Hodri meydan!

Hodri meydan!

Demirel, Hizbullah-devlet ilişkisini ima edenlere, "İşte Türk kamuoyu ve işte Türkiye'nin savcıları, buyursun koysunlar orta yere. Hodri meydan" dedi.

Hodri meydan!
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, devletin resmi televizyonunda yaptığı konuşmada, "Bu ülkenin askeri, cinayet işleyen hiçbir kurumu himaye etmemiştir. Bu iddiayı ben yapıyorum" deyip, aksi bilgisi olanlara "Hodri meydan" çağrısı yaptı. "İşte Türk kamuoyu ve işte Türkiye'nin savcıları, buyursun koysunlar orta yere" diyen Cumhurbaşkanı Demirel, bugüne kadar ortaya konan tüm kanıt ve bilgileri de yok saydı.
Cumhurbaşkanı Demirel, "Acaba devlet, bu örgütü kullandı mı?" şeklinde bir tartışma yürüdüğünü belirterek, "Bunlara destek verdi mi, gibi beyanlar da açığa çıkarılmıştır. Açık veya kapalı yapılan bu beyanlar, açıkçası incitici olmuştur" dedi. İtham edilenin devlet olduğunu, devletin güvenlik kuvvetleri, polisi, jandarması, askeri ve onların başındaki komutanları, valileri, kaymakamları, devleti temsil eden bütün unsurları olduğunu söyleyen Demirel, "Çünkü eğer insanlar kendi devletlerini, kanunların dışına çıkıp cinayet işletiyor veya cinayet işliyor gibi bir şüpheye düşerlerse, o zaman devlet iflas eder" dedi.
Oysa, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın hazırladığı ve "devlet sırrı" olduğu için gizlenen 11 sayfada yer alsa da, konumu gereği Demirel'in okumuş olması gereken Susurluk Raporu'nda Behçet Cantürk'ün öldürülmesine ilişkin olarak şöyle deniyordu: "Öldürme emrini kim vermiştir? Bu yetki kim tarafından kullanılabilir? Ve hangi ahvalde kullanılabilir? Kim kime karşı sorumludur? Sistem nasıl çalışmalı, sorumluluk nasıl paylaşılmalıdır? Hukuk devletinde bu suallerin yeri olmaz; itirazı da kanaatimizce geçerli değildir ve realiteye uygun düşmez. Bu uygulama tüm dünya ülkelerinde olduğuna göre biz de de olacaktır. Ama hukuk devleti kuralları içinde bu tip kararlar alınacak ve devlet ciddiyeti içinde uygulanacaktır."
İması vahim, ya gerçeği!
"Münferit meseleleri tartışmanın yanıltıcı olduğunu" savunan Demirel, şöyle devam etti: "Kim olursa olsun, meseleye nereden girerse girsin; devleti, devletin güvenlik güçlerini ima ederek, bu Hizbullah'ın korunduğu iddiasını ortaya koymuyorsa hiç mesele yok. Ama Hizbullah, Hizbullah'ın işlediği cinayetler, Hizbullah'ın sebep olduğu vahşet ayrı bir olay, ama onun üzerine devletin varmadığını ima etmesi, onun himaye edilmiş olması, hatta destek görmüş olması, bu himaye ve desteğin devletin güvenlik güçleri tarafından gösterilmiş olması, bu güvenlik güçlerinin içine devletin askerinin de, polisinin de dahil edilmesi gibi bir ima veya böyle bir iddia... Vahim olan budur."
Demirel'in imasını bile "vahim" olarak nitelendirdiği gerçeği, TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu üyelerine konuşan Batman Emniyet Müdürü Öztürk Şimşek dile getirmişti. "Ne yazık ki, Hizbullah örgütü mensupları bir dönem askerlerden yardım gördüler" diyen Şimşek, araştırmaları sonucunda, Batman'daki bazı askeri birliklerde Hizbullah militanlarına silahlı eğitim yaptırıldığını, lojistik destek verildiğini söylemişti.
MİT eski Müsteşarı Orgeneral Teoman Koman ise, şöyle anlatıyordu, Hizbullah'a yaklaşımını: "Hangi Hizbullah? Bir İran'daki Hizbullah vardır. Bir de PKK'nın baskınlarına karşı kendini koruyan masum vatandaşların kurduğu bir düzen."
'Devlet cinayet işlemez!'
Hizbullah devlet bağlantısı iddiaları üzerine, televizyonlara çıkıp "Devlet cinayet işlemez, cinayet de işletmez" dediğini hatırlatan Demirel, "Benim bu söylediklerime kimse dudak bükmemeli, burun kıvırmamalıdır. Ben devletin başıyım. Eğer devletin cinayet işlediği, işlettiği hakkında şüphesi olan varsa, bu açık bir rejim, açık rejimde neyin üstü örtülebilir? Hiçbir şeyin üstü örtülemez. Bunun parlamentosu, basını, savcısı, mahkemesi var. Yani bunların hepsi sağır mı?" dedi.
Gazetelerin yıllarca bu gerçeği yazdıklarını ve bu nedenle adli kovuşturmaya maruz kaldıklarını bir kenara bırakırsak, "bu şüpheyi taşıyan"lardan biri Binbaşı Cem Ersever, Gazeteci Soner Yalçın'a yaptığı açıklamalarda, Hizbullah ile bağlantının PKK itirafçıları Adem Yakın ile Aladdin Kanat tarafından sağlandığını söylemişti. Ersever, güvenlik kuvvetlerinin Hizbullah'ı koruyup güçlendirildiklerini kaydederek, Hizbullah tetikçilerinin çoğunun itirafçı olduklarını ifade etmişti. Ve Ersever, 4 Kasım 1993'te Ankara Elmadağ'da boş bir arazide, elleri arkadan bağlanmak ve kafasına iki kurşun sıkılmak sureti ile öldürüldü.
