Temel düşünce çocuğun yararı olmalı

İstanbul Çocuk Mahkemeleri 1.Başkanı Hakim Asaf Arısoy, çocukla ilgili girişimlerde temel düşüncenin "çocuğun yararı" olması gerektiğini belirterek, her ilde çocuk mahkemesi kurulması ve çocuklara kelepçe, zincir gibi aletlerin takılmasının yasaklanması gerektiğini ifade etti.

Temel düşünce çocuğun yararı olmalı
Çocuk hukukunda bulunan bazı eksikliklerin giderilmesini isteyen uzmanlar, bunun için yasa ve kurumların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirttiler. İstanbul Çocuk Mahkemeleri 1. Başkanı Hakim Asaf Arısoy, korumaya muhtaç ve suçlu çocuklar hakkında karar verilmeden önce, çocuğun kişiliği ve içinde bulunduğu koşullar konusunda uzmanlar tarafından inceleme yapılmasının zaruri hale getirilmesini istedi. Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi üyesi ve İstanbul Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Seda Akço ise, çocukların yargılanmasında iyileşme sağlanması için yasal reformların yeterli olmadığını belirterek "Personel, alt yapı ve destek kurumlarında da reforma ihtiyaç vardır" dedi.
Çocuklar kelepçelenmesin
Anadolu Ajansı muhabirinin sorularını yanıtlayan İstanbul Çocuk Mahkemeleri 1. Başkanı Hakim Asaf Arısoy, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni onayladığını hatırlatarak, öncelikle 2253 sayılı Çocuk Mahkemeleri Kuruluş ve Görev Usulleri hakkındaki yasanın bazı maddelerinin değiştirilmesinin uygun olacağını söyledi.
Arısoy, Çocuk Mahkemeleri'nin 11-15 yaşındaki çocukların işlediği suçlara baktığını ifade ederek, "11 yaş sınırının 12 yaş bitimine çıkarılması ve Çocuk Mahkemeleri yargı yetkisinin 18 yaşından küçük tüm suçlu çocukları kapsayacak biçimde genişletilmesi gerekli" dedi. "Korumaya muhtaç ve suçlu çocuklar" hakkında karar verilmeden önce, çocuğun kişiliği ve içinde bulunduğu koşullar konusunda uzmanlar tarafından inceleme yapılmasının zaruri hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Arısoy, çocuklara zincir, kelepçe gibi bazı aletlerin takılmasının yasaklanması ve savcılara bazı suçlarda kamu davası açılmasını erteleyebilme yetkisi verilmesi gerektiğini söyledi. Arısoy "Yargılama dahil olmak üzere çocukla ilgili bütün girişimlerde çocuğun yararı temel düşünce olmalı. Düzenlemeler yapılırken bu ana hedef gözetilmeli. Bu nedenle suç oluşturan eylemi için, suçun önemi ve ayrılığı gözetilerek, ceza yerine sosyal ve itici tedbirler uygulanmalıdır. Kurumlar buna göre şekillendirilmelidir" diye konuştu.
Ceza değil tedbir
Arısoy, geçen ay tüm çocuk mahkemelerindeki psikolog, hakim ve savcıların katıldığı bir seminer yapıldığını, seminer sonucunda da çocuk yargılaması konusunda bazı değişikliklerin yapılması yönündeki isteklerin Bakanlığa iletildiğini söyledi. Trabzon, Ankara, İzmir ve İstanbul'da olmak üzere Türkiye'de sadece 4 ilde Çocuk Mahkemeleri bulunduğuna dikkat çeken Arısoy, "Çocuk her yerde çocuktur. Her yerde bu mahkemelerin kurulması lazım" dedi. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre, çocukların özel bir yerde korunması gerektiğini belirten Arısoy, çocuğa ceza yerine tedbir verilmesinin öne çıkarılması gerektiğini vurguladı. Arısoy, bunun 2253 sayılı kanunda yer aldığını, çocuğu tedbir olarak korumaya alacak yerlerin var olduğunu, ancak bu kurumların tam olarak bu şekilde verilmiş tedbirleri uygulayacak halde bulunmadığını bildirdi. Bu nedenle, çocukların genellikle anne-babasına geri verildiğini ve aileye de nasihatte bulunularak, "çocuğuna mukayyet ol" denildiğini ifade eden Arısoy, çocuğun güvenilir bir aile yanına verilmesi ya da bakım ve yetiştirme kurumlarına yerleştirilmesi gibi tedbirlerin ise yeterince yaygınlaşmadığı için uygulanamadığını kaydetti.
Davaların yüzde sekseni hırsızlıktan
Hakim Arısoy, mahkemelerinde 3 bine yakın dosya bulunduğunu ve güne 50-60 dosyaya baktıklarını anlatarak, davaların çokluğundan yargılama sürelerinin de uzadığını söyledi. Çocuk Mahkemeleri'nde davalara heyet halinde bakıldığını ifade eden Arısoy, ağır cezalık davalar dışında, davalara tek hakimin girmesinin süreyi kısaltacağını belirtti. Arısoy, Çocuk Mahkemeleri'nde davaların gizlilik esasına göre görüldüğünü, yayın yasağı olduğunu ve kararların da gizli verildiğini kaydederek, basının da çocuk suçlarına ilişkin haberlerde titiz davranmasını istedi. Ağır cezayı gerektiren suçlar dışında çocuklara 7 yıldan fazla ceza verilemeyeceğini, cezası 1 yıla kadar olan suçlarda ise ağır para cezası ya da tedbir verildiğini söyleyen Arısoy, çocuk davalarının yüzde 80'inin hırsızlık fiilinden olduğunu bildirdi. Çocuk mahkemelerinde avukat bulundurma zorunluluğuna da dikkati çeken Arısoy, açılan her dava için baroya başvurularak avukat talep edildiğini, avukat olmadan sorgulama yapılamadığını sözlerine ekledi.
Yasal reformlar yeterli olmaz
Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi üyesi ve İstanbul Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Seda Akço ise, hızlı ve çarpık kentleşmenin olumsuz etkileri altında yaşayan çocukların suç işleme veya suçun mağduru olma riski altında bulunduklarını söyledi. Akço, Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi'nin gerçekleştirdiği "Çocuk ve Demokrasi: Küçüklere Özgü Yargılama Hukuku" başlıklı sempozyumun sonuç bildirgesine atıfta bulunarak, çocuklara ilişkin tüm yasalarda BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, Pekin, Havana ve Riyad İlkeleri'ne uygun düzenlemeler yapılmasına özen gösterilmesi gerektiğini söyledi. "Çocukların yargılanmasında iyileşme sağlanması için yasal reformlar yeterli değildir, personel, alt yapı ve destek kurumlarında da reforma ihtiyaç vardır. Çocukların yargılanmalarına ilişkin yasal mevzuatımızın BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Pekin, Havana ve Riyad İlkeleri'ne uygun hale gelmesi için yasal değişikliklerin ivedilikle yapılması gereklidir" diyen Akço, çocukları suçtan korumak için önlemler alınması gerektiğini belirterek, bu konuda aile, merkezi ve yerel yönetimlere görevler düştüğünü söyledi.
www.evrensel.net