İşçiler politika yapıyor

İşçiler politika yapıyor

2. Genel Kongresi'ne hazırlanan EMEP'in birim konferanslarının ardından, ilçe kongreleri de bu hafta sonu tamamlanacak. EMEP'in kongre çalışmalarına ve konferanslarına partisiz işçi ve emekçi kitlelerin de katılması dikkat çekti.

İşçiler politika yapıyor
Emeğin Partisi 2. Genel Kongresi'ne hazırlanıyor. Diğer partilerden farklı olarak EMEP, partisiz işçi ve emekçi kitleleri kongre çalışmalarına katmasıyla dikkat çekiyor. EMEP Genel Başkan Yardımcısı Memet Kılınçaslan bu durumu, "İşçi ve emekçiler politika yapıyor" biçiminde ifade ediyor. Kongre hazırlıkları ile ilgili olarak Memet Kılınçaslan'ın görüşlerini aldık.
EMEP 2. Genel Kongresi hazırlıkları hangi aşamada?
Kongre çalışmalarımız, belirlediğimiz takvime uygun biçimde sürüyor. Birim konferanslarıyla başlayan bu sürecin şu an ilçe kongreleri aşamasını gerçekleştiriyoruz. İl kongrelerimiz şubat ayının ortasında yapılacak. 2. Büyük Kongremiz ise 5 Mart 2000 tarihinde gerçekleşecek.
Kongre çalışmalarınızın birim konferanslarıyla başladığını belirttiniz, bunu biraz açar mısınız?
Öncelikle belirtmeliyim ki, bizim kongrelerimiz hangi kişilerin parti kademelerinde nereye seçileceğini kendisine amaç edinen klasik parti kongrelerinden oldukça farklıdır. Elbette kongrelerin parti yaşamında önemini yadsımıyorum, ancak, işçilerin, emekçilerin partisinde asıl olan kongreleri seçimci bir yaklaşımın ötesinde, emekçilerin her aşamasında katılımcı olduğu, taleplerini ortaya koymakla kalmayıp çözüm önerilerini ürettiği bir süreç olarak yaşamaktır ki, biz de bunu yapıyoruz. Bu yüzden de, başlangıç olarak birimleri temel alıyoruz ve partili, partisiz tüm emekçileri katmaya çalışıyoruz.
Birim konferanslarınızda neler tartışılıyor?
İşçiler, IMF dayatmalarına karşı, işgüvencesi, ücret ve sosyal haklarını savunmanın yollarını tartışıyor. Öğrenci gençlik, üniversitede öğrenim hakkını, eğitimin bilimselliğini ve ÖTK'ları tartışırken, işçi gençlik, işsizlik, sosyal hak yoksunluğu, sportif ve kültürel faaliyet alanları yoksunluğunu tartışıyor. Yoksul üretici köylü, hükümetin IMF patentli tarım politikasını sorguluyor. Kürt emekçileri, OHAL'in kaldırılmasını, bölgede yaşamın normalleştirilmesi için yapılacakları sıralıyor. Kısacası, emekçiler; sağ, "sol" bütün parti programlarının neredeyse tekleştiği günümüzde, bunun karşısına emekçilerin taleplerini programlaştıran bir yaklaşımı öne çıkartıyorlar.
Emeğin Partisi'nin emekçileri örgütleme çabaları bakımından birinci kongrenizden bu yana bu cephedeki gelişmeleri değerlendirir misiniz?
Örgütlülüğümüz her alanda daha da gelişti. İl, ilçe örgütlerinin sayısında olduğu gibi üye sayımızda da kayda değer artışlar oldu. İstanbul başta olmak üzere tüm büyük sanayi kentlerinde fabrika örgütlerimiz yaygınlaştı. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu ülkede EMEP'in çalışma yürütmediği büyük fabrikalar istisna durumundadır. Dün, politika yapmayı siyaset erbaplarının işi olarak değerlendirip zor bir iş olarak niteleyen işçiler, bugün EMEP aracılığıyla bu işin öyle çok da zor olmadığını görerek politika yapıyorlar. Bu hususta özellikle İstanbul'da katıldığım işçi konferanslarından örnek vermek istiyorum. Bunlardan ilkinde bir büyük fabrikanın işçileri, IMF'nin salt işçileri değil köylüleri de yıkıma uğrattığını belirterek, ortak düşmana karşı işçi-köylü birlikteliğinin önemine vurgu yapmıştı. İkincisinde, yine bir büyük işletme işçileri sendikalara ilişkin değerlendirmelerde bulundular. İşçiler, sendika bürokrasisinden yakınma yerine sendikal çalışmayı işyerlerinden kucaklamayı önerirken, sendikacının görevlerini de salt iyi bir sözleşme imzalamak olmayıp, aynı zamanda işkolundaki bütün işçilere örgütlemeyi hedeflemek ve sermaye hükümetlerinin politikalarına karşı mücadele etmek olarak yeniden tarif ediyorlardı. Bunların partisiz, sıradan işçiler olduğunu belirtmeliyim.
