Hizbullahçıya kalaşnikoflu koruma

Hizbullahçıya kalaşnikoflu koruma

1992 ve 1993 yıllarındaki PKK'nin saldırıları üzerine, Hizbullah'ın Diyarbakır sorumlusu Hacı Bayancık'ın işyerinin önünde bekleyen...

Hizbullahçıya kalaşnikoflu koruma
Serpil Kurtay
Devlet, Hizbullah'ı desteklemediği ve PKK'ye karşı kullanmadığı konusunda halkı ikna edememişken, hergün yeni iddialar ortaya atılıyor. Şimdi de Pendik'teki hücre evinde, eşinin gözaltına alınması üzerine adını sıkça duyduğumuz Hizbullah'ın Diyarbakır sorumlusu Hacı Bayancık'a, devletin resmi koruma verip vermediği tartışılıyor.
Hizbullah'la ilgili arşivler açıldıkça, Cumhurbaşkanı Süleymen Demirel'in "Devlet cinayet işlemez ve işletmez" sözlerinin, gerçeğin yakınına bile uğramadığı daha açık görülüyor. Eşinin gözaltına alınmasının ardından, basında adı geçmeye başlayan Hacı Bayancık, ayrıca Diyarbakır'daki faili meçhullerle de birlikte anılıyor. Birçok yurtsever ve devrimcinin ölüm talimatını veren Hizbullah Diyarbakır sorumlusu Bayancık'ın, bu nedenle PKK'nin ölüm listesinde de yer aldığı söyleniyor.
İşyerinin önündeki korumalar
Cumhuriyet gazetesi muhabiri Mehmet Faraç'ın haberine göre, PKK'liler Bayancık'a 1992 ve 1993 yılında iki kez saldırı düzenlemiş. Bayancık'ın işyerine 200 metre uzaklıktaki ve sık sık uğradığı kahvehaneye düzenlenen ilk saldırıda 2 kişi ölürken, Bayancık kurtulmuş. Bayancık, işyerine yapılan baskında da kurtulmayı başarmış. Bu iki saldırının ardından Bayancık'ın işyerinin önünde paltolarının altına kalaşnikof gizlenen iki koruma uzun süre beklemiş. "Bu korumaların resmi görevliler mi, Hizbullahçılar mı olduğu" o dönem bilinmediği gibi, bugün de netliğe kavuşmuş değil. Ancak, gerek Hizbullah militanlarının daha önce yaptığı ve gazetemizde yer alan açıklamaları, gerekse de kontra elemanlarının faaliyetleri, Bayancık'ın korumalarının resmiyetini tartışmayı gereksiz kılıyor.
Hizbullah-polis işbirliği
Hizbullah içerisinde yer alan Osman Danış isimli ajanın itirafları, 7 Mart 1992 tarihinde Yeni Ülke dergisinde, 22 Ocak 2000 tarihinde de gazetimizde yer almıştı. 1990 yılında Gercüş Jandarma Bölük Komutanı tarafından ajanlaştırılan ve üç ay Diyarbakır'da Özel Tim Merkezi'nde eğitim gören Danış, polisin eyleme giren kişilerin can güvenliğini sağladığını belirtiyordu. "Bugüne kadar kimsenin yakalanmamasının nedeninin bu" olduğunu söyleyen Danış, "Bizden biri öldüğünde polisler gelip başsağlığı diliyordu: 'Moralinizi bozmayın, bire on hesap soracağız' diyorlardı. Defalarca askerlerle köy baskınlarına gittik, köylülere işkence yaptık" diyordu.
İmamın marifetleri!
Çınar'ın Karabudak köyüne bağlı Gözenek mezrasında "imam" diye tanınan Mete Ubeddin (Aslan), sürekli dinin gereklerini yerine getirmek konusunda telkinlerde bulunan biri olarak biliniyordu. Fakat bir süre sonra Mazıdağı'nda yaşayan Hamit Dağtekin, Feyat Kaya, Abdurrahman Yaraç, Kazım Güler, Salih Özmen, Timur Sezici, Mehmet Atlı ve Süleyman Atlı isimli köylüler kısa aralıklarla öldürüldüler. Elinde telsiz ve silahla gezen "imam", bu tür ölümlerin ardından "teröristler öldürüldü" diye jandarma komutanlığına haber veriyordu. Gittiği her bölgede karışıklık yaratan "imam"ın bir diğer yöntemi ise, köylüleri PKK'li ve Hizbullahçı diye ikiyi ayırmasıydı. Hizbullahçı olmayan herkesi PKK'li diye öldüren ya da ihbar eden "İmam Ubeddin"in korumalığını da, civar köylerden gelen ve halk tarafından "Hizbi-kontracı" olduğu söylenen kişiler yapıyordu. Ve bu kişiler, hiçbir resmi engelle karşılaşmıyor, cinayetlerini rahatça işliyorlardı.
www.evrensel.net