Çağdaş bir İMO için görev başına

Depremin bu denli yıkıcı olmasının sorumluları yıllardan beri ülkemizi Ankara'dan yönetenlerdir. 14 kez imar affı getirilmesi, mühendislik hizmetini devre dışı bırakmıştır.

Çağdaş bir İMO için görev başına
Ebru Ilgaz
Türk Mühendis Mimar Odaları'na bağlı meslek odalarında genel kurullar devam ediyor. 29-30 Ocak tarihleri arasında İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İstanbul Şubesi'nin 37. Olağan Genel Kurulu, ilk gün Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu'nda, ikinci gün Şişli Kragözyan İlkokulu'nda yapılacak. Şubenin yeni yönetim kurulunun da belirleneceği genel kurulda iki liste yarışacak; FP ve MHP çevrelerinin oluşturduğu 'Meslekte Birliğe Çağrı' ve şu anda şube yönetiminde olan 'Çağdaş İnşaat Mühendisleri' grubu. Meslekte Birliğe Çağrı grubu FP'li belediyelerin gücünden faydalanarak çalışmalar başlatırken, Çağdaş İnşaat Mühendisleri İMO'nun özellikle depremden sonra bazı gruplarca merkezi ve yerel yönetimlerin güdümüne sokulmak istediğine dikkat çekti. Çağdaş İnşaat Mühendisleri'nin listesini Cemal Gökçe, Murat Gökdemir, Cemal Akça, Selami Bakioğlu, Timur Semerci, Ali Kocaer ve Rezzan Bulut oluşturuyor. İMO İstanbul Şube Başkanı ve Çağdaş İnşaat Mühendisleri listesinin başkan adayı Cemal Gökçe'ye Çağdaş Mühendisler'in yeni dönem yönetim anlaşını ve önümüzdeki döneme ilişkin pogramlarını sorduk.
Çağdaş İnşaat Mühendisleri, genel kurula giderken yönetiminde olduğu önceki dönemi nasıl değerlendiriyor?
Gökçe: İMO İstanbul Şubesi'nin ve İMO'nun diğer şubelerinin genel kurulları üç yılda bir yapılıyor. İki yıldır yönetimde bulunan Çağdaş İnşaat Mühendisleri'nin seçmiş olduğu yönetim kurulu olarak kentimizde ve bölgemizde bulunan bütün inşaat mühendisi arkadaşlarımızı kucaklamaya çalıştık. Geçtiğimiz dönem 17 Ağustos ve 12 Kasım depremleriyle karşılaştığımız için yönetim kurulu olarak çok yoğun bir yıl yaşadık. Yaşadığımız depremler ve bu depremlerde yıkılan ve hasar gören yapıların mühendislik sorunlarını bir kez daha gündeme getirmeye çalıştık. Bununla ilgili meslektaşlarımıza yönelik meslek içi seminerler düzenledik. Bu seminerlerin her birine binden fazla arkadaşımız katıldı. Dolayısıyla 17 Ağustos bizim için sadece bir sonuçtur. Biz ülkemizin ve bölgemizin depremselliğini biliyorduk. Depremin bu denli yıkıma yol açmasının sorumluları yıllardan beri ülkemizi Ankara'dan yönetenlerdir.
14 kez imar affı getirenlerin davranışlarıyla mühendislik hizmeti ülkemizde doğal olarak devre dışı kalmıştır. Mühendislik hizmetinin yapılabilmesi, depreme dayanıklı yapıların üretilebilmesi için her şeyden önce bunu isteyen bir yönetimin olması gerekiyor. Oysa ülkemizde inşaat sektörü ciddi bir rant alanı oluşturmuştur.
Doğal olarak da böyle bir ülkede mühendislerin yapıların yanına sokulması da pek mümkün değil. İnşaat alanındaki rant anlayışı mühendislik hizmetini sürekli olarak devre dışı bıraktı. Bizim zorlamamıza rağmen belediyelerin büyük kısmı meslek odalarıyla ve özellikle inşaat mühendisleri odasıyla işbirliği yapmaya yanaşmadı. Yapılacak protokollerle binaların proje denetimlerinden inşaat yapım sürecinin denetlenmesine kadarki süreçlerinde odamızın görevlendirilebileceğini ilgili yerlere iletmiş olmamıza rağmen kulak ardı edildi ve son depremlerin acı sonuçları yaşandı.
