Mahalleli direnişin yanında

Mahalleli direnişin yanında

Form Mukavva işçileri, sendikalı ve insan onuruna yakışır bir şekilde çalışma talebiyle başladıkları mücadelede 55 günü geride bıraktı.Form Mukavva işçilerinin bir bölümü Torbalı’nın Ayrancılar Beldesinde Fevzi Çakmak ve İhlas Mahallelerinde oturuyor. Torbalı ve Ayrancılar, son yıllarda bölgede peşpe

Emine Uyar / Alper Toraner

Form Mukavva işçilerinin bir bölümü Torbalı’nın Ayrancılar Beldesinde Fevzi Çakmak ve İhlas Mahallelerinde oturuyor. Torbalı ve Ayrancılar, son yıllarda bölgede peşpeşe açılan çok sayıda fabrika dolayısı ile çevre illerden işçi akınına uğrayan yerleşim yerleri. Form Mukavva işçilerinin bir bölümü de Balıkesir’den gelip Ayrancılar’a yerleşmiş. Bölgede toprak sahibi olanlar belli bir seviyeye gelmiş, ama geri kalanlar fabrikalarda işçilik yapıyor ve aşağı yukarı bütün fabrikalarda aynı koşullar hâkim. Alınan ücret hiçbir şeye yetmiyor, insanca davranılmıyor, geleceğe dair umut yok.

AYRANCILAR’DA BİR İLK

Form Mukavva işçileri sendikalı olarak bu durumu değiştirmeye çalışıyor. İşçilerin yaşadığı mahalleye evlerine, komşularına gidiyoruz. Çoğu birbirine yakın oturuyor ve sendikalı olmadan önce de ilişkileri iyi olduğu için 3 günde örgütlüyorlar fabrikayı.

Bölgede ilk kez sendikal bir direniş yaşanıyor. İzmir’e 30 kilometre mesafedeki Ayrancılar’da tarımsal üretim ve fabrika işçiliği iç içe.

Form Mukavva önünde yapılan eylemlere işçilerin, komşularının, ev sahiplerinin gelmesi dikkatimizi çekmişti. Mahallede görüştüğümüz herkes, sendikalı çalışmanın iyi bir şey olduğunu ve işçilerin sendikalı olarak işlerine dönmesini istediklerini belirtiyor.

İşçilerin eşleri ile görüşüyoruz önce. Biraz sıkılgan ve eşlerinin işsiz olmasından kaynaklı gelecekten endişeli görünüyorlar. Ama eşlerinin verdiği mücadelenin sonuna kadar arkasında olduklarını da vurguluyorlar.

Valide Koç, eşi Adem Koç’un hakkını aradığını ve sonuna kadar devam etmesini istediğini belirtiyor. Koç, “Eve geldiğinde çok yorgun oluyordu. Az mal çıkardığı zaman fırça atıyorlarmış. Çay içmeye zamanı olmuyordu. Yemeğini yiyemeden uyuyup kaldığı zamanlar oluyordu” diyor. Adem Koç, 2009 yılında makinede çalışırken koruma olmadığı için elini makineye kaptırmış. Ameliyat olan Koç, 4 ay rapor almış ama raporlu olduğu dönemde işyerinde kimse arayıp sormamış.

Koç, evde olduğu süreçte çocuklarına bakmış ve eşinin domates toplama işinden kazandığı 15 lirayı yol parası yaparak hastaneye gidip gelmiş. “Beş yıldır ekmek yiyordum şikâyetçi olmayayım dedim ama şimdi bizi sendikalı olduğumuz için çıkardılar. Ben de tazminat davası açtım” diyor.  Koç’un ev sahibi, Ahmet Emir, “Benim eşim fabrika önüne desteğe gidiyor. Sendikalı olmaları tabii ki iyi. En azından iş güvenceleri ve sosyal hakları olacak. Patronun bu işten büyük bir zarar göreceğini sanmıyorum. Arkadaşların bu mücadeleyi bırakmamalarını isterim” diyor.

Özcan Demir, Adem’le komşu. O da ekmek davası için Balıkesir’den gelenlerden. 5.5 aylık hamile olan eşi Kadriye, “Patronun sendikayı kabul etmesini ve eşlerimizin geri alınmasını istiyoruz” diyor. Özcan Demir, fabrikada çalışırken, acil durumlarda bile izin verilmediğini, sürekli stres altında çalıştıklarını, amirlerin insanca muamele yapmadığını anlatarak, “Komşularımız da maddi manevi desteklerini sunuyorlar” diyor. Demir, örgütlenme olmadığı sürece bütün işyerlerinin aynı olduğuna dikkat çekiyor.

