MİT raporu belirledi

MİT raporu belirledi

Günlerdir kamuoyunu işgal eden "Öcalan'ın dosyasının Başbakanlık'ta bekletilmesi"ne ilişkin karar, yeni tartışmaları da başlattı.

MİT raporu belirledi
Haber Analiz / Ayhan Özgür
Cumhurbaşkanı da, başbakan da, MHP de, iktidar ve muhalefetteki öteki düzen partileri de rahatladı. Tabii adını buraya sığdırmakta güçlük çekeceğimiz daha birçok çevrenin de rahatlamış olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü; hükümet Öcalan'ın dosyasını Meclis'e göndermeyi erteledi. Ancak, bu rahatlamanın geçici olduğunu; Kürt sorunu devasa boyutlarıyla ortada durdukça da, bu tür rahatlamaların sadece, bir hükümet krizini ya da kimi siyasi çevreler arasındaki çatışmaları ertelemekten öte pek bir işe yaramadığı görülecektir. Dahası, sistemin tıkanmışlığının, her çözüm ve rahatlama gibi görünen şeylerin aslında sorunların da büyümesi anlamına geldiğini göstermiştir.
Nitekim hükümet, "Dosyayı erteleyip rahatlayalım" derken, şimdi de; "Ülke menfaatlerine aykırı olarak kullanılmaya kalkıldığında dosya derhal Meclise gönderilecektir" koşulu; her durumda MHP ve istismar edilerek "şehit aileleri" diye öne çıkarılanlar tarafından yeniden yeniden gündeme getirilecek, FP ve DYP tarafından da durmadan kurcalanacak bir süreci de başlatmıştır.
"Rehin " sorunu gündeme gelecek
MHP ve ırkçı-şoven çevrelerin kışkırttığı, "Öcalan idam edilsin" merkezli gösterilerin yoğunlaşmasına karşın, koalisyon ortağı partilerin genel başkanlarının "dosyayı bekletme" kararı alması, daha şimdiden hem hükümetin kendi içinde hem de hükümetle "muhalefet" arasında yeni tartışmaları da gündeme getirdi. Öyle görünüyor ki; bu tartışmalar önümüzdeki günlerde de sürmeye devam edecek.
Öte yandan Kürt siyasi çevrelerinin sorunu "salt idamın ertelenmiş olması" çerçevesinde ele alarak, "sürece katkı" olarak değerlendireceği göz önüne alındığında; bu kesimde de yeni tartışmaların başlayacağını söylemek gerekir.
Pek çok hukukçunun sorunun salt "Başbakanlık'ta mı bekler, Meclis'te mi bekletilir" gibi "şekli hukuk"la sınırlı bir tartışma dışına çıkmayı riskli gördüğü koşullarda İstanbul Barosu Başkanı Prof. Yücel Sayman'ın karardaki; "İcap ettiğinde de kararı hemen infaz ederiz" olarak ifade edilecek şantajcı yaklaşımı, "hukuk adamlarını bıyık altından güldürecek bir tutum" olarak nitelemesi, konunun "hukuk ilkeleri", "bir hükümlünün rehin muamelesi görmesi" bakımından da tartışılacağını söyleyebiliriz.
'Sürece katkı' ise; kimin katkısı
Kimisine göre; yedi buçuk saatlik toplantıda hükümet gitti geldi. Kimine göre, Ecevit, Bahçeli'yi ikna etti. Kimine göre ise; Yılmaz en büyük çabayı gösterdi. Örneğin RP ve DYP''ye göre, MHP kendisini inkâr eden bir görüşe ikna oldu. MHP çevrelerine göre ise; aslında MHP geri adım atmadı, diğer iki parti genel başkanını ikna etti. İHD gibi kimi örgütlerin sözcüleri ise; sadece "dosyanın ertelenmesi"nden kalkarak; Türkiye'ye demokrasinin gelmesi için hükümetin attığı bir adım olarak yorumladı alınan kararı. İtalya, Fransa, İngiltere, Rusya gibi ülkelerin basını ise, konuyu Türkiye'nin AB'ye girme koşulları bakımından değerlendirmektedir. HADEP, hükümetin aldığı kararı olumlu olarak değerlendirdi. Muhtemelen PKK ve diğer Kürt siyasi çevrelerinin tepkisi de bu doğrultuda olacaktır. Böylece, "Kürt sorununu Öcalan'ın idamı sorununa indirgeme"nin insanı nerelere savuracağı da bir kez daha görülmüş olacak.
Hukuk ve siyaset tarihine geçecek
Sonuçta, "hükümetteki uzlaşmayı" ifade eden genel başkanlar kararını Ecevit açıkladı. Siyaset ve huhuk tarihinde, yasal bir hükümet tarafından alınmış "bir karar" olarak prototip olmaya aday bu karar, aynen şöyle:
''Koalisyonu oluşturan DSP, MHP ve ANAP'ın genel başkanları, bugün Başbakanlık'ta yaptıkları toplantıda, AİHM'nin terörist başı Abdullah Öcalan hakkındaki kesinleşmiş idam cezasının infazının bir süre ertelenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararını ayrıntıları ile değerlendirmişlerdir.
Bilindiği gibi Türkiye'nin de yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM'nin Türk yargısınca verilmiş kararları değiştirmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir.
Anayasamızdan ve uluslararası taahhütlerimizden kaynaklanan süreç tamamlandığında, dosya gereği için ivedilikle TBMM'ye gönderilecektir. Genel başkanlar, hukuka saygı içinde aldıkları bu kararın, terör örgütü ve yandaşı çevrelerce milleti ve devleti ile Türkiye'nin yüksek menfaatleri aleyhine kullanılmak istendiğinin değerlendirilmesi halinde, erteleme süreci kesilerek infaz sürecine derhal geçilmesi hususunda görüş birliğine varmışlardır.''
MİT Raporu esas alınmış
Karar metninden açıkça anlaşıldığı gibi; çıkan karar; toplantı öncesinde parti başkanlarından herhangi birinin ifade ettiği karar olmaktan öte; daha önce de basına da yansıyan, MGK toplatısında da gündeme gelen MİT'in raporundaki görüşlerdir.
MİT Raporu'na göre; Öcalan'ı böyle tutmak PKK'yi kontrol altında tutmakta ve hareketsiz kılmaktadır ve bu hareketsizlik MİT'e göre örgütün parçalanıp dağılmasını getirecektir. MİT raporunda, "infaz"ın PKK'yi canlandıracağını da öne sürmektedir. Nitekim, toplantıda MİT'in bu raporu da enine boyuna gündeme alınmış olup; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bu raporun tartışılması sırasında "ikna olduğu" belirtilmektedir.
MİT raporundaki benzer görüşlerin MGK'da, Cumuhurbaşkanlığı'nda ve devletin diğer makamlarında kabulgördüğü de bilinen bir gerçek.
www.evrensel.net