de polisler tarafından Kabataş Set Üstü'nden gözaltına alınarak Karaköy Polis Karakolu'na getirildi. Buradan Beyoğlu Araştırma Bölümü'ne getirilen Özen, daha sonra Terörle Mücadele Şubesi'ne götürüldü.
Soyguna adı karışanlardan birinin daha önce Dev-Sol'a üye olduğu gerekçesiyle cezaevinde yatması ve Tuncelili olması, Yücel Özen'in "özel muamele" görmesine neden oldu. Burada görevli polisler Mecit Aktaş, Ünal Engin, Abdullah Süzer ve Veysel Atasu tarafından ağır işkenceye maruz bırakıldı. İşkence sırasında Özen'e, elektirik ve tazyikli su verildi, ayaklarından askıya alındı, üzerine kum torbası atıldı ve sürekli dövüldü. Gördüğü uygulamalar sonrası ağabeyi Dursun Özen'in polislere, "Kardeşimi hastaneye götürmemiz gerekiyor. Başınıza büyük dertler açılacak" demesi üzerine Özen, Taksim İlkyardım Hastanesi'ne kaldırıldı. Özen'in kafasına ağır darbeler aldığı tespit edildi. Bunun üzerine beyin tomografisi istenen Özen, "hayati tehlike taşıdığı" için hastanede tutuldu. Bu sürede yaşananları Dursun Özen anlatıyor: "Kardeşime 'Sana işkence yapanlardan 'geçmiş olsun'a gelenler olacak. Tepki gösterme, sırtlarını dönüp giderken gözlerinle işaret et, ben onları hafızama işleyeceğim' dedim. Böylece üç polisi teşhis ettik."
Ancak, ertesi gün hastaneye gelen polisler doktora yaptıkları baskıyla Özen'i taburcu ettirdiler. Dursun Özen olayı şöyle anlatıyor; "Polisler gelerek doktora baskı yapmış. Taburcu etmesini istemişler. Kardeşimse doktora 'Beni göndermeyin bunlar beni öldürecek' demiş. Doktor kardeşimin bu sözlerini Beyoğlu Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nde doğruladı." Yücel Özen, buradan tekrar Terörle Mücadele Şubesi'ne götürüldü. Kardeşinin taburcu edildiğini öğrenen Dursun Özen ise, bu durum karşısında hemen Cumhuriyet Başsavcısı Cemal Çakar'a gittiğini ve "Kardeşimi bulmamız gerekiyor" dediğini belirtiyor.
Pankreas travmasından öldü
Dursun Özen savcının gerekli yerlere telefon ettikten sonra Yücel Özen'in tekrar Taksim İlkyardım'a kaldırıldığını öğrendi. Ama daha önce ismi ile yatırıldığı hastaneye durumu ağırlaştığı için "kimliği meçhul" olarak yatırıldı: "Hastaneye gittiğimde kardeşimin durumu çok kötüydü. Sedyeye yatırmışlardı. Doktorları çağırdım ve ameliyata aldılar. İki ameliyat olmasına rağmen Kasım'ın 24'ünde pankreas travmasından yaşamını yitirdi."
Kardeşinin hayatını yitirmesi üzerine Beyoğlu Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 7 polis hakkında dava açtıklarını anlatan Dursun Özen, "Hortum Süleyman lakaplı bir polis vardı. Onu da teşhis etmiştik, ancak mahkeme onun hakkında açılan davayı kabul etmedi ve dava dışı bırakıldı" dedi. Davanın 9 yıllık bir mücadele olduğunu anlatan Özen ekliyor: "Birçok şeyi gözardı etmek istediler. Verilen mücadele sayesinde bunlar bertaraf edildi."
Dava sırasında polis tarafının pankreas travmasının, "1.5 metreden düşme sonucu" olduğunu iddia ettiklerini ifade eden Dursun Özen, Adli Tıp Kurumu'nun verdiği raporda işkencenin kabul edildiğini belirterek şöyle devam etti: "Ancak pankreas travmasının düşme sonucu mu yoksa işkence sonucu mu oluştuğu kısmı muallakta bırakılmıştı. Biz de bunun üzerine başka kaynaklara yöneldik." Özen, Taksim İlkyardım Hastanesi ve İstanbul Tabip Odası'ndan alınan doktor raporunda, "Pankreas travması düşme sonucu olamaz" denildiğini söyledi.
Dava açılmasından sonra kendisi ve avukatına yönelik baskının arttığını anlatan Özen, "Yüzlerce kez ölüm tehdidi aldım. Avukatım Ömer Kara da tehdit aldı. Hatta iki avukatlık bürosu kundaklandı. Amaçları, işkence fotoğraflarının negatiflerini bulmak olmalı ki basına yansıyınca bir daha yapmadılar" diyerek devam ediyor: "Bir duruşmada dönemin İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı şahitlik yapıyor. Söylediği şu: 'Ben, o dönemde Sütlüce Emniyet Amiri'ydim. Anonslar dikkatimi çekmişti. Olayı öğrenmek için Beyoğlu'na gittim. Gittiğimde sağlamdı.' Bunun üzerine sinirlendim ve 'Yalan konuşuyorsun' dedim. Mahkeme başkanı beni dışarı çıkarttırdı. Dışarıda isimlerini bilmediğim sivil polisler 'Amirimizle nasıl konuşuyorsun?' diyerek saldırdılar. Kendimi korudum ama gözaltına alarak Beyoğlu Emniyet Amirliği'ne götürdüler. Burada da tehdit edildim."
Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (AİHK)'na, dava başlar başlamaz başvurduklarını belirten Dursun Özen, "AİHK'ya '91 yılında başvuru yapıldı. Avukat Semih Mutlu tarafından üç ay evvel bir dosya hazırlanarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne gönderildi" diyor. Bugün sonuncu duruşması yapılacak davada karar verilmesi bekleniyor. Duruşma Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde saat 10.00'da gerçekleştirilecek.
www.evrensel.net