Hesap sormanın önü kesiliyor

Deprem bölgesinde depremzedelere gerekli yardımlarda bulunmayan devlet, kendi üstündeki sorumluluğu atmak için, ayrımcılık yaparak insanları birbirine düşürüyor.

Hesap sormanın önü kesiliyor
Muzaffer Özkurt
Deprem bölgesinde insanlara yardım elini uzatmayan devlet, kendi üstündeki sorumluluğu atmak için, insanları birbirine düşürüyor. Depremzedeleri sürekli olarak yardım peşinde koşmak zorunda bırakan bu politikalar sonucu bölgedeki yardımlaşma, dayanışma ve hesap sormanın önü kesilmeye çalışılıyor.
Bölgede, çadırkentler için yardım almak ise başka bir problem. Çünkü normal yollarla istenen ihtiyaçlar için 'yok' diyen kriz merkezleri, ancak iş kavga ve tartışmaya dönüşünce bir miktar yardımda bulunuyorlar. İnsanlar ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sürekli olarak kriz merkezleri ve yetkililerle tartışmak ve gerektiğinde kavga etmek zorunda kalıyorlar. Düzce merkezinde bulunan Heykel'de kurulu çadırkentin yöneticisi Cafer İnan da bu mücadeleyi veren depremzedelerden sadece birisi.
Karmaşa yaratıyorlar
"Bu çadırkentin en büyük sorunu olan ve insanları bu hengamenin içinden çekmeye çalıştığımız noktalar var. Biz bu hengameden insanları çekmeye çalıştıkça yenisi başlıyor. Hengameden kastım bir insanı bir poşet peşinde koşturmak. Devlet bundan vazgeçmediği gibi bu durumu körüklüyor. Böyle yapmasalar depremzedeler içinde bulundukları durumu değerlendirerek, hesap sormaya başlayacaklar" sözleriyle devletin deprem bölgesi politikasını özetleyen İnan, "İşte bu nedenle onlar hengameden yanalar ve biz de inatla bu hengamenin ortadan kaldırılmasını istiyoruz" diyor.
Vitrini bozuyorlarmış!
Kendi çadırkentlerinin Düzce'deki en berbat çadırkent olduğunu dile getiren İnan, bu durumun nedenini ise şöyle özetliyor: "Düzce'nin vitrini burası. Parkının, heykelinin bulunduğu, insanların gezdiği mekanların olduğu yer. Görüntüyü bozuyor diye buradaki çadırkentin kalkmasını ve insanların buradan gitmesini istiyor yetkililer." Belediye zabıtalarının iki haftadan beri "Bayramdan sonra kaldırmazsanız sizi buradan jandarmayla atacağız" tehdidinde bulunduğunu anlatan İnan, bu yüzden depremzedelerin gergin olduğunu, ancak sonuna kadar direneceklerini belirtiyor. Kendilerine 'Gidin' diyen yetkililerin bu duruma karşılık bir yer gösterermediklerini ifade eden İnan, "Asgari düzeyde insanca yaşam sürdürebileceğimiz, yiyecek ihtiyaçlarının karşılandığı bir yer göstermiş değiller. Mağduriyetimizi gidermek konusunda bir girişimleri yok, buna rağmen 'Gidin' diyorlar. 12 Kasım'da bu kadar hayat kaybının olmasının nedeni de zaten devletin evine gir çağrısı idi" sözleriyle tepkisini dile getiriyor.
Yardım edilmiyor
Çadırkenti kaldırmak için devletin buraya 40 gündür doğru düzgün yardım etmediğini dile getiren İnan, şunları anlattı: "Kendi imkanlarımız ve bazı kitle örgütlerinin yardımlarıyla ayakta duruyoruz. Kriz merkezine gittiğimizde aldığımız cevap 'Yok' oluyor. 'Ne istiyorsunuz?' diyorlar, bizde listeyi veriyoruz, cevap yok. Peki ne var? Makarna. Bu zaten bizde de var. Yardım alabilmek için kavga etmeye zorlanıyoruz. Yakında suyu, elektiriği de kesecekler. Bir de bunun adına 'hayatı normalleştirme' diyorlar. Aslında, insanların cebindeki üç kuruşu çalmanın hesabını yapıyorlar."
Sorun belirsizlik
Kendi içinde bulundukları durumun tüm çadırkentler için de geçerli olduğunu anlatan Cafer İnan, sorunun çözümünün insanların kendi geleceklerini belirlemesinden geçtiğinin altını çizdi. Depremzedelerin temel problemininin geleceğe dair umutsuzluk ve belirsizlik olduğunu anlatan İnan, bu sorunları gidermek konusunda hiçbir girişimde bulunulmadığına dikkat çekti.
Medyadan pembe tablo
Televizyon ve gazetelerde çıkan haberlere de değinen İnan, "Söylendiği gibi burada hayat mükemmel değil. Sanki büyük sorunlar halledilmiş gibi bir tablo çiziliyor. Sanki, su elektirik, aş, kazak, gömlek bedava. Devlet para, harçlık veriyor, paralar havada uçuşuyor. Bu yayınları görenler, artık depremzedelere yardım da etmiyor, hatta adeta bize imreniyor" diyerek, medyada çıkan haberleri de eleştirdi.
