'Kimsenin efendisi de

   kölesi de olmak istemiyoruz'

'Kimsenin efendisi de
     kölesi de olmak istemiyoruz'
Yusuf Karadaş / Elif Bali
Üretici köylülüğe açlık ve yoksulluk dayatan tarım politikalarına karşı Malatyalı üreticiler tepkilerini dile getiriyor. Malatyalı üreticilerin 29 Ocak'ta yapmayı planladığı 'Üretici Kurultayı', kurultayın yapılacağı salon için yapılan tüm başvuruların reddedilmesi ve yoğun kar yağışının köylerden katılımının engellenmesi dolayısıyla Malatya EMEP il binasında 'Üretici Köylü Toplantısı' biçiminde yapıldı. Toplantıda "Tarım Reformu" adı altında tarımda ithalatın serbest bırakılmasının, deslekleme alımlarının kaldırılmasının, tarım ürünlerine yapılacak zammın yüzde 10-14 sınırında tutulmasının, üreticiye verilen kredilerin faiz oranlarının yükseltilmesinin tarımın idam fermanı anlamına geldiği vurgulanarak, bu saldırılara karşı ortam mücadele amacıyla örgütlenilmesi gerektiği belirtildi.
Üretici Köylü Komitesi'nden Seydi Köroğlu ve Hasan Şahin'in yönettiği ve yaklaşık 100 üreticinin katıldığı toplantının açılış konuşmasını yapan EMEP İl Başkanı Nazif Bali, EMEP'in bugün tarımı can çekişme noktasına getiren politikalara karşı bir araya gelen üreticilerin her zaman yanında olacağını belirterek sözü üreticilere bıraktı.
Köylünün ölüm fermanı
Ülkede en örgütsüz, hiçbir sosyal güvenceye sahip olmayan kesiminin tarım kesimi olduğunu söyleyen Ali Seydi Köroğlu, yapılan toplantının bu duruma son verip üreticilerin kendilerine karşı yöneltilen saldırılara karşı ortak mücadelesini örgütlemek için düzenlediğini vurgulayarak, genel tarım politikası üzerine konuşmak üzere Üretici Komitesi'nden Mehmet Erdoğdu'yu kürsüye çağırdı. Mehmet Erdoğdu, IMF ve Dünya Bankası tarafından, "tarım reformu" adı altında tarımda ithalatın serbest bırakılması, deslekleme alımlarının kaldırılmasının dayatılması, enflasyonla mücadele adı altında ise tarım ürünlerine yapılacak zammın yüzde 10-14 sınırında tutulması, üreticiye verilen kredilerin faiz oranlarının yükseltilmesi gibi uygulamaların köylünün ölüm fermanını imzalamak anlamına geldiğini söyledi. Toprak reformunun bölgede hâlâ bir ihtiyaç olduğunu söyleyen Erdoğdu, bugüne kadar ürününe fiyat biçme konusunda söz sahibi olmayan üreticinin tarım borsası ile doğrudan tüccarın eline itilmek istendiğini dile getirdi.
'Kotaya karşıyız'
Toplantıda Doğanşehirli tütün ve pancar üreticileri adına söz alan Ali Barsan ise kota uygulamasını eleştirdi. "Biz tütün ve pancar üreticisiyiz, ama kota uygulaması ile bunu elimizden almaya çalışıyorlar" diyen Barsan, köylüleri ortak mücadeleye çağırdı. Barsan, "Ekmeğimiz için birlikte mücadele etmekten başka çıkar yolumuz yok" dedi. Tarımda kendi kendine yeten yedi dünya ülkesinden biri olan Türkiye'de GATT anlaşmasını imzalamasından sonra tarım alanlarının emperyalist talana açıldığını vurgulayan Barsan, "Gübreden tohuma, ilaca kadar çiftçinin tüm harcamalarının dolara endeksli olarak sürekli zamlanması üreticinin artık masraflarını dahi çıkaramaz hale gelmesine yol açtı. Biz köylüler kimsenin efendisi olmak istemiyoruz, kimsenin kölesi de olmak istemiyoruz" dedi.
Üreticiler tüccara itiliyor
Toplatıda kayısı üreticileri adına konuşan Behçet Kahraman ise, kayısı üreticilerinin sorunlarına çözüm bulmak ve kayısıya pazar yaratmak amacıyla kurulan Kayısı Birlik'in tüccar zihniyeti ile hareket ederek üreticilerin ürününü almadığını, dolayısıyla üreticileri tüccarın kucağına ittiğini belirtti. Birliğe bağlı 6 kooperatifin çalıştırılmadığını ve üye üreticilere destekleme kredisi vermediğini kaydenen Kahraman, üreticilerin sorunlarını çözmek için bir araya gelmesinden başka çıkar yolu olmadığını belirtti.
Hayvancılık da yok oluyor
Toplantıda hayvancılığın sorunları üzerine konuşan Hasan Şahin de uygulanan politikaların hayvancılığı yok olma aşamasına getirdiğini kaydetti. Akçadağ yöresinde 10 yıl önce 135 bini aşkın küçükbaş hayvan bulunduğunu hatırlatan Kahraman, devletin hayvan hastalıklarına karşı verdiği yardımı kaldırması, yayla yasağı koyması, Diyarbakır'da ordunun EBK yerine özel sektörde et alımı yapması gibi uygulamalarla hayvancılığı bitme noktasına getirdiğini belirtti. Bunun devletin tutumunun açık bir göstergesi olduğunu belirten Şahin, yem vb ihtiyaçların dolara endeksli olmasının, canlı hayvan ve et ithalatının yapılmasının, EBK'nın özelleştirilmesinin bunun göstergesi olduğunu belirtti. Toplantıda söz alan Tütün Üreticileri Dayanışma Derneği Başkanı Ali Ergün, köylülerin bugüne kadar Alevi-Sünni, Türk-Kürt diye bölünmeye çalışıldığını belirterek, "Artık halimiz ortada, her şeyden önce ekmeğimiz için birleşmeliyiz" dedi. "Herkes kendi ekmeğinin siyasetçisi olmalıdır" diyen Ergün, bugün ülkede TÜSİAD gibi sermaye kuruluşlarının kendi aleyhlerine olan en ufak bir uygulamaya dahi tepki gösterdiğini, üreticilerin kendileri için ölüm fermanı anlamına gelen uygulamalara sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Engin, konuşmasını, "Bu ülkede bu topraklar bizimdir ve toprağımıza, alın terimize sahip çıkacağız" sözleriyle bitirdi.
www.evrensel.net