'Emek cephesini örmeliyiz'

EMEP Ankara Çankaya İlçe Örgütü Konferansı önceki gün yapıldı. Konferansta, sermayenin saldırılarını püskürtmenin yolunun emek cephesini örmekten geçtiği vurgulandı.

'Emek cephesini örmeliyiz'
Emeğin Partisi (EMEP) Ankara Çankaya İlçe Örgütü Konferansı önceki gün yapıldı. 60 kişinin katıldığı konferansta, özelleştirme, uyum yasaları, tahkim gibi sermayenin saldırılarına dikkat çekilerek, bunları püskürtmenin yolunun emek cephesini örmekten geçtiği, bunun için de Emek Platformu'nun yerellerde de hayata geçirilmesi gerektiği dile getirildi.
"Çalışma tarzı, birim örgütlenmesi, sendikal çalışma, günlük işçi basını, mücadele alanı olarak kültür-sanat, ulusal sorun, kadın ve gençlik sorunları" gündemleriyle yapılan konferansta, birimlerden gelen temsilciler, daha önce birimlerinde yaptıkları konferansların karar ve önerilerini ilettiler.
Hükümetin, IMF ve uluslararası tekellerin dayatmalarıyla işçi ve emekçilere yönelik saldırılarına vurgu yapılan konferansta, buna karşı işçi ve emekçilerin mücadelesinin, birimlerden başlanarak örgütlenmesi, 12 Eylül'ün ürünü olan iş yasalarının, sendikal yasaların değiştirilmesi talebinin gündeme getirilmesi istendi.
Sermaye ve belli çevrelerce "umut, her sorunun çözümü" olarak gösterilen Avrupa Birliği sürecinin emperyalizmin dayatması olduğu, bu süreçte işçi ve emekçilerin üzerindeki baskıların, saldırıların daha artırılarak, emperyalistlere "dikensiz gül bahçesi yaratılacağı" ifade edildi. Avrupa'da da demokrasinin olmadığı, var olanın işçi sınıfının mücadelesiyle kazandığı demokratik haklar olduğunun dile getirildiği konferansta, Avrupa ülkelerinde işçi haklarına yönelik saldırılar hatırlatıldı.
AB'ye endeksli süreç
Konferansta, "Kürt sorununun çözümü" olarak sunulan AB'ye endeksli sürecin, Kürt halkı üzerindeki emperyalist planlara hizmet edeceği ve bu sürecin bir parçası olarak GAP bölgesindeki uluslararası tekellerin yağmacı politikalarına dikkat çekilen konferansta, Kürt sorununun Türk ve Kürt işçi ve emekçilerin birlikte mücadelesinden geçtiğinin altı çizilerek, OHAL'in kaldırılması, köylülerin köylerine dönmelerinin sağlanarak, zararlarının tazmin edilmesi, kendi dillerinde eğitim hakkının sağlanması talepleri doğrultusunda mücadelenin sürdürülmesi istendi.
İlçedeki gençlik ve kadın örgütlenmesi konusunda bilgilerin aktarıldığı konferansta, sermayenin ve onun ideolojisinin bugün özellikle gençlik üzerindeki etkileri tartışıldı. Var olan sistemin bugün gençliğe sunacak hiçbir şeyinin kalmadığı, gençliğin geleceğine umutla bakamadığının altı çizilen konferansta, ilçede gençlik kolu oluşturulması ve çalışmaların bu kol üzerinden yürütülmesi kararı alındı. Gençliği kazanmanın geleceği kazanmak anlamına geldiğinin vurgulandığı konferansta, ilçede kadın komisyonunun oluşturulması, birim çalışmalarının yaşama geçirilmesi ve olmayan yerlerde yeni birim örgütlenmelerinin yaratılması kararları alındı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Işıkara: 'Çok katlı binalardan
    hepimiz sorumluyuz'
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, deprem bölgesinde yapılan çok katlı binalardan herkesin sorumlu olduğunu söyleyerek, bundan sonra çok katlı bina yaptırılmaması ve satın alınmaması gerektiğini ifade etti.
Işıkara, ilköğretim okullarına yönelik olarak İzmit'te düzenlenen konferansta öğrencilerin sorularını yanıtladı. Işıkara, Kocaeli'nde bir daha büyük bir depremin yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin sorular üzerine, "Bu bölgede bir daha böyle büyük bir deprem olmaz. Bunun için en az 100 yıl geçmesi lazım. Mesele burada bitti. Ancak, diğer bölgelerde ne olacağını bilemeyiz" dedi. Işıkara bir öğrencinin, "yıkılan binaların sorumlularının kimler olduğu" şeklindeki sorusuna karşılık, şöyle konuştu: "Deprem bölgesindeki çok katlı binaların sorumlusu bizleriz. Bundan sonra çok katlı bina yaptırmayalım, satın almayalım ve her şeyi sorgulayalım. Anne ve babalarımız da bu yanlışı yaptı, belediye başkanları da oy için çok katlara izin verdi."
Işıkara öğrencilerin diğer sorularını yanıtlarken de, "Hasarlı veya az hasarlı binaların kontrolünde sorunlar çıkmış olabilir. Bu deprem, doğru hasar tespiti yapabilecek mühendis sayısının da az olduğunu gösterdi. Bu amaçla 15 gün verilen kurslar, yetersiz kaldı" diye konuştu.
İstanbul depremi
Işıkara bir öğrencinin, İstanbul'da büyük bir deprem beklenip beklenmediği şeklindeki sorusu üzerine, "İstanbul'da yaşanabilecek olası depremin büyük bir yıkıma neden olacağını zannetmiyorum" dedi. Işıkara, şöyle devam etti: "Yalnızca, denetimsiz, çarpık ve dayanıksız binalar zarar görür. İstanbul'da yaşanacak bir depremi Kocaeli de hisseder ancak, etkilenmeyebilir. Dünyada her yıl 7 ve üzerindeki şiddetlerde ortalama 18 deprem meydana geliyor. Geçen yıl da 17 kez oldu. 2000 yılında ise ortalama 18 depremin olabileceği tahmin ediliyor. Her yıl, 6.5 ile 7 arasındaki şiddette ortalama 50, bundan daha aşağı şiddette ise 100'e yakın deprem oluyor. İnşallah bu yıl bizde şiddetli depremler olmaz."
Işıkara, eğitimde önemi olduğunu vurguladığı bu toplantıların sürdürüleceğini de bildirdi. Yıllar önce İzmit'e gelerek depremle ilgili konferans verdiğini ve bu konferansı 5 kişinin izlediğini kaydeden Işıkara, "Depremden bölgede en çok anne ve babalar etkilendi. Çocukların ise o kadar tedirgin olmadıkları gözlendi. Bunu bir çocuğun, (annem, babam beni daha çok korkutuyor) demesinden anladım" dedi. Konferansta, Hande Akbaş ve Serenay Tad adlı öğrencilerin depremle ilgili kompozisyonlarını da okudu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün onuruna verdiği yemeğe katılan Işıkara, öğlenden sonra da lise öğrencileri, Kocaeli Üniversitesi personeli ve yerel yönetimlerin temsilcileri için düzenlenen konferansta konuştu.
www.evrensel.net