Burada belirtmeliyim ki, önceki kongremizden bir farkımız da; kadınların yönetime gelmede daha çok öne çıkmaya başlaması ve genelde de yönetime aday olanların sayısının belirgin bir biçimde artmasıdır.
Bunlar bizim olumluluklarımız. Ancak, daha işin başında olduğumuzun da bilincindeyiz. Emekçilerin birleşmesinin önünde hâlâ ciddi engeller var. Örneğin çalışmada yeterince profesyonel bir çizgi tutturamamamız; emekçi sınıflar içindeki çalışmada halkçı bir yaklaşımın tüm parti örgütünün tarzı haline gelmemiş olması; emekçi sınıfların ileri unsurlarının partimiz saflarına yeterince kazanılmamış olması gibi sorunlarımız önümüzdeki süreçte çözülmesi zorunlu sorunlar olarak durmaktadır.
Partinizin örgütlenmesinde en genel olarak hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz ve emekçilerden en çok hangi soruları duyuyorsunuz?
Mesela, "sağ, sol", "Türk-Kürt", "Alevi-Sünni", "laik-şeriatçi" ayırımları körükleniyor. Keza buna hemşericilik gibi ayırımları da eklemek gerekir. Bunlar emekçilerin birleşmesinin önündeki en ciddi engel durumunda. Öte yandan, emekçilerin gözünde politik partiler bütünüyle itibarsızlaşmış durumda. Emekçiler ayrım yapmadan tüm partileri, yalancı ve düzenbaz olarak görüyor. Seçim döneminde bu durumu çok somut olarak yaşadık. Bize en çok sorulan iki sorudan biri "Siz seçilseniz değişmeyeceğinizin garantisi nedir?" sorusuyken, diğeri "Seçimlerden sonra da yanımıza gelecek misiniz?" sorusuydu. Özellikle ikinci soruda dile getirilenler bizim eksikliğimize işaret etmesi nedeniyle bizce çok anlamlıdır. Biz, öteden beri emekçi kitlelerin somut talepleri üzerinden bir mücadele platformu etrafında birleşeceğini söyleyegeldik, bunu sağlamak için çaba gösterdik. SSK ile ilgili eylemleri çok açık gösterdi ki doğru olan budur. Bu cephede gelişmeler sağlandığı oranda emekçiler birleşecek ve kendi sınıf politikalarına doğru ilerleyeceklerdir.
İlçe konferanslarında bu sorulara doğru ve olumlu yanıt vermenin imkânlarını tartıştık. İlçe kongrelerimizde bu soruları ve çalışma tarzımızı tartışmayı sürdüreceğiz. İl kongrelerimizde de; artık bunlar her ilde uygulanacak biçimde somutlaşacak.
Bundan sonrası için neler düşünüyorsunuz?
Partinin kuruluşundan bugüne kadar geçen 4 yıllık süreçte, birçok zorluğu yenerek, epey mesafe kat ettik. Bu dört yıl içinde kendisine solcu diyeninden sağcısına, milliyetçisinden dincisine, liberal-muhafazakârına kadar iktidarlar gördük. Hepsi emekçilere zulüm getirdi, yoksulluk getirdi. Biz işçiler olarak bunların programlarının hepsinin aynı olduğunu gördük. Hepsi seçimlerde söylediklerinin tam tersi işler yaptılar. IMF ve büyük sermaye yararına çalıştılar. Bu programları aynı olan partilerin karşısında bir de emekçilerin programı var. Emekçiler bu programı hayata geçirmek için daha çok kendileri için politika yapar duruma geldiler. Özellikle büyük fabrikalarda çalışan işçiler, politika yapmalarının dışında bir seçenek olmadığını her geçen gün daha iyi görür hale geliyor. Bu anlamda da gerek partimiz gerekse emekçilerin geleceği açısından umut verici gelişmeler var. Yani emekçiler şunu diyor: Ya bu sermaye partilerinin programları karşısında bütün haklarımızı kaybedeceğiz, yaşamımız zehir olacak; ülkemizin, gelecek kuşakların geleceği yok olacak ya da daha iyi yaşamamız; daha iyi bir dünya kurmamız için daha çok politika yapmamız gerekir. Bu yüzden ilçe ve il kongrelerimiz emekçilerin, yaşamlarının düzelmesi için daha çok politika yaptığı, bağımsızlık ve demokrasi şiarının yükseldiği ve emekçilerin ileri unsurlarının EMEP'in saflarında birleşmesine vesile olan yerler olacaktır.
www.evrensel.net