Emekçilerden

Emekçilerden 'Davos ruhu'na öfke

Davos'taki polis ve asker kuşatmasını aşan işçiler, emekçiler ve gençler, Dünya Ekonomik Forumu'nu protesto etti.

Emekçilerden 'Davos ruhu'na öfke
Ercan Koç
Günlerdir yoğun güvenlik önemlerinin alındığı Davos'ta bütün zorluklara ve gösteri yapma yasağına rağmen değişik ülkelerden gelen işçi ve emekçi örgütlerinin temsilcilerinin katıldığı protesto gösterisi, önceki gün gerçekleştirildi. Dünya Ekonomik Forumu (WEF)'na katılmak için birkaç saatliğine Davos'a uğrayarak "Davos ruhunu" kutlamak isteyen Clinton'ın, kongre salonunda 3000 kişinin karşısında konuşmaya başlamasından kısa bir süre sonra, farklı yönlerden gelerek birleşen 1500'e yakın gösterici, Clinton'ın konuşma yaptığı salona doğru yürüyüşe geçti. Kongre salonunu basmak isteyen göstericiler, zırhlı araçlar ve yoğun polis saldırısı ile durdurabildi. Ayrıca Clinton'ın geçici olarak birkaç saatliğine kalmak istediği Belvedere Oteli de çembere alındı.
Katillerin buluşması
Emekçiler, Davos sokaklarında "Katillerin buluşması WEF" ve "WEF'e karşı mücadeleye" pankartları açarak slogan attılar. Polisin saldırısından sonra çok sayıda gösterici yaralanırken, iki kişi de gözaltına alındı. Polisin havaya ateş açması, göstericilerin üzerine tazyikli su sıkması ve gözyaşartıcı mermiler kullanması, İsviçre demokrasisinin gerçek yüzünü de sergiliyordu. Saldırıyla birlikte çıkan çatışmada çok sayıda işyerinin camı kırılırken, göstericiler içindeki bir grup, McDonald's lokantasını da tahrip etti.
Bove de oradaydı
Eyleme katılanlar arasında, Seattle'da Dünya Ticaret Örgütü (WTO)'ne karşı mücadelede öne çıkan Fransız köylü önderi Jose Bove de bulunuyordu. Göstericiler, Seattle'ı hatırlatırcasına "Size hiçbir ülkede rahat yok" solganları atarak WEF'i düzenleyen emperyalist tekelleri protesto ettiler. Emekçi örgütlerini temsilen yürüyüşe katılan temsilciler, yaptıkları konuşmalarda, WEF'in demokratik olmadığını, işçi hakları, çevre ve insan hakları konularında ağırlaşan problemleri çözmek yerine azami kâr etmek amacıyla burada bulunduklarını vurguladılar.
İsviçre polisi, gösteriye katılımı önlemek amacıyla, Davos'a giden bütün yolları perşembe gününden itibaren tutmuştu. Küçük kasabaya girmek isteyen tüm araçlar durdurularak aranırken, "içeri" girebilen 1500'e yakın emekçi, saatlerce süren eylemleriyle emperyalistleri protesto ettiler.
Bu arada, iki paraşütçü, Davos merkezine havadan iniş yaptılar. Perşembe günü ise Davos'un dev kayak pistinde karların üzerine "WTO'ya hayır" sloganı yazıldı.
Polis saldırısının ardından bir açıklama yapan kitle örgütü temsilcileri, Davos yöneticileri ve polisin amaçlarına ulaştığını ve antidemokratik yöntemlerle, Davos'un ikinci bir Seattle olmasına izin vermediklerini dile getirdi. Yerel hükümet bakanı Peter Aliesch ve polis şefi Markus Reinhardt, akşam saatlerinde basına yaptıkları açıklamada "Davos ruhunun korunduğunu" söylediler.
WEF'e eleştiri
Yürüyüş ve sonrasında Forum'un kurucusu Klaus Schwab'ın bazı NGO'lara (hükümet dışı kuruluş) "tartışmalara katılma" çağrısı yapması ise, kitle örgütleri arasında bölünme yarattı. "Üçüncü Dünya Bağlantısı" adlı örgütün temsilcisi Vidana Shira, WEF'e katılmak isteyen bazı çevre örgütlerine sert tepki gösterdi. Shiara "Kapalı kapılar arkasında alınacak ekonomik ve siyasal kararlara bir etkilerinin olmayacağını, alınan kararların büyük tekellerin ve emperyalist ülkelerin çıkarına hizmet edeceğini" vurgulayarak, "Onların kafasına bir şey sokamayız, çünkü onların kafaları dolar ile doldurulmuş" dedi. Ekvador'dan gelen başka bir emekçi ise, WEF'te yürütülen Internet ve "bilgi toplumu" tartışmalarını eleştirerek "Dünya nüfusunun yüzde 97'si Internet bağlantısına sahip bile değil. Bundan önce; işçi hakları, tarım, çevre ve işsizlik sorunları tartışılmalı" dedi.
Ilısu Barajı görüşmeleri
Bu arada, Başbakan Bülent Ecevit'in Davos'ta bulunmasını eleştiren Bern Deklarasyonu adlı inisiyatif, Ecevit'in burada Ilısu Baraji için Sulzer Hydro ve ABB tekelleri yöneticileri ile görüşeceğini, barajın yapımı için kredi garantisi sağlayan UBS bankasına da tavizler vereceğini kaydetti. Bern Deklarasyonu, tarihi Hasankeyf şehrini sular altında bıracak olan anlaşmanın onbinlerce Kürt'ü yerinden yurdundan edeceğini ifade ederek Ilısu Barajı'nın yapımından kesinlikle vazgeçilmesini istedi. Deklarasyon, barajın ayrıca, Irak ve Suriye halklarına karşı şantaj malzemesi olarak kullanılacağını kaydetti.
www.evrensel.net