'Çaktırmadan kazık atacaklar'

Fikret Sazak, kıdem tazminatlarını bir anda kaldıramayacaklarını bilen işverenlerin, bu fon ile çaktırmadan kazık atma peşinde olduklarını söyledi.

'Çaktırmadan kazık atacaklar'
Türkiye Maden-İş Sendikası Uzmanı Fikret Sazak, kıdem tazminatlarını bir anda kaldıramayacaklarını bilen işverenlerin, kıdem tazminatı fonu ile çaktırmadan kazık atma peşinde olduklarını söyledi. Sazak'ın kıdem tazminatlarının geleceği ile ilgili görüşleri şöyle:
- İşverenlerin kıdem tazminatına ilişkin görüşlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- İşverenler, kıdem tazminatının Türkiye'de işsizlik sigortası olarak kullanıldığını hatırlatarak, işsizlik sigortası fonunun kurulmasının ardından kıdem tazminatlarının kaldırılması gerektiğini söylemeye başladılar. Oysa kıdem tazminatı Türkiye'de Avrupa'dan çok farklı. Türkiye'de kıdem tazminatı işsizlik sigortasının yerine geçti. İşverenler de burdan yola çıkarak, "İşsizlik sigortası fonu kuruldu. Kıdem tazminatına gerek kalmadı" diyorlar, ancak getirilen işsizlik sigortası göstermelik ve Avrupa'daki örnekleri ile karşılaştırılamayacak denli işlevsiz. Bunun için işverenlerin iyi niyetli olduklarını düşünmek çok zor. Kıdem tazminatları Türkiye'de işçi sınıfının en kritik kazanımlarından biridir. İşgüvencesi olmayan Türkiye'de işveren İş Kanunu'nun 13 ve 17. madde ile tazminatsız işçiyi işten atma hakkını elinde bulundurmasına rağmen, kıdem tazminatı yine de etkili olabilmiştir. İşverenler işten atma özgürlüklerinin bu kadar kısıtlanmasını dahi istemedikleri için, 12 Eylül sonrası ilk müdahale kıdem tazminatlarına yapılmıştır. Kıdem tazminatları 12 Eylül öncesi pazarlıkla belirlenirken, darbeden sonra tazminata tavan getirilmiştir.
- TİSK'in, "Kıdem tazminatı fonu kurulmalı" önerisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- İşverenler şu anda kıdem tazminatının sigortalanmasına karşı çıkmalarına rağmen fonun kurulması durumunda sigortalanması gerektiğini belirtiyorlar. İşverenler için ücret maliyettir. Fon için ödeyeceği primi işveren maliyet olarak gösterip ücretleri düşük tutmaya çalışacak, dolayısıyla ücretler içerisine yedirerek kıdem tazminatı yükünden kurtulabilecektir. Fonun SSK'nın yönetiminde olması isteniyor. SSK'nın yönetiminde olursa, fonun sigortası da devlet olacak. Oysa kıdem tazminatı işverenin ödemesi gereken bir yükümlülüktür. Nasıl SSK'ya primler ödenmediğinde devlet karşılıyorsa, fona işveren primleri yatırmadığında devlet güvencesinde olduğundan kıdem tazminatını devlet ödemiş olacak. TİSK, SSK'nın yönetiminde olmadığı takdirde fonun işveren ağırlıklı bir yönetimi olması gerektiğini söylüyor. Bu da çok tehlikeli. İşveren fonu batırıp kıdem tazminatını tamamen ortadan kaldırabilir. Türkiye batırılan fonlara yabancı değil. TİSK'in fon kurulduğunda 13'üncü ve 17'nci maddeleri korumak istemesi de ilginç. Hem işçiyi kıdem tazminatsız atma hakkını koruyor hem de kıdem tazminatının yükünü ortadan kaldırmaya çalışıyor. Oysa, işverenin işten çıkarma keyfiyetine karşı verilen komik bir paradır kıdem tazminatı.
www.evrensel.net