Ellerini kollarını bağlamak için...

Ellerini kollarını bağlamak için...

Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Girişim, mağdur olan ama bunu açıklayamayan kadın-erkek herkesin kendilerine başvurmasını istiyor.

Ellerini kollarını bağlamak için...
Rojda İldan
Aralık ayında yaptıkları bir basın toplantısıyla faaliyetlerine başlayan Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Girişim çalışmalarına devam ediyor. Girişimcilerden EKB çalışanı Nurhan Yazıcı, başlattıkları kampanyanın hoşnutlukla karşılandığını, yine EKB çalışanı olan Hülya İmak ise kampanyayı hoşnutlukla karşılamayanlar da olduğunu söylüyor, örneğin İstanbul Emniyet Müdürlüğü.
Sokağa taşan tecavüz üzerine
Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Girişim, aralık ayında EKB'nin diğer kadın, kitle örgütlerine, sendikalara, aydınlara, sanatçılara yaptığı çağrının yanıt bulmasıyla kuruldu. İHD, Atılım Gazetesi, Dicle Kadın Örgütü, Pazartesi Dergisi, Mor Çatı, Tomris Özden, Suna Aras ve Şanar Yurdatapan gibi birçok kurum ve kişi bu çağrıya yanıt verdi. Nurhan Yazıcı, 1998 yılında da böyle bir çalışma yürütüldüğünü, fakat gelinen noktada bunların yeterli olmadığını, tecavüz ve cinsel tacizin bitmeden devam ettiğini gördüklerini söyleyerek, "Elimizde belgeler, mağdurların açıklamaları vardı. Asiye'nin tecavüze uğradığına dair rapor alındı. Ardından Muhabbet Kurt tecavüze uğradığını açıkladı. Daha önceki mağdurlar da vardı tabii. Şükran Aydın, Remziye Dinç, Zeynep Avcı. Son olarak da kamuoyunun gündemine gelen Şeyda Gergin var. Gergin olayında tecavüzün sokağa taştığını gördük; AB'ye aday olan devletin 'İnsan haklarında şeffaf politika uyguluyorum' görünümü vererek, tecavüzü sokaklara taşıdığını gördük. Böyle bir kampanyaya ihtiyaç olduğunu düşündük" diyor.
Kampanya iki aşamalı
Kampanyanın iki aşamalı düşünüldüğünü belirten Yazıcı, birinci aşamada kamuoyunun duyarlılığını artırma, bu sorunu gündeme oturtma, gözaltında tecavüze karşı demokratik bir tepkinin örgütlenmesini hedeflediklerini belirterek, bunun için de forum, panel, konser, film, tiyatro gösterileri gibi etkinlikler yapacaklarını belirtiyor. Bu etkinliklerin yanında mağdurların mahkemelerine katılmak, davaları takip etmek gibi eylemlilikler de gerçekleştirdiklerini belirten Yazıcı, "Mahkemelere katılarak mağdur olan ve bunu açıklayan kişilerin yalnız olmadıklarını, görmesini istiyoruz. Bu yaşadıklarını açıklamayan birçok mağdura da cesaret verecektir. Mesela görüştüğümüz Muhabbet Kurt. Bize ziyaretlerimizin ve takibimizin kendisine moral verdiğini bizden güç alarak hukuk savaşını sürdürmek istediğini söyledi" diyor.
Kampanyanın ikinci aşamasında uluslararası bir kurultay yapıp, bir kitap basmayı hedeflediklerini belirten Hülya İmak da, kampanyanın sadece İstanbul'da değil, yurtdışında ve Antep, İzmir, Bursa, Zonguldak, Ankara gibi illerde de yürütüldüğünü belirtiyor.
Olumlu, olumsuz tepkiler
Yaklaşık iki aydır sürdürdükleri bu kampanyaya olumlu tepkiler aldıklarını söyleyen Yazıcı, "Nedeni yaşanan, gündemde olan bir sorun olması. Kadına yönelik şiddetin, tecavüzün özel yaşamda ve kamusal alanda yaşanması nedeniyle birçok kadın örgütü, gazeteci ve yazarlardan olumlu tepkiler aldık" diyor. İmak da, "Bazı yerlerden mesela İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden ise olumsuz tepkiler aldık. Bu kampanyanın yöneldiği kişiler direkt polisler çünkü, tecavüzcü timler. Ama bunu da olumlu bir tepki olarak görüyoruz, çünkü kampanyanın bir amacı da bunu polislerin gündemine sokmaktı" diyor.
Aldıkları olumlu tepkilerin kampanyanın takvime yayılması konusunda umut verici olduğunu belirten Yazıcı, bu süreklileşmenin yeni tecavüz olaylarının açıklanması koşullarında devam edebileceğini söyleyerek, "Bu kalıcı girişim için toplumun diğer örgütlerinin de bu şekilde girişimi sahiplenmesi çalışmayı derinleştirip, zenginleştirecektir. Biz aslında bu girişimin herhangi bir olayda müdahale edebilecek bir araç olmasını istiyoruz. Tabii bu kampanyanın gidişine bağlı. Diğer dernek, kitle örgütü, siyasi partilerle yurtdışı ayağını da oluşturarak kalıcı bir örgütlenmeye gitmek istiyoruz. Fakat bugünden bunu belirleyemiyoruz" diyor.
Mağdurlara çağrı
Kampanya sonunda gözaltında tecavüzlerin gözaltında yapılan bir işkence yöntemi olduğunun kamuoyuna açıklanmasını ve tecavüzcülere hesap sormayı hedeflediklerini belirten Yazıcı, asıl hedeflediklerinin ise tecavüze uğrayan, ama bunu açıklamayanların devletten hesap sorar şekilde uğradıkları işkenceyi açıklamalarını sağlamak olduğunu söylüyor. Mağdurların kendileriyle ilişkiye geçmesini istediklerini belirten İmak da, mağdurun ismini kamuoyuna açıklamasının gerekmediğini söyleyerek, bu kişilere hukuki ve psikolojik yardımda bulunmak istediklerini belirtiyor.
www.evrensel.net