'İnsani yön ortaya çıkmalı'
Devletin, depremzedeler arasında çekişme yaratma politikasını, kendi çadırkentlerinde kırdıklarını anlatan Cafer İnan, sözlerini şöyle bitirdi: "Ortam değiştiği zaman, yani dayanışmanın olduğu yerde her şey daha güzel oluyor. Biz insanların insan yönünün ortaya çıkartmak istiyoruz, karşı taraf tam tersini körüklüyor." src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Putin'den AB'ye sert mektup
Çeçenya'da Rus birlikleri ile Çeçen milisler arasındaki çatışmalarla ilgili olarak çelişkili haberler gelmeye devam ederken, Rus yönetimi, Avrupa Birliği (AB)'ne, yalnızca Çeçenya'nın Rusya'nın bir parçası olduğunu kabul edenlerle görüşmekten mutlu olacağını bildirdi.
Baltık zirvesi yapıldı
Finlandiya Başbakanı Paavo Lipponen, Rusya Devlet Başkan Vekili Vladimir Putin'in AB'nin Çeçenya konusundaki eleştirilerine cevaben bir mektup gönderdiğini söyledi. Almanya'nın Kiel kentindeki Baltık ülkeleri toplantısında Almanya Başbakanı Gerhard Schröeder, Danimarka Başbakanı Poul Nyrup Rasmussen ve İsveç Başbakanı Goran Persson ile yaptığı görüşmeden sonra yaptığı açıklamada Lipponen, "Putin'in, Çeçenya krizine nihai çözümün siyasi olacağını ve Rus hükümetinin, federasyonun bütünlüğünü kabul eden herkesle görüşmeye hazır olduğunu belirttiğini" söyledi.
"Putin, Rus hükümetinin, BM, Kızılhaç ya da AB gibi uluslararası örgütlerden insani yardım kabul etmeye hazır olduğunu teyit ediyor" diye konuşan Lipponen, Rusya'nın, "AB ile stratejik ortaklık geliştirmek ve karşı karşıya olduğu sorunları AB'den anlamasını istediğini" belirtti. Finli bir yetkili de, Putin'in verdiği mektubunun tarihinin 30 Aralık olduğunu söyledi.
Avrupalı liderler, İstanbul'da yapılan AGİT Zirvesi'nden sonra yaptıkları açıklamalarda, Rusya'nın siyasi çözüme yakın olduğunu iddia ederek, zirvenin kendileri açısından başarıyla sonuçlandığını savunmuşlardı.
Şali'de şiddetli çatışmalar
Çeçen kaynakları, Şali'ye düzenledikleri saldırıda, bu kentteki Rus birliklerinin general rütbeli komutanını öldürdüklerini ve kenti tamamen ele geçirdiklerini öne sürdüler. Çeçen kaynakları tarafından İnterfaks'a yapılan açıklamada, başka bir ayrıntı verilmedi.
Rus birliklerinin Doğu Cephesi komutanlığı kaynaklarının açıklamasına göre, Şali'de çatışmalar devam ediyor. Moskova'da ve bölgede üst düzey komutanların "Şali'de durum kontrol altına alındı" yolunda açıklamalar yapmalarına karşın, bu kaynaklar, kentte her iki tarafın merkezdeki çeşitli binalara mevzilendiğini, şiddetli çatışmaların yer yer devam ettiğini belirttiler. Bu arada Rus birlikleri, Gudermes'e de takviye göndermeye çalışıyorlar.
Putin kabineyle oynuyor
Öte yandan, Rusya Devlet Başkan Vekili Vladimir Putin, hükümette bazı görev değişiklikleri yaptı. Putin'in basın sözcülüğünden dün yapılan açıklamaya göre, başbakan yardımcılarının statüleri ve görevleri değiştirildi.
Yeltsin'in adamları da var
Başbakan Birinci Yardımcısı Viktor Hristenko'ya Başbakan Yardımcılığı görevi verilirken, kararnameye göre tek olacak olan başbakan birinci yardımcılığı görevine Maliye Bakanlığı görevini de yürütmekte olan Mihail Kasyanov getirildi. Çeçenya'ya yönelik saldırıların ön plandaki isimlerinden Acil Durumlar Bakanı Sergey Şogu'ya, aynı zamanda Başbakan Yardımcılığı unvanı verildi, daha önce Başbakan Birinci Yardımcısı olan Nikolai Aksyonenko bu görevden alındı. Aksyonenko, Demiryolu Bakanı olarak görev yapacak.
Putin'e yedi yardımcı
Sözkonusu yeni kararnameye göre, başbakanın toplam yedi yardımcısı olacak, bunlardan biri Rusya hükümetinin Çeçenya'daki temsilciliği görevini de üstlenecek.
İstifa eden Devlet Başkanı Boris Yeltsin'e en yakın isimler arasında bulunan Kremlin Sarayı Gayrimenkul İdaresi Başkanı Pavel Borodin de, bu görevinden alındı. Borodin, Yeltsin ve ailesinin de isminin geçtiği yolsuzluk iddialarına dahil olan isimlerden biri.
www.evrensel.net