Nijerya, petrol kölesi

Nijerya, petrol kölesi

Nijerya'daki petrol kartelleri sahip oldukları olumsuz imajdan kurtulabilmek için uğraşırken, geçtiğimiz hafta yayınlanan yeni bir rapor bu kartellerin ellerinin ne kadar kanlı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Nijerya, petrol kölesi
Afrika'nın en yoğun nüfuslu bölgesinde hemen her gün yeni petrol sızıntıları ve ordu ile siviller arasındaki çatışmalarla ilgili raporlar yayınlanırken, San Francisco merkezli Küresel Değişim ve Acil Eylem adlı örgütün ve Washington'daki bir savunma topluluğunun ortaklaşa hazırladıkları ve geçtiğimiz hafta yayınlanan "Oil for Nothing" (Bir Hiç Uğruna Petrol) adlı raporda, Nijer Deltası'nda faaliyette olan petrol şirketlerinin mahkemeye verilmesi gerektiği belirtildi.
BM İnsan Hakları Örgütü'nden dokuz kişilik bir heyet ve çevre örgütleri üyelerinin 1999 Eylülü'nde bölgeye yaptıkları ziyaretin sonucunda hazırlanan rapor, zararlı kirletici maddeler yaymakla suçlanan Kalifornia'daki Chevron rafinerisi önünde yapılan bir protesto gösterisi sırasında açıklandı. Rapor içinde bulunduğumuz hafta içinde kongre üyelerine dağıtılacak.
Rapor; Royal Dutch Shell, Mobil, Elf ve Agip'in etkilerini incelerken, Chevron'un icraatları ve ordu baskısı arasındaki bağlantılara da eğiliyor.
Raporda, "Bu petrol şirketleri, bir topluluğu diğerine karşı kışkırtarak huzursuzluğun artmasını sağlıyor, orduyla koyun koyuna çalışıp bölgeyi sarsan şiddetin tırmanmasında da katalizör görevi görüyor" dendi.
'Belalı nimet' petrol
Petrol, Nijerya ekonomisindeki tek önemli sektör ve ülke ihracatının yüzde 90'ını oluşturuyor. Nijer Deltası'nda gençler, petrol şirketleri ve devletten okullar, daha iyi yollar ve politik temsiliyet talep ederek batılı petrol tesislerine saldırmayı sürdürüyorlar.
Son 40 yıl içinde, petrolden milyarlarca dolar kâr edildi. Devlet her ne kadar petrol paylaşımında yüzde 55-60'lık bir paya sahip olsa ve her yıl milyarlarca dolar kazansa da yerel altyapı sistemi ve çevre içler acısı bir durumda. Raporda, şöyle deniyor: "Gittiğimiz her yerde çok net bir şekilde petrol endüstrisi kanunlarının ihlali olan bu durumdan son derece kötü şekilde etkilenmiş çaresiz halkla ve çevre katliamıyla karşılaştık."
Raporda; yüksek işsizlik düzeyi, tarımdaki sıkıntı, balıkçılıktaki gerileme, kirlenen su, ölmekte olan ormanlar ve yok olan doğal hayatın "bölgedeki kanın son damlasına kadar emildiği"ni gösterdiği belirtiliyor. Köylülerle yapılan röportajlara göre, çatlak ve aşınmış borular petrol işçileri tarafından ortaya çıkarılıyor, ancak tamir edilmiyorlar, şirketler de bu tip hasarların 'hiçbir kanıt olmasa da' sabotajlardan kaynaklandığını iddia ediyorlar. 1998'de çatlak bir borunun yol açtığı patlamanın tam 700 kurbanı olmuştu. Yağmur suyunun bile asidik ve zehirli olduğu belirtilen raporda, Shell ve Chevron şirketleri tüm sızıntıları 'uluslararası standartlara göre' temizleyene, bölge halkına talep edilen miktarda tazminat ödeyene ve ellerindeki ekipmanı modernize edene dek bu şirketlerin boykot edilmesi çağrısında bulunuldu. Raporda, söz konusu şirketlerin bölge halklarını kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçip, bu amaçla ordu ve politikacılarla kurdukları ilişkileri de kesmeleri gerektiği vurgulandı. Ayrıca bu şirketlerin petrol aramaları yaptıkları bölgelere temiz su ve elektrik sağlamaları gerektiği de belirtildi.
'Adalet' de kartellerden yana
Delegasyona katılan Küresel Değişim grubu yöneticilerinden Walter Turner yaptığı açıklamada, "Dünyanın çeşitli yerlerinde faaliyet gösteren Amerikan şirketlerinin bu çeşit kötülükle dolu, akıl almaz insanlık suçları işlemelerini kabullenemeyiz" dedi.
Turner, Chevron'un Nijerya ordusuyla ortaklığını derhal kesip, halkın kalkınmasına ve Nijer Deltası'ndaki çevre temizliği ve korunmasına katkıda bulunmasına destek olması gerektiğini belirtti.
Ohayolu Kongre Üyesi Dennis Kucinich, geçtiğimiz yıl Chevron hakkında edindiği bilgilerin ardından soruşturma başlatılması talebinde bulunmuş, ne var ki, Uluslararası İlişkiler Komitesi'nden hiçbir yanıt alamamış.
"Bir Hiç Uğruna Petrol" bolca petrol bulunan Nijer Deltası'ndaki petrol şirketlerinin olumsuz etkileri üzerine getirilmiş ilk eleştiri değil. Geçtiğimiz şubat ayında, İnsan Hakları Komisyonu, "Petrolün Bedeli" adı altında 202 sayfalık bir rapor hazırlamıştı.
1995 yılında İnsan Hakları eylemcisi Ken Saro-Wiwa ve Ogoni etnik azınlık grubundan sekiz kişi Shell'in yol açtığı doğa tahribatını protesto eden bir kampanya başlatmışlar ve bu nedenle dava edilip yargılanmışlardı.
Bu olayın ardından Nijerya'daki petrol şirketleri yoğun eleştiriler almışlardı. Shell'in bölgedeki insanlık dışı rejimleri desteklemekte olduğu, konuyla ilgili otoritelerin açıkça belirttikleri bir gerçek.
www.evrensel.net