Fotoğraf: AA

İşkence ve tecavüz davasında

   polis terörü

İşkence ve tecavüz davasında polis terörü
İşçinin Yolu gazetesi eski Yazıişleri Müdürü Asiye Güzel Zeybek'e, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde işkence ve tecavüz eden polisler hakkında açılan davanın dünkü duruşmasında, terör estiren polisler beş kişiyi döverek gözaltına aldı.
Dün sabah saatlerinden itibaren İstanbul Adliyesi çevresini abluka altına alan polis, kitle örgütü temsilcilerini ve gazetecileri duruşmanın yapılacağı 7. Ağır Ceza Mahkemesi salonunun önüne yaklaştırmadı.
Başka bir davadan tutuklu bulunan müştekilerden Gönül Karagöz ve Arif Çelebi'nin jandarmalarca getirilmesi sırasında, "İşkencecilerden hesap sorduk, soracağız", "Baskılar bizi yıldıramaz", "Halkız, haklıyız, kazanacağız", "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek" şeklinde sloganlar atıldı. Bu sırada duruşmayı izlemek isteyenlerin üzerine saldıran polis, Emekçi Kadınlar Birliği (EKB) çalışanları Hülya İmak ve Nahide Kılıç, Demokratik Mücadele Platformu çalışanı Bilgi Tağaç, MÜDER üyesi Kıvanç Aydınlar ile ismini öğrenemediğimiz bir kişiyi döverek gözaltına aldı. Saldırı sırasında gazetecilere de yumruk atan ve küfürlerle iterek çekim yapmalarını engelleyen polis timleri, yoğun tepki topladı. Gözaltına alınanların, polis minibüsüne zorla sokulmalarının ardından polisin dövmeye devam etmesi nedeniyle bayıldıkları görüldü. Gözaltına alınanlar, Kumkapı Karakolu'na götürülürken, yazılı açıklama yapan Marmara Üniversitesi Öğrenci Derneği ve EKB, gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılmasını istedi.
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün görülen duruşmaya tutuksuz sanıklar Başkomiser Bayram Kartal, komiserler Yusuf Öz ve Sedat Selim Ay ile polisler Erdoğan Oğuz, Zülfikar Özdemir, Necip Tükenmez, Şaban Toz ve Bülent Duramanoğlu katılmadı. Duruşmada, İstanbul DGM'de başka bir davadan tutuklu olarak yargılanan müştekilerden Ferhat Akça, Erdoğan Yılmaz, Arif Çelebi ve Gönül Karagöz hazır bulundu. Polis ablukası altında sürdürülen duruşmada, istenen bazı belgelerin getirtilmesi için yazılan yazılara cevap gelmediği belirtildi.
Sanıklar tutuklanmadı
Duruşmada söz alan müşteki avukatı Ercan Kanar, Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler İşkenceyi Önleme Sözleşmesi gereğince sanıkların tutuklanmalarını ve cezalandırılmalarını talep etti. Tutuklama istemini reddeden mahkeme heyeti, dava dosyasındaki eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı 5 Nisan 2000 tarihine erteledi. Duruşma sonrası salondan çıkan müşteki yakınları, polis kordonu altında adliye binasından tramvay durağına kadar götürüldü. Bu sırada adliye binasından çıkmak isteyen basın mensupları da, polislerce çevreleri sarılarak engellendi.
Süleyman Yeter de müşteki
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, sanık Başkomiser Bayram Kartal, komiserler Yusuf Öz ve Sedat Selim Ay ve diğer polisler hakkında "işkence yapmak" suçundan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep ediliyor. İşkence edilerek öldürülen sendikacı Süleyman Yeter de, davanın müştekileri arasında bulunuyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Demokrasi emekçilerin