‘FABRİKA BÜYÜDÜKÇE DÜZENİMİZ BOZULDU’

İşçilerin evlerine giderken, salça çıkararak, kışa hazırlık yapan Raziye Akarçay’a rastlıyoruz. “Hepsinin de arkasındayız” diyor Akarçay.  9.5 yıllık Form Mukavva işçisi Yasin Gülcan kucağında 6 aylık kızı Hilalnur, “Fabrika büyüdükçe bizim düzenimiz bozuldu. İnsana saygı kalmadı. Huzurlu olmadığımız için sendikalı olduk” diyor. Yasaların düzeltilmesi gerektiğini söylüyor, “Sendika yetkiyi almışsa patron mahkemeye başvurmamalı. Direk sendikanın masaya oturması lazım” diyor. Zeynep Gülcan, bebeklerine gerekli besinleri alamadıklarını belirtiyor ve ekliyor; “Eşimin arkasındayım direnmesini istiyorum”. Yasin’in babası da, fabrikadan kölelik düzeninin kalkmasını çalışanın hakkının verilmesini istediklerini vurguluyor.

Esin genç bir kadın ve mahallenin bakkalı. Esin, “İşverenler yanlış yolda. İşçilerin daha fazla mağdur edilmesini istemiyoruz. Bu işçilere verilmiş bir hak. Anlaşması gerekiyordu. İşçileri kandırarak bu şekilde dışarı atmaması gerekiyordu” diyor. Patronun, “Üretimim düştü” demesini de inandırıcı bulmuyor. “Çıkarılanlar 1-2 günlük işçi değil. İşçiler bu işin peşini bırakmayacak biz de destekleyeceğiz” diyor.

1961 yılından beri Ayrancılar’da yaşayan ve Fırıncılık yapan Ali isimli esnaf, “1961’de burada 605 hane vardı. Bugün 3-5 bin hane oldu” diyerek Ayrancılar’daki büyümeye dikkat çekiyor. Fırıncı Ali, “Yüzde 10’u memnunsa yüzde 90’ı durumundan memnun değil. Asgari ücretle ve günde 12 saat çalışıyor. Biz de emekliler olarak sıkıntılıyız” diyor.

Bir başka mahalleli Nurten Demir plastik fabrikasında çalışıyor. “Sendikamız yok. Karnımızı ancak doyuruyoruz. Her şeye zam var ama bizim asgari ücrete yok. Sendikalı olmak Form Mukavva işçisinin hakkı ama patronun işine öyle geliyor” diyor.  

Tencerelerle fabrika önünde eylem yapan işçi eşlerinden Zehra Avcı sendikanın ne demek olduğunu yeni öğrenmiş. “Sendikalı olmak güzelmiş, çalışma koşulları güzel olacak. Çocuğumuzun özel eğitim alması, kreşe gitmesi gerekiyor. Eşim çalışıyor bile olsa gönderme imkânımız yok. Tek maaş yetmiyor” diyor. (İzmir/EVRENSEL)


İMKÂNIMIZ OLSA HEPSİNE GİTSEK

İşten ilk atılanlardan Harun Kavaklı artık eski işçiler olmadıklarını, değiştiklerini söylüyor. “Mücadelemizi devam ettireceğiz. 17 arkadaşımız işe alınıncaya ve sendika kabul edilinceye kadar mücadelemiz sürecek. Evrensel aracılığı ile direnişte olan diğer işyerlerini takip etmeye başladık. İmkânımız olsa hepsini ziyaret edebilsek, tebrik edebilsek. Bugünkü düşüncelerimizle iki ay önceki düşüncelerimiz çok farklı. İki ay önce sendikayı tanımadığımız için karamsar baktığımız zamanlar oluyordu. Bugün sendika ile emekçi kardeşlerimizle iç içeyiz. Keşke herkes örgütlenebilse. Bugün sadece Form Mukavva değil tüm İzmir ve Türkiye’dekilerin hak ettiklerini alabilmesi için herkese çağrım olacak. Sendika kötü, işten atılırsınız diyenler var. Ben umutluyum ve kendimle gurur duyuyorum. Bu kavga sadece Form Mukavva işçilerinin ya da işten çıkarılanların kavgası değil. Form Mukavva’da kazanarak tüm emekçi kardeşlerimize örnek olmak istiyoruz.”


HEM İNŞAATTA HEM FABRİKADA

Şehri Avcı halen Form’da çalışan bir işçinin eşi. Anlattıkları ise koşulları göstermesi bakımından çarpıcı: “Form Mukavva’dan aldığı maaş yetmediği için eşim inşatta da çalışıyor.

Sabah 6.00’dan öğleyin 14.00’e kadar inşaatta çalışıyor. Saat 16.00’da Form Mukavva’da işbaşı yapıyor. Çocukları bırakacak yerim olmadığı için ben çalışamıyorum. Gece 12.00’de geliyor. Sahura kalkıyor. Çok yorgun düşüyor. 5 yıldır çalışıyor 670 lira alıyor. Çocuğum anne bir şey isteyeceğim ama almayacağınızı biliyorum diyor bize. İstediği muz, meyve... Sendikayı kabul etsinler arkadaşların hepsini işe alsınlar. Maaşları düzelsin. İnsan gibi yaşayalım istiyoruz”.

www.evrensel.net