Gecikmiş hodri meydan!
Devletin güvenlik güçleri de dahil olmak üzere hiç kimsenin "cinayet işleme imtiyazına" sahip olmadığını vurgulayan Demirel, "Devletin güvenlik güçleri olsun, başka güçler olsun, hangi sebeple olursa olsun, cinayet işleme, birisini öldürme gibi birtakım olaylara tevessül edemezler. Böyle bir devlet olmaz. Türkiye Cumhuriyeti devletine böyle şeyleri izafe etmek, bühtandır, iftiradır" dedi. "Askerlerin ne kadar kahraman olduğunu" anlatan Demirel, şöyle devam etti: "Geçen 10-15 senede bu görev kahramanca yapılmasaydı, Türkiye'nin hali bugün çok daha kötü olurdu. Bu hizmetler yapılmıştır. Bu hizmetleri yaparken, ülkenin askeri, cinayet işleyen hiçbir kurumu himaye etmemiştir. Bu iddiayı ben yapıyorum. Eğer benim dediğimin aksine bir bilgisi olan varsa, işte Türkiye'nin parlamentosu, çıkıp orada koysunlar meseleyi. İşte parlamento. İşte Türk kamuoyu ve işte Türkiye'nin savcıları, buyursun koysunlar orta yere. Ama böyle yarım ağızla, birtakım ithamlar yazarak... Neye dayanırlarsa dayansınlar, hangi şeye dayanırlarsa dayansınlar; herkese hodri meydan diyorum. Bu benim görevim."
Demirel'in "Hodri meydan" çağrısına karşılık, 24 Ağustos 1992 yılında, Demirel Başbakanlık makamını işgal ederken, "devlet aleyhine hiç de artniyetli düşünmeyen bir gazete", Zaman gazetesinde adını açıklamayan bir MİT yetkilisinin şu açıklaması yayınlanmıştı: "Koruculuk sisteminden umduğunu bulamayanlar, bölge halkının manevi hissiyatını da göz önüne alarak yeni bir örgüt kurulmasına karar verdiler. Önce istihbarat içinde Kürtçe bilenler seçildi. Bunlar bir süre dini konularda eğitilerek küçük bir grup oluşturuldu ve halkın dini hassasiyetinin olduğu yerlere gönderildi. Bu grup belirli bir süre fikirlerini empoze ettikten sonra halkın arasından bir lider seçip, kendileri tamamen aradan çekildiler."
Yapılan bazı resmi açıklamalara da devletin Hizbullah'a yaklaşımı açıkça yansıdı. 15 Şubat 1993 tarihinde Show TV'de yayınlanan 32. Gün programında dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, Birand'ın sorularını yanıtlarken, "Hizbullah'ın PKK'ye karşı örgütlendiğini" söyledi. Batman Valisi Zeki Şanal da bakanın açıklamalarını yineledi. "Bölgedeki radikal İslamcıların PKK'ye tepki olarak doğduğunu" söyledi. (Cumhuriyet 22 Şubat 1993) Dönemin OHAL Bölge Valisi Ünal Erkan, Milliyet gazetesinden Özcan Ercan'ın sorularına verdiği ve gazetenin 17 Şubat 1993 tarihli sayısında yayınlanan yanıtlarda, "PKK çökertilmedikçe Hizbullah tipi 'militan' örgütleri çözmeye niyetleri olmadığını" ima ediyordu.
O zaman başbakan kimdi?
"Askeri, nefis müdafaası içinde bırakmayın" uyarısını yineleyen Demirel, "Bugünkü Meclis'te, geçen 10 sene içinde iktidar olmamış parti bulunmadığına da işaret ederek, "Bu hadiseler yeni başlamış değil, hep olagelmiş. Adama sorarlar, siz farkında değil miydiniz diye. Madem bu işler oluyormuş, siz farkında değil miydiniz, hangi dönemde asker bunlara destek olmuş, o zaman siz neredeydiniz, denir" diye konuştu.
Ancak, Demirel, bu ülkenin son 35 yılına olduğu kadar, son 10 yılına da damgasını vurduğunu unutmuş gibiydi. Hizbullah'ın ortaya çıkarılıp büyütüldüğü ve kanlı cinayetlerini en fazla işlediği 1991- 1993 yılları arası Demirel "başbakan" sıfatıyla hükümetin başındaydı. Bugün, "Herkes eğri otursun doğru konuşssun. Herkese birden sesleniyorum. Benim pozisyonum, şununla bununla polemiğe girmeye müsait değil" diyen Demirel'in pozisyonu da, o zaman hem polemiğe hem de gerekli soruşturmayı yapmaya müsaitti.
Dün dündür, bugün bugündür!
Demirel, dünkü açıklamasında, "Ben diyorum ki, hiç kimse, bu ülkenin güvenlik kuvvetleri, bu cinayet şebekesini himaye ediyor diye ithamda bulunamaz" dedi, tıpkı 12 Eylül öncesi "Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz" dediği gibi. Demirel, 12 Eylül öncesi ülkücüleri kastederek, "İti ite kırdırıyorum" dediğini unutmuş olacak, devletin "paramiliter veya milis kuvveti" kuramayacağını, bunu yapan devletin devlet olmaktan çıkacağını da söyledi.
www.evrensel.net