     mücadelesiyle gelecek
Ankara Sağlık Platformu tarafından düzenlenen "Avrupa Birliği (AB) Sürecinde Türkiye-IMF Politikaları" konulu panele katılan konuşmacılar, AB'nin bir sermaye birliği olduğunu vurgulayarak, Türkiye'ye demokratik hak ve özgürlüklerin, Türkiye emekçilerinin vereceği mücadele ile geleceğini söylediler. TMMOB Genel Başkanı Yavuz Önen'in yönettiği ve önceki gün gerçekleştirilen panele, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Korkut Boratav, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Nesrin Alpaslan, MAI Küreselleşme Karşıtı Platformu Sözcüsü Gaye Yılmaz ve Denetmenler Derneği Başkanı Ahmet Erol katıldı. Boratav, hükümetin IMF'ye verdiği niyet mektubunda, Meclis'in, çeşitli bakanlıkların karar yetkisine giren konu ve alanlarda ayrıntılı taahhütlerde bulunduğunu söyledi. Boratav, niyet mektubunda, Telekom yasasının hangi tarihte Meclis'ten geçirileceği, özelleştirme takvimi ve tarihleri gibi ayrıntıların yer aldığına işaret etti.
Program emek aleyhtarı
Boratav, hükümetin uyguladığı politikayı şu şekilde anlattı: "Nominal döviz kurunu dondurarak ya da enflasyonun çok altında tutarak fiyat artışlarını frenleme dolayısıyla enflasyonu indirme politikasıdır. Bu programlar genellikle enflasyonu düşürmüştür ancak neyin pahasına? Er veya geç ulusal ekonomiyi bir finansal krizin eşiğine getirecek bıçak sırtı bir dengededir. Enflasyon aşağıya çekilecek fakat belirsiz bir gelecekte finansal bir krize sürüklenebilecektir. Bu politikalar, çok güçlü bir mali kemer sıkma ve gelirler politikası ile desteklenmezse başarı şansı zayıftır. Gelirler politikası dediğimizde ücret, kâr, faiz, kira ve üretici gelirleri vardır. Bu programın gerçek anlamda gelirleri kontrol etmek niyeti olsaydı beş gelir türünün hepsine dönük frenleme öğeleri içermesi gerekirdi. Program bunu sadece ücret ve kira için yapıyor. Kiralarla ilgili kısıtlamayı uygulayamayacaktır ama esas olarak kısıtlamayı ücret gelirine koyuyor. Türkiye ekonomisinin ve kamu dengesizliğinin asıl nedeni olan faizlerle ilgili hiçbir gelir politikası yok."
Faşizmin beşiği
Türkiye'nin demokrasi dinamiğinden ümidini kesen kesimlerin AB'nin demokrasiyi getirmesini özlediklerini belirten Boratav, AB'nin demokrasiyi getirdiği ve genişlettiği bir ülke tanımadığını söyledi. Boratav, "Avrupa, demokrasinin beşiği olduğu gibi faşizmin de beşiğidir. Türkiye'de verilecek mücadele ile demokrasi gelecektir" dedi.
Gaye Yılmaz, tekelleşmenin yoğunlaştığını söyleyerek, Avrupa Birliği de başta olmak üzere Dünya Ticaret Örgütü, OECD gibi örgütlerin sermayenin gizli toplantıları sonucu kurulduğunu anlattı. 24 Ocak kararlarının sadece Türkiye'de değil tüm dünyada sermayenin programı olarak hayata geçirildiğini belirten Yılmaz, Uruguay Raund'unda tarımsal desteklemelerin ve hizmet ticaretinin de GATT'ın kapsamına alınması ile, kamunun elinde olan hizmetlerin özelleştirilmesine başlandığını hatırlattı. Yılmaz, AB'ye adaylığın kabul edilmesinin kedisini sevindirmediğini söyleyerek, "Ekonomik tam bağımlılık dışında AB'ye üyeliğin hiçbir şey getirmeyeceğini gördüm. AB sermayenin çıkarlarını savunan bir birlik, emekçilerin değil" dedi.
www.evrensel.net