Yeni dönem için belirlediğiniz çalışma programından biraz bahseder misiniz?
Yeni döneme ilişkin hazırladığımız programda iki konu üzerinde duruyoruz. Bunlardan birincisi Beklenen İstanbul depremiyle ilgili. 17 Ağustos depremi beklenen İstanbul depremi değildi ve İstanbul depremi önümüzdeki günlerde de önemini ve taşıdığı riski yitirmeyecek. İstanbul'daki yapıların yüzde yetmişinin kaçak ve denetimden uzak olması kenti bir korku kenti haline getirdi. Biz İMO İstanbul Şubesi olarak bu korkunun ortadan kaldırılması için kentteki bütün yapıların ciddi bir biçimde rehabilitasyona tabi tutulması gerektiğini düşünüyoruz. Üniversitelerle, bakanlıklarla, yerel yönetimlerle ciddi ilişkilerimiz var. Diğer meslek odalarıyla, sivil toplum örgütleriyle ilişkilerimiz var. Bu kent bir kesimin, bir grubun kenti değildir. Dolayısıyla kentin sağlıklı bir rehabilitasyona tabi tutulabilmesi için kentte yaşayan her örgütün bu çalışmalara el vermesi gerekiyor. İMO da kentteki tüm yapılarla işbirliği yapmak zorunda.
İkinci konu ise mühendislik alanının tanımlanmasına yönelik çalışmalar. Bu alanda imar kanunu ve yönetmelikler de var. TMMOB Kanunu, İhale Yasası, mühendislik ve mimarlık hakkındaki kanunlar, Yapı Denetim Yasası, Yetkin Mühendislik Yasası, ücretli çalışan meslektaşlarımızın sendikalaşmasına yönelik olarak yasa vb... Bu kanun ve yönetmelikler inşaat mühendislerine ve odamıza verdiği sorumluluk oranında yetki de vermeli, bunun için gerekli değişikliklerle tamamlanmalıdır. Yasal dönüşümler ve değişiklikler bilimsel ve çağdaş ölçülerde yapılmalıdır. Bu doğrultuda İMO İstanbul Şubesi üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirecektir.
Üyelerinize iletmek istediğiniz bir şey var mı?
İlkel bir yapılanmaya yönelik anlayışlara prim vermeyecek, çağdaş, bilimsel nitelikli inşaat mühendislerinin fonksiyonlarının biraz daha artacağı bir yönetim kurulu oluşturulması doğrultusunda çalışıyoruz. Karşımızda Meslekte Birliğe Çağrı isimli bir grup var. Grup, ismine rağmen hiçbir zaman birlikçi olmayan bir anlayışın ürünüdür. Yapacağı çalışmalar da meslektaşlar arası dayanışmayı sağlayacak nitelikte olmayacaktır. FP'li belediyelerde bu grubun adaylarının resimleri asılmıştır. Yöneticiler bu adayların desteklenmesine yönelik belediyelerde toplantılar düzenlemektedir. Buralardaki mühendislere oylarını, kendi gösterdikleri aday lehinde oy kullanması için baskı altına almaya çalışmaktadırlar. Bu anlayışla oluşacak olan yönetimin bağımsızlıkçı çizgisini sürdürebilmesi mümkün değildir. Bizim Çağdaş İnşaat Mühendisleri olarak bir anlayışımız vardır; oda yönetimleri bütün siyasi yapılanmalara karşı bağımsız olmak zorundadır. Her insanın bir siyasi düşüncesi vardır, ancak kurumsal olarak İMO'yu herhangi bir partinin güdümüne sokmamalıdır. İMO'da oluşabilecek böyle bir yönetim, imar affına yönelik çizgisini ve duruşunu nasıl desteklediği yönetimin karşısında oluşturabilir? İnanıyoruz ki, her inşaat mühendisi böyle bir yapılanmaya karşı çağdaş olanın yanında olacaktır. İMO'yu bir siyasi yapının, belediyenin güdümüne sokacak bir anlayışa 'yok' diyecektir. Üyelerimizin mühendislik etiğinden, mühendis dayanışmasından yana bir yönetimi tekrar işbaşına getireceklerine inanıyoruz.
www.evrensel.net