Sendikalar neyi bekliyor?

Sendikalar neyi bekliyor?

Herkes topu birbirine atıyor. İşçiler ve işyeri temsilcileri sendika şubelerine, şubeler genel merkezlere, genel merkezler konfederasyon yönetimine, konfederasyonlar da birbirine bakıyor.

Sendikalar neyi bekliyor?
Sosyal güvenlik ve tahkim yasaları geçti. Memura 15, emekliye 5, asgari ücretliye 12 milyon lira ücret artışı reva görüldü. Bu yıl yapılacak tüm sözleşmelerde de yüzde 25 ücret artışı dayatılıyor. 2000 yılı özelleştirme yılı ilan edildi, Telekom, santraller ve POAŞ başta olmak üzere bütün kamu kuruluşları satışta. Esnek çalışmanın yasalaştırılması gündemde, kıdem tazminatları gasp edilmek isteniyor. Tahkimin geriye dönük olarak uygulanması Meclis'te kabul edildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı SSK'ya son darbeyi inderecek uyum yasaları için harekete geçti. Yani hükümet ve sermaye, emek güçlerinin dağınıklığından da cesaret alarak, pervasız bir şekilde saldırıyor.
Peki başta sendikalar olmak üzere emek örgütleri ne yapıyor? Emek Platformu'nu 'toplayamayan' Türk-İş, DİSK ve Hak-İş 7'li İnisiyatif'te işverenlerle birlikte saldırı politikalarının 'sorun yaratmadan' nasıl uygulanacağını konuşuyor. Emek örgütlerinin ortak mücadelesinin örülmesi yerine, işverenlerle uzlaşmanın faydaları sıralanarak, kamuoyunda Emekçilere Saldırı Konseyi olarak bilinen Ekonomik Sosyal Konsey'in kurumlaştırılması çabası gösteriliyor.
Böylesine önemli bir dönemde toplanacak olan Türk-İş Başkanlar Kurulu, tüm tepkilere rağmen "hava muhalefeti" gibi komik bir gerekçeyle 14 Şubat'a ertelendi.
DİSK, topu Emek Platformu'na atıyor
DİSK'in kazanılmış haklara yönelik saldırılara karşı ve sendikal özgürlükler önündeki engellerin kaldırılması talepleriyle başlattığı "2000'li Yıllarda Özgür Emek, Demokratik Türkiye" kampanyasının "kamuoyunu aydınlatma" amacı taşıyan ilk adımı "tamamlandı". Ancak bundan sonra nasıl süreceği belirsiz. Çünkü DİSK de topu Emek Platformu'na atıyor.
DİSK Genel Sekreteri Murat Tokmak, kampanya çerçevesinde düzenledikleri basın açıklamalarının ardından pazartesi günü, Başkanlar Kurulu'nda bir değerlendirme yaptıklarını belirterek, "Kampanyaya yönelik çalışmaları sürdürüyoruz. Yapılacak olan eylemlere ilişkin somut bir takvimi ise henüz belirlemedik" dedi. Saldırılar karşısında ancak "Emek Platformu'nun toplanması ve gündemini ele alması" durumunda bir hareketlilik sağlanabileceğini söyleyen Tokmak, sosyal güvenlik reformu karşısında ortaya çıkan eylemlerin, işçi ve emekçilerin gerektiğinde tavır koyabileceğini ortaya koyduğuna dikkat çekti. Tokmak, "Bizim hedefimiz kampanyamızın giderek Emek Platformu'na mal olabilmesini sağlamak, olmazsa DİSK olarak elimizden geldiğince tavrımızı geliştireceğiz" diye konuştu.
KESK MYK'sı bugün
Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul'da toplanan KESK Genel Yönetim Kurulu, somut kararlar almadan ve bir sonuç bildirgesi yayınlamadan sona erdi. Dün toplanması gereken KESK MYK'sı da 'hava muhalefeti' nedeniyle bugüne ertelendi. KESK'in bugün yapılacak toplantısında şubat ayı içinde çeşitli etkinliklerle birlikte bölge mitingleri yapılmasını kararlaştırması bekleniyor. Aslında KESK de daha etkin bir mücadele için Emek Platformu'nu bekliyor. MYK toplantısında Emek Platformu'nu da ele alacak olan KESK'in DİSK'le ortak hareket edebileceği belirtiliyor.
Herkes istiyor, yine olmuyor
Ancak ne hikmetse Emek Platformu'nu oluşturan tüm örgütler istemesine rağmen, Emek Platformu bir türlü bir araya gelip, karar alamıyor. Bunun en önemli sebebi Emek Platformu'nun halen Türk-İş icazetiyle hareket eden bir oluşum olması. Teamüllere göre evsahibi Türk-İş'in toplantı çağrısı yapması gerekiyor. Yani kendi Başkanlar Kurulu toplantısını bile 24 gün erteleyen Türk-İş yönetiminden bekleniyor her şey.
Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, Emek Platformu'nun 'şartlar uygun olmadığı' için toplanamadığını söyledi. Meral, "Toplanacağız, ancak zamanı belli değil. Ocak ayı içerisinde toplanamayız. Şubat ayı içerisinde toplanacağız. Biliyorsunuz henüz Başkanlar Kurulu'nu da şartlar uygun olmadığı için toplayamadık. Biraz da bazı yasal mevzuatları bekliyoruz. Çalışma Bakanlığı'nda bazı yasal çalışmalara yapılıyor, onlar ortaya çıksın ki, konu üzerinde tartışalım" dedi.
Hak-İş, Türk-İş'i suçluyor
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu ise Türk-İş'i suçlayarak, "İzmit'teki toplantıda, hemen bir toplantının gündemli bir biçimde Ankara'da yapılması gerektiği konusunda mutabakatımız vardı. Özellikle EP'nin İzmit'te ev sahibinin Türk-İş olması nedeniyle ortak mutabakatla toplantının Türk-İş tarafından çok ivedilikle organize edilmesi kararı verilmişti" diye konuştu.
Sorumluluklarının çok ağır olduğunu düşündüğünü kaydeden Uslu, gündemdeki saldırıları şöyle sıraladı: "Geriye dönük tahkim Yasası parlamentoya fazla mesai yaptırılarak çıkartılmıştır. Buna karşı kamuoyunun oluşturulması icap etmektedir. Planlı bir şekilde çalışanların kazanımlarına saldırılar yapılmaktadır. Çalışma Bakanı bilgi ve katkımız dışında yasa tasarıları hazırlamaktadır. Yeni ve ileri hakların düzenlenmesini beklerken, kıdem tazminatı başta olmak üzere asgari ücretli, işçi, memur, emekli yoksulluğa mahkûm edilmekte, enflasyonla mücadelenin faturası bize yıkılmaya çalışılmaktadır. Ücretler dondurulmuşken toplusözleşme düzenine müdahale edilmeye çalışılmakta, fiyatlar alabildiğine serbest bırakılmakta hatta hükümet bizzat kendisi kamunun ürünlerine zam yapmaktadır."
Bahara kadar...
Bu saldırılara karşı bahara kadar fabrikalarda, işyerlerinde, alanlarda, salonlarda yapılacak toplantılardan sonra baharda ciddi, büyük bir eylem yapılması gerektiğini savunan Uslu, saldırılara karşı bütün demokrasi güçlerinin birlikte hareket etmesi gerçeğini yineleyerek, şöyle devam etti: "Sosyal güvenlik reformuna karşı eylem toplumda çok büyük destek gördü. Tecrübeler kazanılmış, yüreklenmişlerdir emekçiler. Kimi yanlışları fark etmişlerdir. Bu kazanımı başlangıç edinerek, mücadeleyi sürdürmek gerekmektedir." Uslu, bölgesel emek platformlarının da oluşturulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Acil eylem çağrısı
Konfederasyon yöneticilerinin emekçileri oyalama çabası sürerken, işçiler ve işyeri temsilcileri ile bazı şube yönetimleri, Emek Plaformu'nu oluşturan güçlerin hükümetin ve sermayenin saldırılarına karşı acil eylem programı oluşturmasını istiyor.
Birçok sendika şubesinin bu taleple geçtiğimiz hafta yayınladıkları bildiride, gelinen noktada işçi ve emekçilerin "ya toptan imha olma ya da topyekûn mücadele etmenin dışında bir seçenek kalmadığı" dile getirilen şu çağrıda bulunuldu:
"Biz işçi ve emekçiler, sendikal hareketin çeşitli kademelerinde görev alan temsilcileri olarak, Emek Platformu'nu oluşturan güçlerin hemen bir araya gelerek sermayenin saldırılarına karşı, bölge temsilciler toplantılarından kurultaylara, mitinglerden genel eyleme uzanan bir acil eylem programı oluşturarak mücadeleyi örgütlesinin aciliyetini vurguluyoruz.
Görev öncelikle işçi ve kamu emekçileri sendikaları ve konfederasyonları yönetimlerine düşmektedir." Türk-İş, DİSK ve Hak-İş'in 7'li İnisiyatif'ten çıkarak Emek Platformu'nun işlerlik kazanması için çaba göstermesi de istenen bildiride, "Aksi bir davranışa işçi ve emekçiler izin vermeyecektir" uyarısı yapıldı.
İstanbul'da toplantı
18 Ocak'ta İstanbul'da yapılan Emek Platformu İstanbul Bileşenleri toplantısında da saldırılara karşı hemen harekete geçilmesinin ve ortak mücadelenin gereği dile getirildi.
Emek Platformu İstanbul Bileşenleri, ikinci toplantısını yarın Petrol-İş Genel Merkezi'nde yapacak. İşyeri temsilcilerinin de katılacağı toplantının ardından gündeme ilişkin bir sonuç bildirgesi yayınlanması da bekleniyor.
www.evrensel.net