Deniz fenerlerinin isim babası:

Deniz fenerlerinin isim babası:

   İskenderiye Feneri

Deniz fenerlerinin isim babası:
   İskenderiye Feneri
Dünyanın yedi harikası arasında insanlara pratik faydaları olan tek eser İskenderiye Feneri'dir. İlk deniz feneri olarak bilinen bu mimari harikası, zorlu havalarda denizcilerin Mısır'ın en önemli limanı olan İskenderiye'ye ulaşmasını sağlar. Fener o dönemde mimarlar için farklı bir anlam taşıyordu: Boyu 117 metre olan İskenderiye Feneri, insanoğlunun inşa ettiği en yüksek yapıydı. Bilim adamları ise daha çok fenerin "mistik" ayna sistemiyle ilgilendiler. Bu sistem sayesinde fener 50 km uzaktan görülebilirdi.
Pharos Adası
Büyük İskender'in ölümünden kısa bir süre sonra, komutanlarından Ptolemy Soter Mısır'ı ele geçirir. İskenderiye kentini kurarak, burayı ülkenin başkenti ilan eder. Kentin limanının açıklarında küçük bir ada bulunmaktadır: Pharos Adası.
Efsaneye göre, adanın ismi Pharaoh'nun Adası'ndan gelmektedir. Ada, bir bentle karaya bağlanmıştır, bu da kent için "Heptastadion" denen ikinci bir liman oluşturur. Deniz koşulları, fenerin yapılmasını zorunlu kıldı.
Pharos Adası'nın üzerine bir fener inşa etme fikri, MÖ 290 yılında Ptolemy Soter'e aittir. Ancak Soter'in ömrü fenerin yapımının tamamlanmasını görmeye yetmez, fener oğlu Ptolemy Philadelphus döneminde tamamlanır. Eserin mimarı Öklid'in çağdaşlarından Sostratus'tur, ancak fenerle ilgili karmaşık hesaplar, dönemin en büyük bilgi merkezi olan İskenderiye Kütüphanesi'nde yapılmıştır. Eser, Kurtarıcı Tanrı olarak nitelenen Ptolemy Soter ve karısı Berenice'e adanmıştır. Yüzyıllar boyunca fener, gece yakılan büyük ateş, gündüzleri ise güneş ışınlarının yansıtılması yardımıyla denizcilere yol gösterdi. Roma paralarının üzerine fenerin motifleri basıldı.
Yerine kale kuruldu
Araplar Mısır'ı ele geçirdiklerinde İskenderiye'ye hayran kaldılar. Fakat yeni istilacılar Akdeniz ticareti ile bir bağları bulunmadığından başkenti Kahire'ye taşıdılar. Yanlışlıkla indirdikleri aynayı ise bir daha asla yerine koymadılar. MS 956 yılında meydana gelen büyük depremde fener küçük hasarlar gördü. 1303 ve 1323 yıllarında gerçekleşen iki büyük depremin yarattığı hasar daha büyük oldu. 1349'da fereri ziyarete giden Arap seyyah İbn Battuta, yıkıntıların içine giremedi.
Fenerin ömrüne son noktayı koyanlar ise Memlükler oldu. 1480 yılında Sultan Kayıtbay, İskenderiye'yi savunabilmek amacıyla fenerin bulunduğu yere bir kale inşa ettirdi. İskenderiye Kalesi bugün hâlâ yerinde duruyor. Kalenin yapımında fenerden düşen kayalar ve mermerler kullanıldı.
Gökdelen büyüklüğünde
Dünyanın yedi harikası diye bilinen eserler arasında hakkında en çok bilgiye ulaşılabilen İskenderiye Feneri'dir. Strabo ve Pliny'nin notlarında "kule" ismiyle yer alan eserin nadide mermerlerle kaplı olduğunu yazar. Efsaneye göre, güneş ışınlarını kilometrelerce öteye taşıyan ayna, düşman gemilerinin yakılmasında da kullanılırdı.
1166 yılında bir başka Arap seyyah Ebu-Haggag feneri ziyaret eder. Ebu-Haggag'ın bugüne dek uzanan yazıları, bize fenerin biçimi hakkında detaylı bilgiler veriyor. Fener üç kademeden oluşurdu. En altta bulunan silindirik yapı 55.9 metre yüksekliğindeydi; ortadaki sekizgenin kenar uzunluğu 18.30 metre, yüksekliği ise 27.45 metredir; üçüncü kısmın yüksekliği 7.30 metredir. Fenerin toplam yüksekliği 40 katlı bir gökdelene denktir. Antik dönemde yapının en üstünde bir de Poseidon heykeli bulunduğu söylenir. Başka bir söylenceye göre ise, fenerin tepesindeki heykel, Güneş Tanrısı Helios'u simgeler. Hatırlayacaksınız, Rodos Heykeli de Helios'u temsilen inşa edilmişti.
İskenderiye Feneri, tüm Akdeniz'de bir model olarak kullanılmış ve daha sonra çok sayıda deniz feneri inşa edilmiştir. Dilbilim açısından da fenerin önemli bir yeri vardır. Fenerin üzerine kurulduğu adanın ismi olan Pharos; Fransızca, İtalyanca, İspanyolca vb. dillerdeki sözlüklerde 'deniz feneri' kelimesinin karşılığı olarak yer alır.
www.evrensel.net