Tahkimin geriye yürümesi

Tahkimin geriye yürümesi

   Anayasa'ya aykırı

Tahkimin geriye yürümesi Anayasa'ya aykırı
Tahkimin geriye dönük olarak uygulanmasını düzenleyen tasarıya tepkiler sürüyor. Türkiye Barolar Birliği ve Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi (KİGEM), tasarının ulusal ve evrensel hukuka aykırı olduğunu, Anayasa'nın hükümleri ile bağdaşmadığını bildirdiler.
125. maddeyle bağdaşmıyor
Türkiye Barolar Birliği'ndan yapılan yazılı açıklamada, Anayasa'nın 125. maddesinde daha önce gerçekleştirilen değişiklikle "kamu hukuku alanına bir özel hukuk kurumu olan tahkimin sokulmasıyla önemli bir tahribat yapıldığı" belirtildi. Kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde doğan uyuşmazlıkların geriye dönük olarak da tahkimle çözülmesine imkân tanıyan tasarıyla, bir adım daha ileri gidilerek, "kamu hukuku alanına, yabancıların hukuk kurallarının sokulmakta" olduğuna işaret edilen açıklamada, şöyle denildi:
"Yani, kamu hukukunun temeli olan (kamu yararı) ilkesi ortadan kaldırılmıştır. 125. maddede yapılan değişiklikle, kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde sadece (milli ve milletlerarası tahkim yolu) olanağı açıldığı halde tasarıda 3. madde ile milletlerarası tahkim yolunun ötesinde tek başına yabancı hukukun uygulanmasına olanak tanınmaktadır. 2675 sayılı yasada, "tanıma, tenfiz ve temyiz" incelemesinde (karşılıklılık) ve (ulusal hukuka uygunluk) ilkeleri aranmaktadır. Yeni yasa tasarısı ile bu ilkeler ortadan kaldırılmakta, doğrudan yabancı bir hukukun, karşılıklılık ve ulusal hukuka uygunluğu aranmaksızın uygulanacağı belirtilmektedir. Bu durum, uygulamada "tanıma, tenfiz ve temyiz" işlemlerini şekle indirgeme sonucu doğurur. Çünkü, Yargıtay ve asliye hukuk mahkemelerinin her yabancı ülkenin yasalarının içeriğini ve uygulamasını bilmeleri beklenemez. Bildikleri kabul edilse dahi, bunu ulusal egemenlik ilkesiyle bağdaştırmak da mümkün değildir." Tasarının 2/C maddesi ile Anayasa'nın değişik 125. maddesinde yer alan "yabancılık" unsurunun kapsamının da "alabildiğine genişletildiği kaydedilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: "Tasarı, gerek tahkimin uygulanacağı uyuşmazlık konusu ve gerekse milletlerarası şartlaşma ve sözleşmeler açısından geriye yürütülmektedir. Bu da hukukun genel prensiplerine aykırıdır. Ayrıca, yasada öngörülen yürürlük tarihini geriye çekme, dolayısıyla yasayı değiştirme yetkisi Bakanlar Kurulu'na verilerek Anayasa'ya aykırılık yapılmaktadır. Hukuka ve ülke yararlarına aykırı bu tasarının parlamentoda kabul edilmemesini diliyoruz."
Parlamento kabul etmesin
Kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde doğan uyuşmazlıkların geriye dönük olarak da tahkimle çözülmesine imkân tanıyan tasarının, "Anayasa'nın temel hükümlerine aykırı olduğu gibi 125. maddedeki son değişiklikle dahi bağdaşmadığı" vurgulandı. Türkiye Barolar Birliği'ndan yapılan yazılı açıklamada, Anayasa'nın 125. maddesinde daha önce gerçekleşti.
Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi (KİGEM) de tasarının, ulusal hukuka ve evrensel hukuk ilkelerine yeni bir saldırı girişimi olduğunu bildirerek, "Büyük yabancı sermayenin kâr hırsına bel bağlayan ekonomik politakaların böylesine hukuk cinayetlerine kadar varması üzüntü vericidir" görüşünü dile getirdi. KİGEM tarafından yapılan yazılı açıklamada, son Anayasa değişikliklerinin, kamu hizmeti ve hukuku, idari yargı kavramlarında açtığı yaralarla ve Danıştay'ın yetkilerini sınırlayan düzenlemelerle, hukuk sisteminde çok tartışmalı bir durum yarattığı hatırlatılarak, yeni girişimin, hukuk kargaşasını artıracağı vurgulandı. Anayasa değişikliğinde sözü geçen "yabancılık unsuru"nun tanımına ilişkin hata yapıldığının kaydedildiği açıklamada, tasarıda, miktar ve oran ne olursa olsun, en küçük yabancı sermaye payının ya da söz konusu yatırımın Türkiye dışında olmasının Türkiye yargısı dışına çıkmak ve yabancı hakemliğe başvurmayı mümkün kıldığına dikkat çekildi. Açıklamada, tasarıdaki en önemli hatanın yasa kavramının temellerinden biri olan "geriye yürümezlik" ilkesinin çiğnenmesi olduğuna işaret edildi. Tasarı ile 1994 yılında çıkarılan 3996 sayılı yasanın geçici fıkralarından birinin değiştirildiğinin dile getirildiği açıklamada, enerji, otoyol yapımı gibi büyük projeler ile "yap-işlet-devret" modeliyle yerine getirilen kamu yatırım ve hizmetlerinde, imzalanan sözleşmelerin geriye dönük olarak "özel hukuk hükümlerine göre" yeniden düzenlenmesini ve dolayısıyla uluslararası tahkimi mümkün kıldığı belirtildi.
Açıklamada, "Tasarıya göre, bir projeyi alan şirket, yasanın yayımı tarihinden başlayarak bir ay içinde ilgili idareye başvuracak, o da Bakanlar Kurulu'ndan karar çıkarılmasını isteyecektir. Sözmeşme üç ay içinde düzenlenebilecek ve hatta süre, tarafların mutabakatıyla, üç ay daha uzatılabilecektir" denildi. İhaleyle verilmiş bir projenin sözleşmesine böyle bir istisnanın uygulanmasının daha önce o ihaleyi kaybetmiş olan şirketlere haksızlık olacağının ifade edildiği açıklamada, şirketlerin dava açma hakkının doğacağının altı çizildi.
Dün görüşülemedi
Öte yandan, TBMM Danışma Kurulu'nun 2000 yılında yaptığı ilk toplantısında anlaşma sağlanamadı. DSP, MHP ve ANAP gruplarının, tahkim yasa tasarısının komisyonda kabulünün üzerinden 24 saat geçmeden görüşülmesine ilişkin önerileri, Danışma Kurulu'nda anlaşma sağlanamadığı için doğrudan TBMM Genel Kurulu'na indirilecek.
İktidar partilerinin grup başkan vekilleri, Danışma Kurulu'na, birinci maddesi dün benimsenen Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı yasa tasarısının görüşülmesinden sonra, ilk sıraya tahkim yasa tasarısının alınmasını ve bazı yasa tasarılarının gündemin ön sıralarına çekilmesini önerdi.
Danışma Kurulu'nda anlaşma sağlanamayan öneri genel kurulda benimsenirse, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı yasa tasarısının tamamlanmasından sonra, tahkim yasa tasarısının görüşülmesine geçilecek.
www.evrensel.net