Fotoğraf: AA

'Bugün yarından iyi'

"Daha az kârla satmamıza karşın satışlarımız azalıyor" diyen pazarcılar, her geçen gün alım gücünün düştüğünü ifade ediyorlar. Kazançlarının azalmasına karşın, otomatiğe bağlanan zamlar yüzünden giderlerinin sürekli olarak arttığını belirten pazarcılar, 'cepten harcamaya' başladıklarına dikkat çekiyorlar.

'Bugün yarından iyi'
Muzaffer Özkurt
"Geel. Geel. Ne alırsan 150 bin", "Sarı patates bunlar"... bağırışları içinde giriyoruz pazara. Pazarcılar soğuktan çatlamış ve morarmış elleriyle mallarını tezgâha dizerek, sergilerini daha dikkat çekici hale getirmeye çalışıyorlar. Bütün gün, o pazardan bu pazara dolanarak ekmek parası kazanmaya çalışan pazarcılar, her geçen gün eriyen kazançları ve artan giderleriyle ayakta kalmaya çalışıyorlar. Hayat tecrübelerinden "Bugün yarından iyi" yorumunu çıkaran pazarcılar, aynı zamanda insanların alım gücünün de her geçen gün azaldığını söylüyorlar. Bu kötü durumun düzeleceği söylemleri ise artık kimseye inandırıcı gelmiyor.
'Düzelecek diyenler parayı götürüyor'
Bir yıllık pazarcı olan ve pazarda biblo satan Mustafa Nalbantoğlu, soğukta ve ayazda ekmek paralarını çıkartmaya çalıştıklarını söylüyor.
"Geçen sene verdiğimiz kira ile bu sene verdiğimiz kira arasında büyük fark var. Geçen sene bir milyon veriyorduk, bu yıl önce 1.5 milyon lira yaptılar, şimdi de 3 milyon lira yaptılar" diyen Nalbantoğlu, bayram sonrası için kiranın 5 milyon liraya çıkarılacağını belirtiyor ve "Bibloyla işe başlamıştım, şimdi aldığım bibloyu bir sene önce şimdi aldığım fiyata satıyordum. O zamanlar üç tane satıyordum, şimdi sadece bir tane satıyorum" diyor. İnsanların alım gücünün çok fazla düştüğünü anlatan Nalbantoğlu, "Bu durum ha bugün ha yarın düzelecek" diyenlerin öteki taraftan kendileri için paraları götürdüklerini ve buna hiçbir yetkilinin de ses çıkartmadığını ifade ediyor.
'Her şey pahalı'
Necmettin Aksoy da 8 senedir pazarlarda patates, soğan satıyor. Aksoy, pazarcıların malları pahalıya sattığının söylendiğini, ancak her şeyin pahalandığını belirterek, "Benzin pahalı, mal Antalya'dan buraya kadar geliyor. Eskiden 200 milyondu, şimdi 500 milyona buraya kadar geliyor. 30 bin-40 bin lira kâr koyuyoruz" diyor. Pazara sabah geldiklerini ve soğuktan dolayı bir süre arabadan çıkamadıklarını anlatan Aksoy, geçen senenin kazancının bu seneye göre daha iyi olduğunu söylüyor. "Geçen sene 5 milyon arabaya mazot koyuyordum, depo doluyordu. Şimdi 20 milyon koyuyorum depo yarım olmuyor. Hayat pahalı. Alım gücü yok" diyen Aksoy, küçük patatesleri göstererek, "Bir sene önce bu patatesi 70 bin liradan veriyordum. Şimdi daha düşüğe 50 bin liraya veriyorum. Neden? Alan yok" diye yakınıyor. İki sene önce daha çok işi olduğunu vurgulayan Aksoy, akşama kadar neredeyse boş oturduklarına dikkat çekiyor. "Elektrik parası her üç ayda bir beş milyon geliyordu. Şimdi her ay 7-8 milyon geliyor. Kazancımız daha da düştüğü halde, yer parası olarak senelik yüz-iki yüz milyon lira para veriyoruz" diyen Aksoy, poşete bile zam geldiğini, kilosu 150 bin lira olan poşetin bu sene 500-600 bin lira olduğunu anlatıyor.
'Fakirin cebinden gidiyor'
6 senelik pazarcı olan meyve sebze satıcısı Ramazan Karataş, "Satışlar nasıl gidiyor?" sorumuza, "Bugün, yarından daha iyi" cevabını veriyor. Kazanç yönünden en kötü senenin bu sene olduğunu ifade eden Karataş, sorunlarının kriz boyutuna vardığını kaydediyor: "Durum çok kötü. Aldığımız malı zararına satıyoruz. Portakalı 200 bin liradan aldım, 200 bin liraya satıyorum. Ne yapayım başka çarem yok. İş yok."
Karataş, soğukta çalıştıkları için hastalandıklarını ama yine de çalışmak zorunda olduklarını belirtiyor. "Masraf cebimizden gidiyor. Elimizdeki sermaye gidiyor. Bir simit satsak, ancak o kadar elimizde kalır. Ampul başına elektrik parası olarak 250 bin lira veriyoruz. Şu anda altı lamba kullanıyorum. Yer parası olarak tahta başına bazı pazarlarda 1 milyon, bazı pazarlarda 6-7 milyona kadar çıkıyor. Belediye işgaliye olarak tahta başına 500 bin lira kesiyor" sözleriyle giderlerini bir solukta anlatmaya çalışan Karataş, "Durumun düzeleceğine dair bir umut varsa, çok memnun kalırız" diyor; ama arkasından şu sözleri ekliyor: "Bana sorarsan, ümidim yok. Ben bu durumun düzeleceğine inanmıyorum. Ne gidiyorsa fakirin cebinden gidiyor. Zengin zaten zengin. Fakir gittikçe sürünüyor."
www.evrensel.net